Bir “iş” görüşmesi!

bir-is-gorusmesi

21 Kasım 2015 Cumartesi

İstanbul’dan beni sürekli izleyen, lakabı Aşçı başım olan Ezgi sabah vakitlerinde haber verdi!

-Sana bir görüşme ayarladım buraya gelebilir misin Apo?
-Ahhh, tabiki de.
-Tamam, Kübra adında bir arkadaşım var. Numarası şu, ara onunla konuş.
-Anlaştık.

Kübra hanım ile konuştuktan sonra, pazartesi (23 Kasım) öğle saat 13:00’te görüşme yapacağımıza dair randevulaştık. Ve ben ansızın bilet alıp (her zamanki gibi spontane gelişmeleri deli gibi seven adam olarak) kendimi İstanbul’a attım.

Bu iş görüşmesi dışında aynı zaman da Periscope’ta beni daimi izleyen sevdiklerimle de yüz yüze görüşme imkanım olacaktı. Bunu başka bir yazı da anlatabilirim.

Görüşmeye gitmeden önce şirket hakkında biraz araştırma yapmak için web sitesine girdim ve “Yapım aşamasında” tablosu eski anılarımı canlandırdı. “Hala yapım aşamasında diye web sitesini bırakan şirketler kaldı mı yahu?” sorusu devamında aklımda canlandı. Şirkete not vermek istiyorum sonuçta, gideceğim yer hakkında bilgi almalı ve dersime çalışmalıyım. En önemlisi hayatımda ilk defa bir iş görüşmesi yapacağım “iş isteyen” pozisyonunda.

Ahh söylemi bile bende tuhaf duygulara sebebiyet veriyor. (Beni tanımıyorsanız neyden bahsettiğim hakkında pekte bir fikriniz yok demektir.)

Ne de olsa çocukluğundan bu yana (10 yıl) hep kendi işlerini yapan, kuran, batıran bir insan var. (Batırma konularını başka hikayelerde anlatacağım, “keşke çok suçum olsa da batsam ders çıkarırdım”diyorum her zaman…)

Şirketin yapım aşaması sayfasında, facebook,twitter,instagram ve adres bilgileri dışında belirttiği bir bilgi yok. “Hadi o zaman sosyal medya hesaplarını inceleyelim” diyerek başlıyorum ulaşabileceğim bilgilere.

Şirket, açık hava reklam şirketi. Binaları reklamlarla giydiren şirketler gibi ve gerekse Ezgi gerekse de gittiğimde gördüğüm ortam kesinlikle “iyi” bir şirket izlenimi verdi bana.

Yapacağım ilk iş görüşmesi için ideal bir yer!

İçeri girdim, samimi bir ortam var, herkes güler yüzlü, biri geldi

-Merhaba ben Sadık, sizinle ben görüşeceğim bir şey ister misiniz?”

En şirin ve sevecen tavrım geldi içimden, çünkü ortam gayet leziz. “Bir su alabilirim, şimdiden çok teşekkürler”

Yukarı çıktık ve o sırada bir kaç kişilik gruptan biri “Bizim için gelmiş” dediğinde “hmmm bekleniyorum” dedim. Çünkü Kübra “Bizde senin gibi birini arıyorduk, elini çabuk tut tam aradığımız kişisin” dediğini hatırladım.

Nasıl birini aradıklarını söyleyelim.

Sosyal Medya sektörüne daha güçlü ve iddialı olarak giriş yapmayı hedefliyorlar. Bu sebeple de mevcut ekibi yönetecek ve yönlendirecek birini arıyorlarmış. Ahh tam benlik gibi duruyor!

Sadık bey ile yukarı çıktık. Elinde iki su bardağı, birini bana uzattı. (Biliyorum, kurumsal bir davranış değil ama, Ahh çok tatlı, ortam hala samimi). Ne de olsa, kasvetinden ölebileceğin boyutta kurumsallık aptalca artık.

Oturduktan sonra onu gözlemlemeye ve dinlemeye başladım. Şirket hakkında bir dizi bilgi aktarmaya başladı ve heyecanını gözlemlediğim de “Acaba ben yatırım şirketinden geldim de, şirketlerine yatırım mı yapacağım?” diye düşünmeden edemedim 🙂 Müşterilerimiz şunlar ve bunlara hizmet veriyoruz vs…

Eminim bunları tabiki de beni nasıl bir iş bekliyor diye anlattı ama gerekse sıralama gerekse de tavırlara bakıldığında “ben durdum, onlar mı geldi” diye tebessümlü düşünceler geçti aklımdan.

Evet kesinlikle karşımda benden daha heyecanlı biri vardı. Bir yanım onu dinlerken diğer yanım onu gözlemliyordu. “Seçtiği kelimeler, kelimeler arasındaki duraksamalar, sesinin hafif titremesi oturuş pozisyonu…”

Ben daha kararlı ve kendine güvenen biri gibi duruyordum ve bu durum onun bana samimi gelen bu tavrından dolayı havayı yumuşatmam gerekeceği düşüncesine itti. Ve topu bana atacak cümleyi kurdu.

-Bizden bu kadar “Siz kendinizi tanıtır mısınz?”

Top bendeydi ve kendimi satmam gerekiyordu!

Kısaca bahsettim, burada sadece ana cümleleri aktaracağım size ve bu cümlelerin tamamı samimi, içten tebessümlü bazen ise ufak sesli kıkırdamalı oluyordu.

Yaklaşık 10 yıldır hep kendi işlerimi yaptım, Yazılım şirketim vardı. Battı! (Kısaca batış hikayemi anlattım, hoşuna gitmişti)
Sonra sosyal medya ajansı kurdum. Ve o da kısmen aynı sebeplerden dolayı (Ahhhh Diyarbakır) küçülmeye başladı ama ben bıraktım ve şehirden çıktım. Eskişehir’e geldim, büyük bir boşluk var şehrin sosyal medya sektöründe, belki orayı kullanırım. Sonra sizinle görüşme çıktı ve buradayım bakalım artık! (Hoşuna gitmişti)

-Hep kendi işlerimi yaptığım için hiç CV hazırlamadım, ki zaten CV’leri samimiyetsiz kağıt parçaları olarak görüyorum. Özellikle sosyal medya gibi iletişimin merkezinde olan bir mecra da! Çünkü ben birini işe alırken onun sosyal medya hesaplarına bakıyorum ve onun hakkında edinmem gereken neredeyse bütün bilgiyi alıyorum. Tabi kişinin hesaplarından kişinin karakterini analiz edebilecek yeteneğiniz var ise! Ayrıca kişisel blog adresimde her şey yazıyor. lunaticim.com!

dedikten sonra kalktım ve yakınına oturdum. Çünkü konu Periscope yayınlarına gelmişti. Ve ben en çok o mecrada aktif olarak bulunduğumu belirttim. Sonrasında ise 22 Haziran Pazar günü yaptığım “Taksi/Dolmuş’ta Periscope tanıtımı” başlıklı maceramın tekrarının önemli anlarını izlettim.

-Evet çok haklısınız! belli oluyor yönetici vasıflarınız var! Belki Payidar hanım sizi farklı pozisyonlar için düşünür. (Ahhh, evet yeniden yapılanmaya giden şirketleri seviyorum. Daha esnek ve yeniliklere daha açıklar. Her şey iyi gidiyor.)
-Peki, analiz, raporlama ve monitoring hakkında bilginiz var mı?
-Evet hatta size şunu diyebilirim ki birçok şey hakkında bilgim var. Ve teknik bilgi (İleri seviye mesleki bilgi) gerektirmeyen her şey hakkında bilgim var ve olmasa bile dünyanın ilk doktoru bu işin eğitimini almadı ya da ilk mimarı! (Kaç insan mülakatta böyle konuşur ki?)
-Kesinlikle haklısınız. (Yine hoşuna gitmişti)

-Başka neler yaptınız Abdullah bey?
-Aynı zamanda iş geliştirme uzmanıyım. Şirketlerin a noktasından b noktasına nasıl gidebileceğini ya da daha iyi gidebileceğini raporluyorum. Bana sohbetimizin en başında “potansiyelimiz var ama kullanamıyoruz” dediğiniz de iyi bir noktaya değindiniz. Şöyle düşünün. Asırlarca güneş enerji verdi ama güneş enerjisi teknolojisi üretilene kadar bu enerji heba edildi. Potansiyel vardı ama kullanılamadı. Ya da geri dönüşüm tesislerini düşünelim, yine asırlarca çöpleri yaktık halbuki geri dönüşüm ile çok daha fazla fayda sağlayabilirdik. Bunun gibi, şirketinizi beş gün inceler ve size “bakın bunlar burada duruyor, şöyle imkanlarınız var ama farkında değilsiniz” gibi raporlayabilirim…
-Tamam üstlerime aktaracağım. (Galiba aşırı yükleme yapıyorum diye düşündüm.)

Sohbetin sonuna geliyorduk ve ben samimiyetle devam ediyordum.

-Bu arada isminizi tekrar söyler misiniz lütfen?
-Sadık.
-Sadık bey ayrıca bir ilkimi aldınız biliyor musunuz?
-Aaaa, nedir o?
-Hayatımda ki, ilk mülakatta iş veren pozisyonundaydım. Ve bu 10 yıldır böyle sürdü. İlk defa siz bu nokta da karşımdasınız. 🙂 Bu sebeple sizi unutmayacağım. (Senin de beni unutmayacağını biliyorum bebek…)
-kikikikikikik 🙂

-Size 3 gün içinde döneriz Abdullah bey.
-Ahhh, bu söylediğimi ukalaca ve küstahça algılamayın lütfen ama mümkünse bana daha kısa döner misiniz lütfen? Çünkü, Eskişehir’e geri dönebilirim ve gereksiz yere zaman harcamak istemiyorum. (Her zaman ki gibi çok şekerim)
-Tabiki, bu akşam ya da yarın size dönüş yapacağız!

Keyifle çıktım ve beni Periscope’tan uzun süredir izleyen, bir önceki gece beni evinde ağırlayan ve beni bekleyen Yalkın’ın yanına gittim. İlk kurduğum cümle “eğer ki, bu adam bize çok fazla hepimizi işimizden eder” gibi bir görüş belirtmezse galiba işi kaptım ama yine de heveslenmeyelim dedim.

Yine sıradışı bir şey yapmış ve fazlası ile keyif almıştım…

Özgün’ün yanına gittik ve akşama doğru telefon geldi. Payide hanım arıyordu.

-Efendim.
-Merhabalar Abdullah bey, ben Payide bugün şirketimize bir iş başvurusunda bulunmuştunuz.
-Evet, buyrun Payide hanım. (Yine çok sevecenim)
-Sabah vakti sizden önce görüştüğümüz arkadaşı işe aldık biz, bu sebeple datalarınızı (çoktan aklımdan onlarca ihtimal geçer bir halde tek başıma beyin fırtınası yapmaya başlamıştım.) kayıt edecek ve pozisyon oluşursa sizinle iletişim kuracağız.
-Hı hı, tabi tabi evet… (Samimiyetsizliğin dibindeyim!)

Bir saniye yahu! Ne oldu, benim bilgi edinme hakkı kanununun bana vermiş olduğu haklar var.  (Bu ülke de süs niyetine var, süs!) Ve bu bilgi değil, bildiğin baştan savmak!

Bir kaç dakika sonra Kübra hanımı aradım ve telefonu açış şeklinden gergin,yoğun olduğuna karar verip tekrar en sevecen ve samimi halim ile “Sadık bey ile görüşebilir miyim?” dedim. Tabiki, sizi arattırıyorum diyerek telefonu kapattık. Bir kaç dakika sonra Sadık bey bana geri dönmüştü.

-Buyurun Abdullah bey?
-Merhabalar Sadık bey, Payide hanım bana geri dönüş yaptı. Bilginiz var mı?
-Yok hayır, sizden sonra şirketten çıktım ve ne olduğunu bilmiyorum.
-Benden önce biri ile görüşmüş ve işe almışsınız? (Ne ayak len modundayım biraz)
-Bilgim yok gerçekten. (Kaçamak cevaplar gibi, hatta şaşırma bile yok! Bu adam sabah bana yönetici filan diyordu yahu)
-Peki nedeni hakkında bilginiz olabilir mi?
-Hayır Abdullah bey. Ben 20 kişi ile görüşme yaptım ve (rakamın 20 olduğuna inanmama hakkımı kullandığım yer burası) hepsini ona sundum. Sizin hakkınızda da olumlu görüş belirttim ama sonuçta son kararı veren onlar.
-Tabiki Sadık bey ama kişisel gelişimime katkı amaçlı soruyorum belki bana yanlışımı öğretebilirsiniz. (İtiraf ediyorum, sadece öğrenmek için samimi olmadığım bir cümle kuruyorum, çünkü siz bana samimi değilsiniz! Belki öylesiniz ama beni buna inandıramadınız!)
-Gerçekten akıllarından ne geçtiğini ya da ne sebeple olduğunu bilmiyorum. (Yalannnn söylüyorsunnnn kahpeeee -Kadir İnanır Mode On)
-Benim Sapık bir beynim var ve…
-Est Abdullah bey.
-Yok yok gerçekten var. Ben bunu kabul ediyor ve kurduğum her cümlenin her olayın sizin kafanızdaki yansımasını da düşünüyorum! Bu sebeple de acaba ne olmuş olabilir diye merak ediyorum.
-Gerçekten bilmiyorum Abdullah bey.
-Tamam, peki ben sizin enerjinizi sevdim. (Gerçekten sevmiştim. Bknz: Mişli geçmiş zaman) Ve mümkünse biz irtibata devam edelim. Twitter’dan beni takip eder misiniz lütfen?
-Bende sizin enerjinizi sevdim, tabiki de. (Yine samimi değil sesi, kesinlikle bir şeyler olmuş.)

Kapattık ve ben yüzlerce ihtimal ile başbaşa kaldım. Şimdi ise kendi kişisel gözlemlerimi paylaşacağım.

1-Maaşı hiç konuşmadık. Gerçekten aklıma o an gelmedi. Sonuçta hayatımda ilk defa bu durumdayım. Bu şirket düşük bir maaş düşünüyordu ve bana bu rakamı sunduklarında “sizinle olmaz” diyebilme ihtimalimden dolayı onlar reddedileceğine beni reddettiler.
2-Bu adam bize çok fazla. Bağlantılarımıza girer ve hepimizi işimizden eder.
3-CV’si yok, sallıyor bu adam.
4-Fazla özgüvenli.
5-Referansları kuvvetli değil!
6-Diyarbakır’lı!
.
.
.

Şimdilik başka bir şey bilmiyorum ama objektif olarak baktığımda neden yıllardır kendi işimi yapma kararımın arkasında kaldığımı kendime tekrar tekrar kanıtlıyorum. Onlara “işe aldığınızı getirin karşıma ve sidik yarıştıralım onunla” demek istedim mesela. Sizin işinizi istemiyor ama size bundan sonraki işe alım kararlarınız da daha doğru kararlar alabileceğinizi öğreteceğimi biliyorum. Tabi ki arada referanslar, torpiller vb. bir çok değişken olabilir. Ama o zaman “bizi uçuracak bize çok şey katacak prezantabl, ekip ile uyumlu vs…” gibi klişe ilanlardan uzak duracak ve “verdiğimiz parayı kabul eden, itiraz etmeden ne dendi ise onu yapan vs…” gibi söylemlerde bulunacaksınız.

Belki bu anlattığım parantez içleri ya da kendi öngörülerimin tamamı yanlıştır. Geri zekalı olan benim. İhtimaller dahilinde olabilecek olan şeyler. Yalnız sonuç ne olursa olsun, samimi bir yanıt almayı herkes hak eder…

Daha çok şey anlatırım çok şey yazarım ama şimdilik bu kadar yeter.

Belki onları arar ve “şu son yazımı okuyun” bile diyebilirim.

Bakalım artık…

Bir sonraki anlatım değeri olan yazıma kadar hoşçakalın 🙂

 

16 Responses to “Bir “iş” görüşmesi!

  • Seninle az biraz konuşmuştuk diyarbakirin kaderi demistik. Senin tabirinle “beyinlere boşalmani” cok seviyorum. Bunu farkedecek kadar zekisin ki, seni dinledigimde (yuzyuze gorusebilmis biri olarak) senin ilk gunde yaptigin gibi seni inceledim. Evet, bu adamdan bir seyler alabilirim dedim. Dikkatle dinledim, okudum, takip ettim. Çok uzulsem bile gitmene, evet bu adam burda harcaniyor,gitmesi iyi olacak dedim. Şunu soylemek isterimki yonetmek istiyorlar anladigim kadariyla. Ama senin oyle bir potansiyelin, yonetici ruhun varki, biz degil o bizi yonetir lan! Dusuncesiyle kem kum dediler, olmadi. Bana fikrimi soracak olursan ; kendi işinin ustunden hayatina devam etmelisin. Çunku sen gerçekten yonetilirsen sen olmazsin. O lider Ruhunu kiralarsim ayda aldigin maaşa. Sana destek alma! Demiyorum yada artik iş gorusmesi yapma! Da.. Ama liderinin sen olacagi bir is yap. Ya ortak ol\bul. Yada buyumeye bak.
    Ne umutlarla okudum, heheyt bee apo. Dedim ki şu biz size donecegiz meselsinden sonra bozuldum. Ben boyle dusunuyorum, sende bi bu yazimi duşunsen iyi olur. Kendini daha iyi taniyorsun cunku..

    • Ahhh benim güzel kardeşim 🙂 Ne de güzel yazmış ve düşüncelerini ne kadar da güzel belirtmişsin. Yazdığın her bir kelimenin tamamen içinden geldiğini biliyor ve yazdığın her bir kelimeyi oluşturan parmaklarını öpüyorum 🙂

  • Onları ara ve şu son yazımı okuyun de bence. Seni kaybettikleri için batsın bu şirket

    • Bunu yapmayı düşünüyorum ama doğru zaman şu an değilmiş gibi hissediyorum 🙂 Yaparsam kesinlikle haberiniz olacak.

  • Kesinlikle onlara fazla gelmişsin! (tamamen objektif bakıyorum) zira defalarca iş görüşmesi yaptım, bir kere bile “biz sizi sonra arayacağız” gibi bir cümle duymadım. Kendimce kendimi iyi sattığımı düşünüyorum yada dediğin gibi onlar ne derse “aynen” diyebilecek biri olarak görüldüm sadece (ki eğer öyleyse kendi adıma bi miktar üzülmüş olacağım) Ama bu kadar girişkenlik yada özgüven diyeyim insanımızı korkutur, ürkütür. Yönetici vasfın varsa Rakipsin! “Bize koltuğumuzu elimizden alacak adam değil, bize koltuk olacak adam lazım. Hadi naş..” deyiverirler işte. Ahh pardon ya onu bile diyememişler ki 🙂

    • Halbuki “biz sizi arayacağız/döneceğiz” cümlesi çok klişedir. Şimdiye kadar çok fazla duyman gerekiyordu. Duymamış olman da konuştuğun şirketlerin daha da ilginç olduğunun ayrı bir kanıtı olmuş 🙂

      Ve evet kesinlikle bu var. Yönetmek istiyorlar, sürü psikolojisi istiyorlar. Baktığında her iş veren vasıflı ekip arkadaşları arıyor gibi görünüyorken, o vasfın hak edeceği ücretlerden düşün ücretler vermek istiyor. (Kurumsal şirketler haricinde)

      Bakalım zaman neleri gösterecek…

  • İlk öncelikle yine keyifli bir yazıydı. Ve dikkatimi çeken bir diyalog “Size 3 gün içinde döneriz Abdullah bey.” İşte mülakatın cevabı burada gizli. Sen zaten red cevabını çoktan almışsın.

    • İhtimaller arasında böyle bir seçenek var ama ben buna düşün bir oran veriyorum. Çünkü çok nadir iş görüşmelerinde direkt olarak işe kabul edilirsin. Onun dışında hem ağırdan satmak hem de diğer adaylarla kıyaslamak için gerçekten de zamana ihtiyaç duyarsın.

      Dolayısı ile yazıda da belirttiğim gibi bence başka sebepler var 🙂 Çünkü konuştuğum kişi sadece not alıp ekip sorumlusuna o notları aktarmakla görevliydi. Karar mercisi o değildi.

  • Voltaatansinek
    3 sene ago

    Bu konuşmanın sonunu bilmesem daha en başından direk oldu bu iş derdim hatta oldu da bizimi işletti olmadı diye de düşündüm ben ce enbaşından beli samimiyet siz davranmışlar samimiy ken bile samimit sizler mil gibi geldi samimi olsalar buladar sıcak konuşma dan bir anda tam zıttı bir okadar da soğuk davran mazlardı

  • Bazen insanlar o kadar aptal olabiliyor ki senin tabirinle “beyinlerine bosalmanin” farkina bile varmiyorlar. Hayal edebiliyorum gorusme mukemmel gecti ve evet ilk siradasin sakasiz soyluyorum belki saatlerce konusma gozunlerinin onunden gecti ve konusmalar su sekilde
    – Bu adam cok fazla zeki !
    – Evet tam istedigimiz insan bu!
    – Ama biz gerizekaliyiz (iç ses)!…
    – Bu şirkette akıllı insana yer olmamalı
    Bazi insanlar kendinden zeki veya akilli olan insanlari kabullenemezler görüştüğün kişinin sonuc itibariyle bilgisi yoksa sirketi sahiplenebilecek bir yapisi yok. Ve bu adam senin zamanla onun koltuguna gecebilecegini bile düşünmüş olabilir.
    Bazen düşünüyorum da tam mal bir insan olarak görüşmeye gitseydin ve cevheri sonradan açığa cikarsaydin (düşünme yetenekleri olmadığı için) bunu farketmezlerdi ve sen sonradan karşılarında bambaşka bir Abdullah Bey !
    Ve sen bir bakmissin en basiti görüşmelerde mülakat yapan kişi sen olurdun.
    Tavsiyem herkes gerizekali olduğu için zeka ölçümü yapamazlar ve gerizekalilarla bazende gerizekali olmak bircok insan icin yeterli olabilcek bir zeka düzeyi olabilir…

  • Bence kabul edilmemenin baslica sebepleri sunlar:

    – Kayda deger bir Résumé’nin olmamasi ve Résumé’nin gorusmede yaninda olmamasi.
    – Daha onceden yapmis oldugun islerin bu sirketin hedefleriyle uyusmamasi.
    – Sirket kulturuyle kisiligin arasindaki uyumsuzluk.
    – Rahat bir insan oldugunu yayinlarindan biliyorum ve cok buyuk ihtimalle gorusmeye normal kiyafetle gittini farzediyorum. Interview’e uygun kravat, gomlek giymediginden dolayi ciddi olmadigini dusunmus olabilirler.
    – Pazarlama, Reklamcilik veya da Marka Yonetimi hakkinda herhangi bir akademik gecmisinin olmayisi.
    – Ingilizce seviyenin ‘orta’ olmasi.
    – Surekli bagimsiz yani kendi isinin patronu olarak calistigindan dolayi sirket hayatina ayak uyduramayacagini dusunmus de olabilirler.
    – Bir kac sirket batirdigini goz onunde bulundurarak aman bizimkini de batirmasin demis de olabilirler. 🙂
    – Sadik Bey’i belki de farkinda olmadan gucendirdiniz veya da kirdiniz. Adam negatif seyler dusunmus olabilir hakkinizda.

    Yazdiklarimin hepsi kendi kisisel dusuncelerimdir. Art niyet aramayin lutfen, amacim elestirmek degil sadece neden kabul edilmediginiz hakkinda size birkac fikir sunabilmekti. Kanada’da Pazarlama ve Finans uzerine master yapan ve Satis Temsilcisi olarak calisan bir ogrenci olarak bu sektorun az cok icindeyim ve ise alinmamanizin bu sebeplerden kaynaklandigi kanisindayim.

    • Kesinlikle her görüş benim için değerlidir. (Biraz samimiyetsiz bir cümle oldu, her görüş değerli olamaz!) Başa alalım 🙂

      Kesinlikle böyle görüşler benim için çok değerli. Doğru mudur, değil midir kısmı önemli olmaksızın yapılan yorumun sırf yorum yapmak için yapılmadığından dolayı, içinde gerçekten samimiyet barındırdığından dolayı çok değerli. (Şu an ne kadar da samimi oldu.)

      Evet rahat bir insanım ama farkındalık konusunu göz ardı etmeyelim 🙂 Dolayısı ile gündelik kıyafetler ile gitmedim ama kravatta takmadım çünkü zaten reklam ajansı 🙂 Daha çok gençlerin bulunduğu bu alana kravatla gitmek artık gerçekten abes kaçıyor 🙂 Blazer tarzı bir cekete yakışan kombine kıyafetler ile (gömlek, kot) gittim.

      Sadık bey’i farkında olmadan kırmak konusu ilginç olurdu, çünkü böyle zamanlar da empati levelim üst seviyelere çıkar ve en şirin, en masum sesim/mimiklerim devreye girer. Ki hadi yaptım diyelim ihitmaline karşın bir kaç defa satır aralarında bunu sordum ve eğer yalan bilgi vermeyi hobi edinmemiş iseler “enerjinizi gerçekten çok sevdim” cümlesini kurmazlar. Burada “gerçekten” kelimesi cümlenin inandırıcılığını arttırıyor 🙂 Ve karşımdaki kişinin iyi bir oyuncu olmadığına inanacak yeterince öğeye sahip olduğuma inanıyorum.

      Sonuç olarak hala kendi işlerimi yapıyorum 🙂 Ve işin en ilginç yanı ise, bir süre sonra “iyi ki almamışlar şu proje ile çok iyi işler yaptım çünkü” deme ihtimalimin, dememe ihtimalime göre oranı çok daha fazla.

      Zaten spontane olan bu iş görüşmesi bana hayatımda bir ilki daha tatmamı ve bazı tecrübeler edinmemi sağladı.

      Zamanın neler göstereceğini hep beraber göreceğiz.

      Her zaman böyle etraflıca etkileşime geçmen dileği ile 🙂

      Hep hoş kal…

  • Yazdıklarından ve senin, gerek kendinin ve gerekte muhataplarının duygularını da anlattıklarından ve ayrıca yayınlarından da şunu anlıyorum; adamlar kesinlikle nasıl biriyle konuştuklarını anlamışlardır ve kesinlikle başka bir şey var ve sen mutevazilik yapıp açıklamadıysan bende o anladığım kadarıyla o var olan başka birşeyi açıklamayacağım ama gerçekten başka birşey var Apo 🙂
    Sende başka bir şey var herkeste olmayan bir şey. Bu da incesi olsun yazımın. Tüm iyi niyetlerimle .

  • Akıllı insan kimdir? “Akıllı insanları yöneten kişidir.” Şirkette seni yönetebilecek akıllı insan olmadığını anladıkları için…

  • KaçakÇay
    2 sene ago

    JoyStick’i kullanacağımız zamanı iple çekiyor olacağım.

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir