Yeni yaşımda da anlanmak!

Burada 30’a ne kaldı…

Aslında bugün çok yazmak istiyordum ama bir türlü olmadı, çıkmadı içimden…

Belki şimdi çıkar diye tüm yazdıklarımı saklayıp yeni bir sayfa açtım…

Ne zaman ki anlanma ihtiyacım nükse etse ya da anlaşılmadığımı hissetsem, ya da üst düzey beklentilerimi dengeleme sürecine girsem yazmaya başlarım. Yazmak, kendimi anlamamın en rahatlatıcı yolu çünkü…

Yıllar öncenin bir diyaloğu geldi aklıma. Bana bir çok şey öğreten kadınlardan biri olan “Çiçeğim” ile geçen diyaloğu paylaşıyorum.

Yalnız bu diyaloğu ararken, son sevgilim sıfatını elinde tutan ve 8 yıl süren o kadına gönderdiğim bir mail’den alıntı yaparak paylaşıyorum.

Tarih tekerrürden mi ibarettir acaba diyerek…

Herkes anlamamı bekliyor...Yaklaşık 10 yıl önce gerçekleşen ve 8 yıl önce o an ki sevgilime gönderdiğim bir konu 29 yaşımda bile hala gündemim de…

Evet hala yorulmadım anlatmaya çalışmaktan ve anlamaktan ve kalan ömrümde de yorulmamayı ümit ediyorum. Çok şey istemiş olmazsam eğer, anlayış yükünü benim omuzlarımdan alacak birine ihtiyaç duyuyorum. Sürekli değil, bazen insan olduğumdan kaynaklı aciz olduğum zamanlarda sadece. Anlayış bayrağını alsın so…..

Bu gece yazamayacağım, kelimelere anlatamayacağım…

Bu gece, kelimelerin anlayamayacağı kadar anlamlı, o kadar derin bu ihtiyaç!

“Yoğun karmaşadan, saf sadelik çıkar.” derim bir çok zaman.

Karmaşanın bitimin de, çıkardığım saf sadeliği paylaşabilmek dileği ile.

Beni birazcıkta olsa anlayanlarla, daha anlamlı nice senelere!

Bu yazı için yorumlarınız çok önemli 🙂 Anlayana…

Bu yazı Periscope izleyicilerim için, doğum günü hatırası olarak yazılmıştır…

30 Responses to “Yeni yaşımda da anlanmak!

  • TimeCode
    3 sene ago

    Abi uzun bir doğum günü mesajı yazmak isterdim ama yazamıyorum, seninle gurur duyuyorum, güzel şeyler başarmışsın,yapmaya da devam ediyorsun. Allah yolunu açık etsin. Doğum gününü kutlarım. Nice başarılı senelere.
    HALİL İBRAHİM KARAARSLAN

  • Bilemeden duygulandım. Ne yazacağımı bilemedim ama “BİZ SENİ ANLIYORUZ.”

    -76 SES TONLU ADAM.

    13. nesil taze kan.

  • Siz bize yorulmadan anlattığınız, farkındalık kattığınız sürece bizde sizi yeni farkındalıklar icinde anlamaya çalışalım. Hiç yorulmadan, bıkmadan. Yeni yaşınız size, sizi anlayabilen ve değerinizi bilen insanlar bıraksın. Doğum gününüz kutlu olsun.

  • Yoğun karmaşadan saf sadelik çıkar way ve bu söz beynime kazındı. 😉

  • Diyelim ki bir rehbersiniz ve rehberlik yapmaktan sorumlu olduğunuz yer tehlikelerle dolu bir labirent dünyası. Tehlikeleri hayal gücünüze göre oluşturabilirsiniz. Amacınız labirent dünyasındaki sizin beyin sınırlarınız çerçevesinde yolculuk boyunca eşlik edeceğiniz insanları güvenli bir şekilde günlerce sürecek olan labirent yolculuğunu tamamlamak. Yolculuk başlıyor ve herkes size maksimum güveniyor. Sizin önderliğinizde muazzam deneyimler yaşayan insanlar her seferinde farklı bir deneyim yaşadıkları için tekrar tekrar sizin labirent yolculuğunuza geliyor. (elbette gelmeyenler de olacaktır) sizde tekrar tekrar farklı yollardan farklı deneyimler yaşatıyorsunuz. Bir gün tek başınızayken sınır ihlali yapıyorsunuz ve başka güzellikler ve zorluklar keşfedeceğinizin farkındasınız. Eğer bunu ilerletirseniz kaybolacağınızı biliyorsunuz ve hemen aklınıza bir fikir geliyor. Bir kağıt ve bir kalem aldıktan sonra sınır ihlalleriniz peşi sıra geliyor ama hiç umrunuzda değil çünkü elinizde ki kağıdınız ve kaleminizle artık gittiğiniz yerlerin ipuçlarını not etmişsiniz ve bu kağıdı yol arkadaşlarınızla paylaşmak için gün sayıyorsunuz. Bir yandan keşfetmek için can atıyor bir yandanda kağıda not alıp bir an önce paylaşmak için sabırsızlanıyorsunuz. Ve birden aklınıza bir fikir geliyor HARİTA1, HARİTA2, HARİTA3, HARİTA4………. Devamı nitelikli haritalar.
    ?????????¿¿¿¿¿¿¿¿¿
    Soru: Neden sınır ihlalinden sonra kağıt ve kalem bir ihtiyaç oldu?

  • Bazen fark edemediğin kadar derinlere iner yorgunluğun, işte o zaman yüreğinden gelen saf duyguların gözlerinden akar…

  • Bence burada sorulması gereken en büyük soru seni kim anlayacak. Evet biz periscope izleyicilerin bi nebzede olsa seni anlıyoruz, anlamaya çalışıyoruz. Fakat daha ötesi olmalı bunun, seni sen anlatmadan anlayabilmeli “birisi”.
    Yayınlarında bahsettiğin şarapçı olursam mevzusunu gülerek söylüyorsun ama beni fazlasıyla endişelendiriyor. Bu kadar farkında bu kadar anlayan bir adamın bir gün yorulmasından korkuyorum. Gözümün önünde sana dair sürekli koşuşturan bir adam var. Fikirleri koşuşturuyor, bedeni koşuşturuyor… Umarım sen dolup taşmadan, yorulmadan anlama yükünü paylaşabilecegin birisi, birileri olur…

  • güzel bi yorum

  • Yoğun karmaşadan, saf sadelik çıkar! Çok güzel bir cümle.Umarım o saf sadeliği, ruhunuzun isteklerini bulursunuz..
    Hepimizin bulması dileğiyle…

  • Hiç dokunmadığım, hiç hissetmediğim, hiç tanımadığım ama, çok iyi tanıdığım adam.. İyi ki doğmuşsun, iyi ki şanslı sperm sen olmuşsun…

    Küçükken hiç çarşıda pazarda annemi kaybetmedim. Kalabalıkta hiç yalnız bırakmadı beni. Annemi bulduğumdan beri hiç bırakmadı elimi.
    Şimdi seni buldum. Kalabalıkta kaybolmaman, kaybolmamam ümidiyle..

    https://youtu.be/UVVDrzmBtiM

  • ümran gökçeoğlu
    2 sene ago

    30 lu yılların başlangıcındasın…Hayatın baharı diye adlandırılan gençlik yıllarını ardında bırakmaktasın…Kalan ömrüm diye keskin bir çizgiyle ayırdığın zaman dilimine girmiş bulunmaktasın…4 ay önce bir gece yarısı hayatıma dokunansın…Geçici bir hevesle dahil olmadığım,zaman zaman bağımlı olmaktan ürktüğüm sonrasında verdiğin ipuçları ile sadık kalmayı başarabildiğim ,duygularımı harmanlayabildiğim,güzellikler üzerine düşünebildiğim,havasını soluma şansına eriştiğim bir hikayenin baş kahramanısın..

    Birazcık anlaşılabilen olmaktan şikayet(!) etmekte haklısın amma velakin hikayenin getirisi olan sınırlı iletişimden kaynaklı olduğunu biliyor olman- olmam ve kalan ömrüne dahil olmasını beklediğin -beklediğim “O kadın” bu muzdaripliğini sonlandıracak..Günün sonunda yakalamaktan haz aldığın huzuru kat ve kat artıracak .

    Maalesef ki ayın 10 gibi eline ulaşabilecek olan hediyeni gördüğün vakit ,sözcüklere sığdırmak istemediğim dileklerime ulaşmış olabileceksin..(gecikme için kusuruma bakmayasın)..

    Seviliyorsun ve çok çoksun:)Şimdi kendine benim için bi gülümseme ver ve yeni yaşına hoşgeldin de..

  • Hatice ÇETİN
    2 sene ago

    İçime hunharca dolan duyguları ve kıvrımlarımda fütursuzca gezinen düşünceleri anlatabilmek, anlaşılabilmek adına onları sınırlı kelimelere hapsetmek büyük haksızlık gibi geliyor. Ancak iletişimin daha kaliteli ve etkili bir yolu bulunana dek tek ifade yöntemi kelimeler.
    Böylesi bir durumda elimden gelen tek şey ise duygularımı, düşüncelerimi olabildiğince deformasyona uğratmadan en yakın, en anlamlı kelimeleri seçebilmek. Başlıyorum o halde 🙂

    Mutlu olabilmek için hayata ve insanlara dair birçok beklentiye sahibiz ister istemez. Sanki mutlu olmanın ön şartları varmış gibi 🙂
    İnişler, çıkışlar olmasın, sıkıntı, dert, tasa bizi bulmasın, sağlığımız hep iyi olsun, sonra; sonra insanlar mesela, insanlar anlayışlı olsun, sevsin, saygı duysun, zarar vermesin, samimi olsun, yardımcı olsun bunları yaparken de yargılamasın.. bla bla bla..
    Hep istiyoruz, hep bekliyoruz ve sonsuza kadar da devam edicez, bile bile hayatlarımızı zindan edicez.
    Halbuki ne kadar da net ifade etmiş Albert Einstein:

    “Mutluluk=Gerçeklik-Beklentiler”

    Sayın Kılıç hayatıma girdiğin günden itibaren demicem. Hayatıma aldığım ve beni hayatına kabul ettiğin günden itibaren 🙂 evet evet bu daha makul geliyor.
    İşte tam da o günden itibaren hep dile getirdiğim tılsımlı KAPI’yla tanıştım.

    İş hayatımda, sosyal hayatımda, aile hayatımda her ne olursa olsun o KAPI’dan girdikten sonra başlıyor herşey. Zihnimde kurguladığım Ütopya’ma bir geçiş sağlıyor adeta.
    KAPI’yla ilk karşı karşıya geldiğimde o tarihe kadar bana atfedilen her ne varsa sıyırdım attım omuzlarımdan. Zira tüm çıplaklığımla girmeliydim o kapıdan.
    Çünkü attığım adımla birlikte artık “yapmam gereken”, “böyle olması lazım”, “şartları yerine getirmek” gibi zorunluluk barındıran kavram yığınları olmayacak. Sadece “isteğim doğrultusunda”,”içimden gelen”,”elimden geldiği kadar” gibi insanı huzurlu hissettiren eylemler gerçekleşecekti artık 🙂

    İçeri girip etrafı kolaçan edince fark ettim ki ne de güzel insanlar biriktirmişsin o KAPI’nın ardında. Başlangıçta gerçek olamayacak kadar güzel bulduğum bu oluşumun o insanların elinden ve içinden gelenlerle daha da güzelleştiğini ve adeta gerçek bildiğimiz onca şeye nasıl da meydan okuduğunu gördükçe kontrol mekanizmalarımı bir bir durdurarak sarhoş olmanın keyfini çıkarmaya başladım.

    Hayata ve insanlara dair bütün beklentilerimi, beklentisiz geldiğim halde karşılayabilmiş olman herşeye ve herkese dair daha da doyumsuzlaştırıyor beni ve mutluluk vücut buluyor artık 🙂

    Bu arada “Akıl Odaların” kadar “Hayat Odaların” da dikkat çekici. Kapıları açtıkça yeni yeni kapılar görüyorum karşımda 🙂 Merak ettiğim şeyi çözmeye çalışırken ardı arkası kesilmeyen meraklar uyandırıyorsun bende.

    Sayın Kılıç seni anlıyorum diyerek basitleştirmek istemiyorum zihnindeki ve zihnimdeki sürekli evrimleşen fikirleri. Ancak tek birşey diliyorum Tanrı’dan, hayattan hatta belki de insanlardan..
    Dilerim ki, yeni yaşınla birlikte seni benden çok çok daha iyi dinlesinler, seni daha iyi hissettirsinler ve sahip olduğun açlıkları gidersinler kısacası hayatını adadığın bu yolda anlaşılabilir biri olduğunu anlasınlar.

    Nice nice hayallerin gerçekleştiği, fikirlerin beden bulabildiği uzun, huzurlu ve mutlu bir 30 (tabi ki daha fazlası) yıl daha sevdiklerin ve seni anlayabilenlerle geçirmen dileğiyle 🙂
    İyi ki varsın Sayın Kılıç 🙂

  • sirop ju
    2 sene ago

    Olmayacak şey gibiydi bir insanın bir insanı anlaması…

    Her hikayenin bir zamanı vardır oysa yaşanması gereken, yaşamak
    istenilen anlarla dolu. Yaşandıktan sonra ise sabırsızlıkla anlatılması
    hatta mümkünse beraber yaşanılası, paylaşılası anlar.

    Mutluluk ve huzur beklentisi içinde bu yolculukta mutluluğun formülü bitmeyen
    açlıkların doymaya en yakın hale geldiği ana kadar geçen süre, Huzur ise
    tekrar acıkana kadar yanına kar kalan süre.
    ”Tüm detayları düşünemezler anlatmalıyım onlara herşeyi…” demiştin.

    Aslında neden bu zamana kadar kimseye anlatmadın anlamıyorum. Muhtemelen
    çocuklar gibi kabus görmekten kortun…

    Oysa Hikayeyi anlatma şeklini değiştirdiğin anda dünyada değişmeye başladı.
    Kahkahalarla anlattığın bir hikaye sana eşlik eden kahkahalarla bir resitale döndü.

    Şimdi anlat onlara bizim kasılmamış tespitlerimiz var, dilimiz bir kadın beli gibi incecik,
    vicdanımız ne burada ne fransa arasında bir yerde kalmamış tamda olması gereken
    yerde, aklımız desen gösteriş sirkinde cambazlık etmeden duramaz.kapı kapı, akıl akıl
    dolaşıp hiç’liği seninle kaşıklarken var oluyoruz.

    Ve varsa bir 30 yılımız daha…

    tüm tanımların içini seninle yeniden doldurup fanusla raflara dizmeyi
    vakti gelince atıp hepsini ideoloji bavuluna, mükerrer düşüncelerden uzak Yoğun
    karmaşadan saf sadelik cıkararak kendi
    aklımızla kavrulacağımız trenin hareket saatini bekliyor olacağız…

    Bu yorum yazıldığı yazı çok önemli =) Anlatana… İyi ki Doğdun

  • hulyaaunall
    2 sene ago

    ………..

    Büyük gün geldi çattı.. Şuan 30’un ilk dakikalarının içindesin…

    Kim bilir zibilyon kere senden duyduğumuz, hani bu zamana kadar olanı böyle bundan sonrasını da böyle yaşayacağım dediğin 30 var ya işte taaa kendisi…

    TA TAA TAAA TAAAMMM.. 

    Gün düşünmeyen yada düşünemeyen insanlar için 24 saatten ibaret.

    Birde bazı insanlar varki günü 25,26,27+++( plus ) yaşayan…
    (umarım bu pluslardan sonrada bir fırtına kopmaz  incesini de buraya yerleştirelim ve devam edelim)

    İnsan gözüyle görülemeyen, hiçbir hisle tahmin edilemeyen, ne zaman girildiği anlaşılamayan akıl odalarımızda yaşadığımız zamanlar var bizim.

    Kimsenin fark etmediği anlarda giriyoruz bu odalara en güzel yanı da bu bekli de kimileri bizi; kahve içiyor, müzik dinliyor, yayın yapıyor yada izliyor, film seyrediyor, oyun oynuyor, temizlik yapıyor veya blog okuyor sanıyorken odaların içinde turluyoruz biz..

    İşte bu yüzden hem 24’ün içinde aynı zamanda dışında..

    Orda zaman normal akmıyorken sorarım sana senin yaşın nasıl 30 ?? varsa kalan “30” nasıl dünyanın zaman dilimi ölçütleriyle ölçümlendirile bilir ki ?

    (birazda beyin yakalım burada, iyi pişmiş severiz )

    Bir rivayete göre bu zamana kadar yaşadığın yılların değerlendirmesini durup durup yeniden yapacağın yaşına ayak bastın. Evet rivayete göre nedenide bilinç altımıza çaktırmadan sinsi sinsi işlenen “insan 30’a girince” diye başlayan toplumsal dayatmalar..

    Bi bitmedilerrr! Bitemedilerrr.. sen uyma onlara buzamana kadar hiç uymadığın gibi..

    Yazıdaki tarih tekerrürden ibaret olacak dediğin tamda şuan tekerrür ediyor iyi izle 

    Evveettt tam orası aralamanın tam sırası 😉

    “Bu yazı için tüm yorumlarınız çok önemli : ) anlayana” diye bitirdiğin mesajın ne tuhaftır ki 1 yıl sonra, 1 yıl önce hikayede dahi olmayan bana kadar ulaştı.

    Şu anda kıvrımlarından ses tellerine ve diline baskıyla gönderilen komut sonucu çıkan kelimede “GARİP” değil mi?

    OPSSS!…

    Birileri birilerini anlamayamı başlamış yoksa  WTF..

    Karmaşanın içinde çıkan bu yazının şuandaki dinginliğinde okuyacaklarını tetikleyeceğini nereden bilebilirdin ki?

    Günün sonunda bu yaşında daha çok anlaşıldığını düşündüğünü şimdiden düşünüyorum.

    Veee tespit kasmıyorum tespit ediyorum, nede olsa ustasından öğrendik 

    Bundan sonraki yaşlarında da daha çok anlamanı blog komodininin temenni çekmecesine bırakıyorum.

    Tüm tükenmez kalemler senin için tükendi. Sonrasında copy paste sağolsun 

    Somut olup yerine yenisi koyulabileceklerden değil de, yeri dolmayan anılardan olsun istendi..

    Açlıkların bir nebze doysun, ruhunun doğum günü pastası da bu olsun diye..

    Haydi kelimelere doğru üfleee !!! :)nice nice senelere..

    İYİKİ DOĞDUNNN. İYİKİ İYİKİLERDEN OLDUN..

    Ünlü gibi bişeye tüm kıvrımlarımdan sevgilerimle bir sonraki kalan 30 da görüşmek dileğiyle

  • Kahraman
    2 sene ago

    Samimiyetimi anlatacak kelimeleri toparlayamadığım için üzgünüm. Kurduğun gerçek zamanlı hikaye de çakışan kalan ömürlerimiz en leziz kesişim kümesi sanırım. Kaldırım taşları arasında tüm betonlara inat çıkan yalnız papatya benzetirim hikayeni. Tek ve güçlü. Ne güzel de güçlü. Güç güzel olur mu ? Bu hikayede herşey mümkün. Papatyanın kokması gibi evet burda papatya da kokar. samimiyettir burda papatyanın kokusu. Kalan ömrün de başarı kümene sığdıracağın her güzel şeyde, alt küme olma samimiyeti mi sunmaktan başka ne hediye verebilirim ki sana. İyi ki doğmuşsun güzel adam iyi ki …

  • Warmreds
    2 sene ago

    30.yaşında Halile

     Satır satır okuduğum, aralıksız saatlerce izlediğim, internet kotamı hunharca bitiren bu adama klasik bi doğum günü mesajı yakışmazdı, bayat gelirdi !

    Yayınları izlerken ailemi ihmal ettiğim zamanlarda oldu ve annemin serzenişi kulaklarımda “Bizden daha önemli olan bu adamda kim ? “

    O an cevap veremeyip gülümsemiştim sadece.

    O kadar basit anlatılmazdı yaşanırdı zira !

    Beyin yakan sohbetlere, incelere, hayatlarımıza kattığın tüm farkındalıklara, varsa bambaşka bir 30 yıla, çevrene yaydığın o enerjinin hiç bitmemesi umuduyla nice yaşlara, doğum günün kutlu olsun.

     Warmreds

  • Zeliha Yasemin
    2 sene ago

    Bu sabah uzun zamandır görüşemediğim Luna var yanıbaşımda… Doğum günümde uzaktan da olsa yanımdaydı…Şimdi sıra bende…”çok şey istemiş olmazsam eğer, anlayış yükünü benim omuzlarımdan alacak birine ihtiyaç duyuyorum.”diye sessizce yanımda konuşuyor ancak her zamanki gibi anlattıklarını dinlediğimin ve onu çok iyi anladıımın farkında değil. Belki de benim uyanık olduğumun farkında ve ben fark etmedim bu zamana kadar… Akıl odalarımız ilerleyen yaşımızla birlikte daha da çok zıtlıklarla da dolsa gün geçtikçe daha da aklı başında tercihler yapıyor ve seçici oluyoruz. İyi ki DOĞDUN yüreği ve beyni güzel adam.

    Salsanax

  • Nasıl başlamalıyım sorusa cevap bulamamak bir yana dursun; ben şöyle kendimce, dilimin yettiğince ve içimdekilere karşılık gelecek cümleleri bulmaya çalışarak yetmeyecegini ve hep eksik kalacağını goze alarak, bana da ayrılmış olan bu beyaz sayfaya bir anı birakmayi amaçlıyorum..

    Hayattımda eksik kalan cumlelerime, düşüncelerime, betimlemelerime, görüşlerime ve nice eksiklerime dokunduğun, Farkindalik kattigin icin sana kocaman bir Teşekkürü borc bilirim ADAM.. Eger yasayabileceksen kalan 30 yilini da umarim bizlerin seninle tanışıp kattigin anlam gibi Seninde hayatina anlam katabilecek ve artik kendini anlatmak gereği duymayip yorulmayacagin “O” kisi cikar ve sende artik yaptigin sanatin (caldigin muzigin) dinletisini keyifle gecirerek yasayabilirsin..

    Yeni yaşın yeni bir sen doguracaksa bunu her daim izlemek ve izlerkende Sana *nice guzel yaslara* dilemeyide isterim.. Umarim bu hikaye hic bitmez ve bir gun bitmek zorunda kalirsa da bunun mutlu sonla “Evli, mutlu ve cocuklu” olarak bitmesini isterim 🙂 Kendine ve beyin odalarina Hoşça bak emi..

  • iyi ki hayatımızdasin iyi ki guveni,samimiyeti,sevgiyi tekrar hayatımızda sarılacagimiz bir beden bir canli olarak karsımızdasin ki sen bu fanusun icinde bu duygularimizi korudugun sürece süresiz yanında olmak icin sabirsizlanacagim…

  • http://lunaticim.com/bence/yeniden-dogmak (yazısından alıntı1)
    ”Hayata sımsıkı sarılın derken bunu kast ediyordu demek ki bilgeler.

    Sarıldım sımsıkı, uzun zamandır görmediğim anneme ya da kokusuna hasret kaldığım sevgilime sarılır gibi. Hayır daha fazla sarıldım, o kutu olmadan onları asla hak ettiği gibi sevemeyeceğimi bildiğim için daha sıkı sarıldım.”

    – Bizde sarıldık hayata sımsıkı, belki senden ilham alarak oldu bu, belki de aynı hayatın yolcusu olduğumuzdan. Ama bu yorum buraya yapılıyorsa, demekki hayatına sımsıkı sarılman için yanında olan aynı hayatın yolcusu olan birileri var. Sarıldıkça sıkalım,sıktıkça sarılalım yeterki suyumuz çıkmasın çıksa bile vitamini bitmesin. 😀

    http://lunaticim.com/bence/yeniden-dogmak (yazısından alıntı2)
    ”Artık suyun üstündeydim. Benliğim ile aramda sadece bir kutu vardı. Yapmam gereken tek şey kutuyu açmak ve benliğime sımsıkı sarılmaktı.

    Hiç beklemediğim bir şey oldu, benliğimi alıp giden hayat onu kutuya kilitlemişti ve anahtarın nerede olduğuna dair en ufak bir fikrim yoktu.

    Tebessüm ettim.”

    – Bu tebessüme bizide ortak ettiğin için teşekkür mü etsek ne yapsak bilemedim. Ama galiba düşünce dünyamdakileri realiteye dönüştürmeye kalktığımda kalan, elimizden ve içimizden geldiğince komodine gelmek hepimiz için en doğru olanı. 😀 Kutunu tek başına buldun, galiba anahtarı birlikte bulacağın ortak bir zihniyet lazım.

    http://lunaticim.com/bence/kalan-omrum (yazısından alıntı1)
    “Daha yeni başladık okumaya, beni gönderiyorsun piç” diyenler kalsın. Kafası güzel onların…

    – İyi ki kalmışız diye düşünmeden alamıyorum kendimi. Şayet başlağıca kadar dalıp gittiğimde ne de pek anı biriktirmişiz hemde hiç pişman olmadığımız ve yüksek ihtimalle olmayacağımız 😛 .

    http://lunaticim.com/bence/kalan-omure-hazirlik (yazısından alıntı)
    Ve köprüden önce ki son çıkış olduğunu düşünüyorum.

    Yerleşeceğim şehir ile başlayacak olan bu serüvenin bir kaç ayı beni parktaki banka ya da şömine başına götürebilecek türden.

    Tabiki de çıkmayan candan ümit kesilmez ama zaman, can çıkmadan canını bezdirebilir.

    9 Şubat 2017 tarihinde 30 yaşına basacağım. Ve eğer varsa kalan 30’a hep beraber şahit olarak yaşayacağım…

    – “Hayallerini yaşamadan ve yaşatmadan, daha fazla daha fazla daha fazla dokunmadan cennete bile gitsen ağlarız.”

    -En azından fazlasına olmasa bile 1 yılı devirdigimizin kanıtı olarak
    Şimdi 1 yıl öncesine gidiyorum. ”iyiki doğdun güzel insan”.

    https://twitter.com/fzr2010/status/696837391999492096

    Diyarbakır’a yolculuk esnasın da selamlar.

  • mehmet kılıç (ankara)
    2 sene ago

    Bu kadar güzel yazıya bu kadar güzel yorumların altında bu yorumu yazmaktan utanıyorum ama çünkü beceremem bilirsin, ama hissetmediğimden değil yazamadan geçemedim ama seviliyorsun ve projenin herzaman içinde kalmaya çalışıyorum elimden yüreğimden geçenleri yapmaktan başka bişey gelmiyor diğer 30 unda yanında olmam dileğiyle mutlu yaşlara yüreği çok ama çok güzel insan

  • Aslına betimlemelerim diğerleri kadar kuvvetli olmadığı için sönük kalmaması adına 13 aydır bu topa hiçbir zaman girmedim. 13 aydır girmedin de şimdi mi giresin geldi be çocuk ? Diyebilirsiniz ama kendi kendime “Betimlemelerin canı cehenneme ! Ben 2. açlığına oynuyorum,kulvarım farklı” diyerekten verdim kendime gazı. Hani sahilde yürürken sana ne kattım demiştin ya; cevabını daha hava alanındayken verdim kendime : Özgüven !
    Bunu nasıl yapıyorsun biliyorum ama çok güzel başarıyorsun !
    “Ahmaklığını” bir ömür paylaşmak dileğiyle…

    Not: Ayrıca bu notu eklemeseydim içindeki “Piç” bu gece uyuyamazdı : Bütün fıtratlarına rağmen daha nice 28 Şubatlara 😀

  • Gizem Melek Cam
    2 sene ago

    Anlaşılmak

    Nasıl bir Sabırdı sendeki,Nasıl bir teslimiyet?
    Öyle bir teslimiyet ki;masumiyete asla dokunamayan..
    Nasıl bir sevgiyse sendeki,
    Biz insanlar istediğimiz olmadığında sevgisiz bırakarak cezalandırırken;sen yalnış yapanın doğru olmasını bekledin..
    Nasıl bir inanış sendeki,biz işler iyi gidince unuturken,sen benden al dedin..
    Nasıl bir liderlik sendeki;İnsanlık egosuyla savaşırken;Sen herkesi sadece nedensiz sevdin..
    Çok garip,tesadüfi bir gündü..
    Acil yoğun,hasta vakaları ağırdı derken;Daldım yayına..
    çünkü onu tanımanın vakti gelmişti..
    Farkındalıklarım artmış,onu tanımaya,anlamaya hazırdı..
    İyki..
    Söyle söylüyordu:
    “Herkes kendi evinin önünü temizlerse,dünya temiz olur. Yeterli değil.Kalan ömrüm yeterse..” dediğinde bir sürü soru işareti içinde bulmuştum kendimi..
    Bu duruna Nasıl karşılık vermem gerektiğini çok düşünmüştüm,Çünkü Dr Gizem olmamın gereklikleri vardı
    Ve zihnimin cephane deposuna baktım.
    Sadece Can simitleri vardı..
    Sonra uzun uzun düşündüm;Kalan ömürde kötülük yapan mı yoksa kendisine mi tepki vermeliydik..
    Sonunda karar verdim ve cephabeye tekrar baktım.
    Sahi neden can simidiydi?
    Boğulanları kurtarıcaktık..
    Ama o bana tekrar yeterli değil demişti..
    İstemnin gereklikleri vardı ben bulmalıydım..
    Kötülük bir kuyuymuş,ve onları kapatıcak cephane lazımmış.Can simidi yeterli değilmiş..
    Yani bugün bir milatmış,9 Şubat..
    Yorulsada bıkmayacaktı,ama sancılıydı..
    Öfkelere inat anlamaya çalışıcak
    Zalimliğe inat daha çok merhamet edicekti
    Bencilliğe inat daha çok paylaşıcaktı..
    Çünkü
    Bizim yapacağımız bir şeye ihtiyacı yokmuş,Asıl olan bizim yapmamız gerekenlere İhtiyacı varmış..
    Yapmamız gerekenlere..

    Ve şimdi bir Hipokrat yemini daha etme vaktiydi..
    Sancıları alıcağıma yemin ediyorum!
    Bir piyanonun orta tuşuyken sen;bu dokuz Şubat’ta akordunu hep sağlam tutacağım..
    işte o güne şükrediyorum..
    İyki doğdun..
    Seni tanıdıkça kendimi daha iyi tanır oldum,bir ailenin içinde..
    Senin anlattıklarınla büyüdüm,Dünyayı algılamam bile farklı oldu..
    işte!
    O günlerden,bu günlere çok şey yaşandı..
    Seni anladığımı söylemiyeceğim..
    Çünkü yaşanıcak daha çook şey var
    Yeni yaşın dahil olmak üzerek hayat boyu mutlu olmanı diliyorum zeki adam..
    ve iyki zeki adam..

    Canımdan bir parçasın..

  • Burcu_____
    2 sene ago

    Şu sayfaya bakıyorum da vayy bee diyorum. Kafası ve yüreği güzel insanlar gelsin! sloganını duyan ne kadar da çok insan olmuş. Hangi ara bu kadar leziz insanları toplamışsın..İnanılır gibi değil..Neyse gelelim özel 30. Yaş gününe..Sana bu gece için yazılan, bu kadar harika betimlemeleri senin ağzından dinleyip, her biriyle aynı projede içerisinde bulunduğum ićin gururlandıktan sonra kendimi bir köşeye cekip sessizce kimse beni duymadan sadece sen duy istedim ve whatsapp’ına şu yazıyı yazdım..Sen uyumadan bu gecenin büyüsü bitmeden yazmalıydım…

    Öyle bir adamsın ki bunca insanı böylesine bir sevgiye boğan, gözlerini dolduran, duygu orgazmını kendi yaşarken yaşatan, hayatın denklemini bulduran, muazzam bir akla sahip küćük bir çocuk. Baştaki kelimeyle sondaki kelimenin farklı olması bir adamın zıtlıklarında gizli. 9.5 aydır bir kez bile beni saşırtmadan bir insan idealleri doğrultusunda nasıl olur da bu kadar zeki, bukadar hayatın formülünü bulmuşken aynı zamanda bu kadar alçakgönlüllü, hassas olabilir dedirten adamsın. Betimlemelerde iyi değilim diye bloğa yazmak istemedim. Nacizane içimden gecen hisleri aktarıyorum. Aktaramadığım dışa vuramadığım hislerle beraber..Onlar icimde…30.yasına girdiğin bu gece gibi her anın tadını duygu orgazmı yasayarak tatman dileğiyle. Iyi ki diģer tilkiler gibi beni de yanına aldın ve samimiyetini iliklerime kadar hissettirdin. Cok seviliyorsun Halil Kılıç.

    Ardından sadece teşekkür etmekle kalmayıp, bana bu yazıyı kopyala oraya yapıştır ölümsüzlessin diyerek anlattığım, kelimelere dökmeye çalıştığım hislerin bir kez daha ne kadar gerçekçi ve doğru kisiye hissedildiğini bana gösteren huzur kokan adam iyi ki doğdun, iyi ki varsın..

  • darariraram
    2 sene ago

    Aslında senin benimle ilgili pek anın yok ama benim seninle çok anım var. Yayınını açtığım her akşam bir anını bırakıyorsun bana. Bazı günler anılarını kaçırdığım için eksik hissediyorum ve hemen tamamlayabilmek için birdahaki akşama o anıları alacağım diye kendime sözler veriyorum. O sözleri tutabildiğim günlerde çok şanslıyım.
    Bazı insanlar gülünce etraftakilere de o gülücüklerden bulaşır. Sen de öyle gülen insanlardan birisin. Her gülüşünde ben de mutlu oluyorum 🙂
    Bir de senin sayende birçok güzel insanla tanıştım. Periscope evi tilkileriyle. Ben henüz bir tilki olmasam da o günün gelmesini heyecanla bekliyorum :)) O tanıdığım insanların da seninle birçok ortak noktası var. Bence, bunlardan en önemlisi hangi ortamda nasıl davranılacağını bilebilmek. Her gün, yayınlarda bunu görüyorum. Şu an farkettim ki asıl konumuzdan uzaklaşmışım, tamam tamam kısa kesiyorum 😀
    Sen her gün tohumlar ekiyorsun, ne zaman hangi tohumu ekeceğini bilmeden. Umarım bu tohumlar senin hayatını kocamaaaan meyve ağaçları olan bir bahçeye çevirir ve umarım bu ağaçlardaki meyveleri huzurla yiyebilirsin. Bana hayatımdaki farkındalıkları keşfettirebildiğin için sana minnettarım. Keşfetmeye devam tabii ki 🙂 İyi ki iyi ki iyi ki doğdun!!! Bir sonraki 30 yılda bir yerde yollarımızın kesişebilmesi dileğiyle. Musssmutlu ve bol meyveli yıllar!~~~^.^~~~

  • Kadehimin her zaman, boş tarafını izlemeyi severim. Çünkü dolu tarafını ben doldurdum içinde ne olduğunu biliyorum… Ama boş tarafı benim baktığım kadar, bakarken gördüğüm, gördükçe yaşadığım kadar…

    Anlamak ve anlaşılmak…
    Aslında kulağa cok basit gelen iki kelimenin, değil kelimelere paragraflara bile sığmayan gizemi…
    Bu iki kelime zaman ister, sabır ister, öz veri ister… İster de ister. …
    Kimi zaman yorar, kimi zaman yavaşlatır…
    Sanırım bu kısmı tecrube ettiğim zaman bu iki kelimeyi orada bıraktım…
    Ve yaşamaya başladım…
    Teoman’ın da dediği gibi “sevgi anlaşmak değildir, nedensizde sevilir”

    İlk sohbetimizde de dediğim gibi anlamak ya da anlaşılmak gibi bir derdim yok benim… Ne kadar hissettim ne kadar hissettirebildim…
    Ne kadar dahil oldun hayatıma, ve ne kadar dokunabildim sana…

  • 2.kısım…
    Yoğunluğum ve yorgunluğum düşüncelerimin aktarılamamış olmasının nedeni. Ve eksik bırakmak istemiyorum hissettiklerimi…

    Suan tam toparlayamıyorum, bir sohbetimiz sırasında bana söyle bir şey söylemiştin “ben fazlasıyla doydum ve sizin bu hissettikleriniz benim açlığım”
    Şimdi ben kadehin dolu kısmını alıyorum kalemime… Teşekkürlerimle…
    Kırık kalemimi elime sen tutuşturdun. İlk okula başladığım zaman ki o heycanım yeniden canlandı sanki.
    Yazabileceğimi bana yeniden hatırlattın…
    Yazarken yeniden tanışıyorum kendimle çünkü susarak yabancılaşmıştım yine kendime…
    Teşekkür ederim.
    Kendi sırt çantanı yüklenip çıktığın o yolda aylar sonra koca bir bavuldu sırtıma yüklendiğim…
    “Bir sırt çantasıyla neler yapılmaz” diyordun, ben yerimde oturmuş yapamamışlıklarımı vururken dizime,
    Sesinle uyandım…
    Teşekkür ederim…
    Beni maf eden uykusuzluğum var sonra, rengarenk rüyalara merhaba dedirten sen. Rüyanın ne olduğunu unutmuşken…
    Teşekkür ederim.
    Ve en önemlisi!
    Senin kalan ömrünün ilk günü benim yeni hayatım… Mucize, isabet, tesadüf ne denirse artık, senin sayende olan kısmın başlığıymışcasına…
    9.Şubat.2017 sana da buradan merhaba!
    Ve buraya sıralayamadığım onlarca şey, zaman zaman sana yazdığım ya da benim hissederek yaşadıklarım…
    Teşekkür ederim…

    Kadehin boş kısmına gelirsek eğer…
    Bahar kapıda!
    Otur yanıma birlikte izleyelim o büyük uyanışı…

    İyiki doğdun cümlesinin lugattaki karşılığı.
    İyi ki doğdun…

  • Insanesilent
    1 sene ago

    Cani sıkılan cocuk!

    Bir zamanlar hic oyuncagi olmayan bir cocuk varmis.cok mutsuzmus ..cocuk butun gun bir kosede uzgun uzgun oturuyormus..cocugun gozleri,cocugun bu haline cok uzulmus.bir gun gozler cocugun eline seslenmis:
    -hey!kucuk cocugun guzel elleri !nicin bos duruyorsun ?
    Gozleri duyan eller,hemen cocugun ayaklarina seslenmis :
    -hey!kucuk cocugun guzel ayaklari !neden kalkip gezmiyorsun?
    Bunu duyan ayaklar cocugun agzina seslenmis:
    -hey! Kucuk cocugun guzel agzi !neden konusmuyorsun ?
    Bunu duyan agiz ,buruna seslenmis ..
    -hey !kucuk cocugun guzel burnu !neden cicekleri koklamiyorsun ?
    Burun ise kulaga:
    HEY !KUCUK COCUGUN GUZEL KULAKLARI NEDEN BUNLARIN HEPSINI COCUGA FISILDAMIYORSUN…

    kulak hemen cocuga “ne guzel gozlerin ,ellerin ,ayaklarin,agzin,burnun ve kulaklarin var .. neden kalkip OYNAMIYORSUN?

    Evet evet simdi sana soruyorum cocuk tam da oyun oynayabilecegi anda fisiltilari neden duymuyorsun?tam arkasindan sarilip dussen de tutarim kos demiyorsun ? ..#dernekformunakatilin ve bidilayin … yazilanlar daha da anlamlansin -mis gibi, yola hazir degilmis gibi olmasin … kelimeler dolsun, harflere dusmesin ve koca bir lunapark olsun..

  • Insanesilent
    1 sene ago

    Bugun 17/07/2017 yani en kiymetlilerden HULYACIGIMIZIN dogumgunu .. siz neredesiniz ?DEDELER -TILKILER VE ANLADIGINI IDDIA EDEN HERKES TAM DA SIMDI hadi yayina 00:00 da..

  • hulyaaunall
    8 ay ago

    —— İLK YAŞ KOMPOZİSYONU——
    PROSPEKTÜS:

    UYARI!

    Aşırı dozda soyut öğeler içerir. Ön yargı ile tüketilmemelidir.

    İlaç Adı : Cuma Kiti

    Formül : 3 ml içine Cuma katılmış saf Tilki kanı bulundurmaktadır.

    Yan etkileri: Yanlış anlama durumunda; kirletirsiniz, kirlenirsiniz ve tespit kasmış olursunuz.

    Önlemler : Beyinden dumanlar çıktığı zaman havlu ile müdahale edebilirsiniz. Kirlendiğiniz ya da kirlettiğiniz anda kullanımı fayda sağlamayacaktır.

    Kullanım şekli : İhtiyaç duyuldukça…

    Yeni yaşımda da anlanmak Part 2;

    Dokunuş tek bir anlam üzerinden değerlendirilebilecek bir dokunuş değildir. Bir çok anlamı, tek bir amacı vardır; amaçta yeni yaşta da anlanmış olmanın hazzına ulaşılmasıdır. Taze zamanını tamamlamış derinlerde gezinen “Bu” tarafından tazeye aç “O” için karşılıklı doyuma ulaşmak temennisiyle beden buldurulmuştur.

    Her şey yıllar önce okuduğum bir kitap olan “Bir Çift Yürek” içinde geçen Avustralya’da yaşayan Aborjin kabilesi bireylerinin kanı deri bir kese içerisinde pıhtılaştırdıktan sonra yaralarının tedavisinde kullandığının bilgisinin bilinç altından yüzeye çıkmasıyla başladı.

    Ve sonrasında beyinde hızla oradan oraya çarpan bir demir top hareket etti.

    ÇIN ÇIN ÇIN ÇIN….

    VEEeee EVREKA!

    Kalan ömrünün ilk yaşından bugün gün almaya başlayacaksın. Bugün ilk başladığın yoldan yeni bir güzergah seçme heyecanının da ilk günündesin. İlkler unutulmasın daha da değerlensin anılara yerleşsin diye bugün bir kere daha kelimelere doğru üfle. Bu yolda endişelerin olacak, yeri gelecek düşeceksin belki dizlerin kanayacak, belki hasta düşecek bedenin bazı bazı, bir yara bandı ya da bir doktorun eliyle tedavi edileceksin elbet geçecek.. Bir de; yola çıktıkların eksilecek belki bir bir …Yine isyan edecek ruhun belki dizlerinin üzerine çökecek ..

    İŞTE…

    Bu kit doktorların çare bulamadığı somut değil, soyut yaralarını iyileştirmen için hazırlandı. Bilirsin yaralanmalarda erken müdahale hayat kurtarır. Bir de ilkleri severiz yardımın ilk olanını daha çok… Derinlere daldığında ihtiyacın olan oksijen yanı başında ki tüpteydi, RUHUN düştüğünde kaldırmak için ilacın F tuşuyla sana tek elle dokunacak bu kitte…

    BU adamın en sevdiği, onu en çok mutlu eden, enerjisini yükselten açlıklarını köreltecek özel şey TAZE KAN.. Öyle alelade bir tazen kan değil ama..

    Leziz taze kan …Enfes taze kan..

    DÜŞÜNDÜM! DÜŞÜNDÜM! DÜŞÜNDÜMMM!…

    Sıradan olmamalı, doyurmalı, heyecanlandırmalı, tazelemeliydi ve en büyük açlığını yatıştırmalıydı bu doğum hediyesi..

    Hikayede bir çok şeyi tattım, bir çok farkındalık kazandım, eğlendim, öğrendim, huzur buldum, dinlendim, düştüm, yükseldim sınırlara sığmadım hepsine doyar gibi oldum da bir tek Taze Kan olmaya doymadım doyamadım..

    İşte bu hediye hem senin hem benim tazeye olan açlığımız için…Ne zaman ki taze kan açlığın nükseder o zaman bu anlar ve bu dokunuş gelsin aklına %100 etkiye sahip olmayacak ama o andaki ruh haline bir bandaj ya da bir enerji içeceği olacaktır..

    Şuanda daha taze, bir süre sonra geçecek aynen benim hikayede ki ilk günlerimden bugüne gelişim gibi.. Ama bu an burada donup kalacak; kalan ömrün sonundan bu tarafa doğru baktığında geçen yılların uzunluğu, bu hediyenin taze olduğu gerçeğini daha da arttıracak. Tıpkı yaşlandığında albümden çocukluk fotoğraflarına bakan kişinin hissettikleri gibi…Tazeliğin zıtlıkları da bu olsa gerek zaman geçtikçe daha da kıymetlenecek..

    Şuanda da anı dondurucusuna hapsettim onu.

    Veeee… Sen!

    Hep derdim ya;

    -Bir gün tekrar taze olamayacağım senin bu açlığın karşısında çaresiz kalıyorum diye; sonra bükülürdü dudaklarım..

    Sende derdin ki;

    -Evet olamayacaksın ama sen artık evcilleştin onlar da senin yerinde olmak istiyor diye..

    Nasıl olura odaklanınca, buldum tazelenmenin ve tazelemenin yolunu  İnsan isteyince sonsuz Taze Kan’da olabiliyormuş.

    Çaresizlik açlığını üretkenlik besliyormuş.

    Kompozisyon evini açıklarken söylediğin “#PeriscopeEvi’nin yeni dönemi için endişelerim elbette var. Beni korkaklaştıracak kadar büyümesine, Üretkenliğimi köreltecek kadar küçülmesine müsaade etmemeliyim” cümlesine ithafen;

    Bu dokunuş; endişelerin korkaklaştırma ihtimalinde kullanacağın zehir, üretkenliğini köreltme ihtimalinde kullanacağın panzehirin olsun.

    Somut olup yerine yenisi koyulabileceklerden değil de, yeri dolmayan anılardan olsun istendi..

    Açlıkların bir nebze doysun, ruhunun yara bandı da bu olsun diye..

    Bununla ara sıra üfle de geçsin dediğini duyar gibi olduğum çocuğun, yaralarına doğru üfle!..

    Nice nice senelere..

    İYİ Kİ DOĞDUNNN. İYİ Kİ İYİKİLERDEN OLDUN..

    Ünlü gibi bişeye tüm kıvrımlarımdan sevgilerimle bir sonraki kalan 29’da görüşmek dileğiyle: )

    Bitmeyen Cumalarla…..

    Not : Hikayenin bana vermiş olduğu damar sıfatının hakkını verebilmek adına damardan dokunuldu.

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: