23 Nisan’a Hitaben

Çocuk!

Keşke bugün değil, her gün senin günün olsaydı!

Koltuklarını bir günlüğüne değil, miladlarını doldurdukları gibi bıraksalardı…

8 yaşında isen hayat gerçekten çok zor”  cümlesini sadece 8 yaşın için değil, her yaşın için diyeceğini göreceksin. Ve yaşamın her nesilde daha da zorlaştığını…

Bu zorlukların arasında keşfedeceğin güzelliklere odaklanman gerektiğini öğrenmelisin. Bazı büyükler bunu unutuyor.

Sen büyüyünce, unutmuş bir büyük olma!

 

Yürümeyi öğrendiğin zamanları hatırlamıyorsun ama, çok fazla düştün unutma!

Etrafındaki hiç kimse umudu kesmedi, yürüyemez bu çocuk demedi!

Bilim insanları bir çocuğun 2000 defa düştükten sonra yürümeyi öğrendiklerini keşfetti…

 

Yürümeyi başardıktan sonra, insanların sana olan güveninin o kadar uzun süreceğini düşünme!

Bir şeyi 2000 defa değil, bir kez yapamaman durumunda senden vazgeçecekler öylece.

Yılma!

Kendine güvenmeyi anımsa…

 

“Çocukken hayallerimiz vardi inandığımız, hangi ara vazgeçtik hepsinden” diyen insanlar var bu dünyada…

Büyüdükçe, zaman her şeyi unutturacak sana…

Unutma…

Seni sen yapan umutların, dört elle sarılıp koruyacakların

Geleceğe doğru atabileceğin en sağlam adımların…

 

İşin zor çocuk! Yalan yok…

Şu an karnın tok!

Farkında olmazsan eğer,

Geleceğin bombok!

 

 

 

3 Responses to “23 Nisan’a Hitaben

  • Gizem Melek cam
    1 sene ago

    Ne geliyorsa başımıza unutmaktan geliyor ya;
    Unutmuş bir büyük dünyasını araladığımız 23.00 dam bir an’dan..
    Çocuklar en çok sarılmayı,dolanmayı sever..
    Dolandırıcı mı?
    Dolanabilmek..
    En derinlere;
    düğüm değil!
    sımsıkı dolanmak..
    Belki bir nefes arası olur ya işte ondan..
    Bir an daha çocuk olmak..
    Birileri sahip olunanlarla ilgilenirken; ve onlara sahip olmak isteyecek kadar somut iken ,birbirimize kirada oturacak kadar çalışmakla yetinerek dolandık burada..
    Anlamaları imkansızdı; çünkü mutluluk için emek harcamayanlar başkalarının verecekleriyle mutlu olanlardı..

    Yoktan var edemezdik ki bu duyguyu!
    Neyse konuya dönmeliyim..
    Dolanmıştık bir kere!

    Hiç birşey anlatıldığı gibi değil..
    İnsanlık zan-ettikleriyle yaşıyordu..
    Zanlara kızıyor,onlara tepki veriyordu.
    Onlar gürültünün tınısıdayken;
    biz tıpkı bir çocuk gibi;
    ZANsız yaşıyorduk..

    Hepimiz kandırılmıştık 1 kere yalnış bilgilerle,
    Uyuşturulmuştuk gereksiz ilaçlarla,
    Korkutulmuştuk sevmemiz gerekenlerle,
    Şimdi ise tekrar yakalamıştık geçmişi..
    Tamda saat 23.00 ‘de:)

    İş çok zor çocuk..
    Heeey çocuk
    Çok özleniyorsun:)
    Hergün yeni tatları hep beraber tadarken;
    Alıştırmadığın için
    Teşekkürler..

  • 23 nisan …
    dedin ya
    mutlaka yazmalıydım
    her 23 nisan da doğum günümü kutlarken yeniden çocuk olmalıydım .
    elimde , bacağımda ki yaraların yerini beynimdekiler almamalıydı …
    büyümek zor iş
    ben her defasında bayrak şiirini okuyan o çocuk olmalıydım .
    bunu başardığımda tam insan olmalıydım …
    bir şart mı var cümlelerimde
    ya da olasılık
    olmadım mı ben
    oldum desem
    olur muydu hiç?

  • Kahraman
    10 ay ago

    +İçindeki çocuğa kulak ver, hikayeyi keşfederek kendine bir şans ver.
    -İçimdeki çocukla bu hikayenin ne alakası var.
    + Seni konuşmaya değer bulmuyorum. İçinde ki çocuğun konuşmasına izin verirsen onla konuşmak isterim.
    -ukala! Sen kimsin ki!
    -Hem İ.çocuğun konuşmadığı nerden çıkardın belki o sordu bu soruyu.
    +ukalalık değil bu zaman kaybı, bir köre gökkuşağını anlatmak gibi, bana gören gözler gerek o da hala öldürmediysen içindeki çocukta var.
    +Şuradan çıkardım hiçbir çocuk oyun oynayalım sorusuna neden diye cevap vermez.
    -ııııı
    +İçinde ki çocuğun sesini duymanda sana yardımcı olmamı ister misin?
    -(Belirli bir tepki yok sessizliği i.çocuğun yaşadığını kontrol etmek için yeterli fırsat.)
    +En son ne zaman saf mutluluğu yaşadın, hatırlıyor musun?
    -???? Birkaç gün önce yeni bir araba aldım, bu beni çok mutlu etti.
    +Sahip olduğun ilk bisiklet kadar mutluluk verici miydi?
    -(1. Sınıf karne hediyesi olarak ona alınan mavi bisikleti hatırlar). Şey o bunun yanın da çok basit bir şey, hem o zamanlar çocuktum sahip olmak istediğim tek şeydi o bisiklet ama şuan birçok şeye sahip olmak istiyorum ve sahibim. Şey kafam karıştı biraz, emin değilim.
    -Tamam maddiyattan uzak bir şey seçiyorum, bir hafta sonra tatile çıkacağım bu beni heyecanlandırıyor ve mutlu edeceğini biliyorum.
    +(Kararsız kalması ile i.çocuğun hala orda olduğunu anladı) Cuma günü istiklal marşından sonra eve gitmek kadar heyecanlandırıyor mu?
    -ıııııı bel altı oynuyorsun. Evet, şey ya hayır. Kafamı çok karıştırdın.
    +Neden kafan karışıyor sadece iki heyecanı karşılaştıracaksın.
    -Kafa karıştırıcı çünkü sen, beni mutlu etmesi için belirlediğim hedefler İle çocukluğumda saf şekilde yaşadığım hisleri karşılaştırıyorsun.
    +Cevabı verdin farkında mısın? Biri hedefler ile gelen suni mutluluk diğeri içten gelen saf mutluluk.
    -(Kararsız ses tonuyla) Sanırım haklısın. Peki hikayenizle içimde ki çocuk arasında nasıl bir alaka var daha söylemedin.
    +Şimdi cevap verebilirim çünkü bu soruyu i.çocuk soruyor.
    +Bu hikaye; i.çocuğu öldürmemiş yetişkinlerin oyun parkı. Bu oyun parkına yetişkinlerin kirli hisleri giremez. Sadece saf kirlenmemiş hisler girebilir. Bu hisler de sadece çocuklarda var, içimizde ki çocuklarda. Bu yüzden içinde ki çocuğu öldürmemiş kişileri arıyoruz. Amacımız yeni oyun arkadaşları bulmak. Kirlenen bu dünyada elimizden geldiğince çocukları kurtarmaya çalışıyoruz. Yeterince çocuğu toplarsak kim bilir belki dünyayı da temizleyebiliriz. Yetişkin insanların çocuk saflığında ki oyunları, gayeleri anlayacağın. Sıra dışı değil mi?
    +Şimdi
    * Benimle hayatının sonuna kadar sıra dışı oyunlar oynayacak mısın?

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir