Asla Doymayan Açlıklarım 2 – Şefkat

Ne kadar çok şey var akıl odalarımda.

Sanki her bir kıvrımım taşmak için sabırsızlanmakta. 

Bir çok açlığım doymuş, yepyeni açlıklarım oluşmuş…

Bir sıraya koymalı, önce hangisini yapmalı.

Biraz ondan biraz bundan mı tatmalı?

Yok hayır hayır hepsinden haz almalı.

Acelenin zevki parçaladığını unutmamalı…

Hangi dönemlerde dönüp kelimelere boşaldığımı düşünüyorum. Gelişigüzel değil bu orgazmlar.

Düzensiz bir düzeni var gibi. Sistematik bir şekilde oluşan denklemi çözmeli.

Birincisi…

Yolculuklar kesinlikle etki ediyor.

İkincisi…

Ruh yorgunluğu kelimelerle dinleniyor.

Piyano melodileri her zamanki gibi eşlik ediyor.

Bazen ise, şu an olduğu gibi her şey tıkanıyor. 

Dakikalarca ekrana anlamsızca bakan gözlerim oluyor. 

O sıralarda yine akıl odalarımda sayısız düşünce beliriyor.

Cehaletin mutluluk olduğunu biliyorum da, farkındalığın sinir kat sayımı yükselttiği yeni oluyor.

Belki de tam olarak budur yazmama vesile olan.

 

Piyanoyu açmalı,

Odayı karartmalı,

Ne olduğu önemli olmaksızın yazmalı,

Cümlelere boşalmalı,

Dolmazsa tekrar akıtmalı.

Üstüne biraz hüzün, biraz üzüntü damlattı mı 

Şahlanır bu adamın parmakları…


Yazmama rağmen doymuyorum eskiden olsa memnun ederdi diyorum. Yine kendimle yarışıyorum.

.

.

.

Başarının anahtarı kendinle yarışmakmış.

Madalyonun diğer yüzünde yorgunluk bonus armağanmış.


Heeeey!

Dank etti…

Yüzümde en sevdiğiniz yarım tebessüm belirdi. 

Ben şefkate çok acıkmışım ki!

Denklem bitti.

Şimdi biraz göz pınarlarını……..


Ehhhh! 

Girme be devreye.

Başlarım senin otokontrolüne, farkındalığın çıkacağı levele.


Huzur yine devrede…

Yeni sorgulamalar oluştu beynimde. 

Otokontrol neyi tutuyor bedenim de.

Düşünsenize 3. dünya savaşını çıkaracak bir yanım var belki de…


Dur arkam da, 

Başını yasla başıma.

Nefesin kulaklarımın altında. 

Şefkat veriyor ruhuma. 

Kanım daha hızlı akıyor. 

Şefkatten şehvetin çıkması hiç gecikmiyor. 

Nefes alışlarımız kesikleşiyor. 

Kaygan ve ıslak bir şey yalıyor ensemi, 

Boynuma kayıyor dili…

Kabaran iştahımla, ağzım….


Merhaba beyaz ekran ve kelimeler…

Ne yapacağımı bilemediğim cümleler. 

Bol bol yarım tebessüm ettirdiler. 

 

 

 

 

11 Responses to “Asla Doymayan Açlıklarım 2 – Şefkat

  • Tekrar tekrar okunası

  • İzlememe rağmen doymuyorum. Eskiden olsa eh biraz memnun etti derdim.
    Ah o bir türlü seni izlemek için bana fırsat vermeyen zaman!
    Elbet bir gün seni durduracağım. Ve dünyaya haykıracağım beynimin onunla (periscope evi Yayıncısı halil kılıç) nasıl orgazm olduğunu…

    Izlemeli insanlar çünkü o fırsat bir defa gelir bir daha asla gelmeyebilir. Kaybeden olmamak için izlemeli insanoğlu.
    Beyindeki odalarda bulunanlarla yetinmiyorsan aç lunaticim’i

  • sirop ju
    2 sene ago

    Saray yapacağım derken akıl odalarında ki 40 odalı olanı mı kastediyordun.
    Her odada başka bir açlığını doyuranlar ancak bir odadan odaya giderken tekrar acıkmana sebep olan uzun koridorlar.
    Alt kat bitti birkaç basamak sonra gökyüzüne bakarak yazabileceğin bir odada başarı şefkat ve huzur var ve boynun sıcak

  • Replaync
    2 sene ago

    Akıl odalarındaki tilkiler yapmış yine yapacağını doymana izin vermiyor.. küçük bir gezinti, sesi kısılmış piyano eşliğinde ne de güzel dökülmüş kıvrımlarından parmaklarına. ‘Fark edin laaann’ ! artık şu kıvrımlarınızın tadını demişsin gibi minik bir tebessüm ile içimdeki çocuğun el çırpılarını duyar gibiyim…

  • Warmreds
    2 sene ago

    Ekranın aydınlatabildiği karanlık bir oda ve piyano melodileri eşliğinde muazzam duygu betimlemeleri !
    İç dünyana kısa bir yolculuk yaptırdın ve biraz daha tanıdık geldin bizlere…
    Her yazında çıta yükseliyor ve beklentiler artırıyor..
    Şahlanan parmakların ile doludizgin hedefe.. Şefkate

    Warmreds

  • E tabi kooperatif büyük, biz ne yapalım? Abaküs ve fasülye ile olmuyormuş demek ki, hatta çarpma bölmeyle de maalesef.

  • kahraman
    2 sene ago

    Asla doymayacak açlıklarım; 1 haz alacağım her şeyi okumak ve sen bu açlığımı sürtük yaptın bayım. Senin içine boşaldığın kelimelerinin, benim beynimin rahminde döllenmesi( bu cümleyi hiç bir şeye bağlamayacak kadar sevdim, bu yüzden yüklemsiz kalmalı). Sonuç mu; bir çok kıvrım ucunda çakan yeni kıvılcımlar, bu kıvılcımlardan çıkan yeni kıvrımlar.

  • Rendemmmatrockk
    2 sene ago

    Biliyor musun seni tanıdığım ilk zamanlardan bu yana bana neler kattığını düşünüyorum da fark kattın bana benden daha yakın yaklaştın daha sıcak samimi davrandın kendimin yapamadığını bana sen yaptın
    Yalnız hissettim kendimi beceriksiz kabiliyetsiz yeteneksiz hissettim halbuki sen bana birşey hissettirdin bunların hepsi yok oldu kurudu insan olmayı insan gibi durabilmeyi duyabilmeyi görebilmeyi
    Hiç noktalama işareti yok değil mi yok Çünkü gerek yok aslında kelimelerde yetişmiyor sana ne desem yerine gitmiyor gitmesin ben senin gibi bir bilinci akılı tanıdım yakaladım ya fazla bile tabi ne kadarını yakaladım belki çoğunu kaçırdım bu bile fazla bana sen böyle ilerledikçe gorduklerim yeter bana

  • Yagmuryertutan
    2 sene ago

    Dank diye gireceğim lafa, sonrasında da biraz hikaye anlatacağım. Panik atağım var benim, yin-yang’ın içinde barınan bütün zıtlıkların(iyi-kötü, güzel-çirkin, mutlu-üzgün)derinleşmiş hallerini deneyimlediğimde, beynimde ki serotonin denen hormonun azlığından kaynaklanan kalp krizi ve beyin kanaması arasında gezinen bir sendrom yaşıyorum. Buraya kadarı demsgoji sayılır. Bazı şeylerden tam olarak kurtulamayacağını onları ancak kabullenirsen hayatını devam ettirebileceğini öğrenecek kadar zaman geçirdim dünyada. Bende kendime hastalığımdan bir sayaç yaptım. Kullandım onu. (Laf aramızda kalsın hala aynı şeyi yapmaya devam ediyorum.) Öyle güzel kullandım ki teşekkür bile ettim bazen Tanrı’ya bunun için. Hastalığımdan önce yaşadığım duyguların şiddetini ölçmeyi başarabilen bir yapım yoktu, hep bocalar, tökezler, sendeler denge sarsacak ne kadar ihtimal varsa onlarla boğuşurdum. Ama rtık bir sayacım vardı. Bir duygu ölçer. Hissediyorsam beynimin ve kalbimin sancısını, o his derinlerimin kapısıyla oynuyor demekti. Anahtarı kilide sokmaya çalışıyor orda bazı kaygan zeminler yaratmaya gidiyor demekti. Hele bir de tam bir atağa sebep oluyorsa, bu o hissin yaşamaya değer olduğunun kanıtıydı. Çünkü iyi ya da kötü olması değil bir şeyin değerini belirleyen saptayıcı. Derinse eğer değer. Bu gece bu yazıyı okuyunca sayacım çalıştı. Anahtar deliği buldu. Kilit kendini ıslattı. Derin bir kapı yağlı kilidinden boşaldı. Kalbim ve beynimde karıncalar uyandı.
    Ve geriye tek bir şey kaldı. “Teşekkürler”

  • Belki sende sadece karanliklardayken gorebiliyosun gorulmesi gerekeni aydinlikta seni kandirabilicek cok sey karsina geliyodur sahtesinden tut yansimalara kadar. Nefesini tut tutabildigin kadar yavasca birakmaya basla hayatta olmanin mutluluguyla hayattayken seni bozguna ugratmis dusuncelerini harmanla. Belki aklina gelirse bide gokyuzune kafani kaldirip bakmayi dene o ucsuz bucaksiz yolculukta sana gizli kalmis goremedigin bi ipucunu karsina cikarir elbet yoluna cikan bulutlar.
    Buralarda gezindigimi bil istedim

  • hulyaaunall
    2 sene ago

    ımmmmm…
    Ne kadar özlemişim kelimelere dokunmayı..
    Bu aralar trend olan dolan havuz akımındayım bende ..
    Boşaltan musluğumdu blogların.
    Şuan da havuzdaki doluluk oranı yavaş yavaş azalmaya başladı. Zonklamaların yerini hafiften bir rahatlama alıyor..
    Çünkü beynim boşalmaya başlıyor yavaş yavaş tiz çığlıklarla klavyeden ekrana doğru..
    Burası sıcak mı oldu haydi kelimelere doğru üfffleee !..

    Dolan havuzlar belli ki şevkatle de boşalıyor dimi ?
    Bulduğun her fırsatı değerlendir her şevkati kabul et demiyorum tabi ; aralarında Şevketler olduğunu biliyorum 🙂
    Ama samimiyet dolu ; temelinde karşındakinin açlığı gidermek olmayan her şevkate direnme aç kollarını sende..

    Otokontrol konu samimiyet olduğunda devre dışı kalsın zaten ; samimiyetin olduğu yerde otokontrole ne gerek var bayım 😉

    “Biraz ondan biraz bundan mı tatmalı?

    Yok hayır hayır hepsinden haz almalı.

    Acelenin zevki parçaladığını unutmamalı…” demişsin.

    Yeme alışkanlığın düzensizleşir ise ya kilo alıyorsun dengesizlikten, yada kilo veriyorsun yetersiz beslenmeden..
    Sevmediğin yemekleri yiyemiyorsun dimi ?
    Etin bile et olması yetmiyor bazen ne kadar et seven birisi olsanda bol bol tecrübe ettik seninle..
    Eeee sevmediklerinden de haz alamazsın ki !..
    Sevdiklerini belirleyip doymayı tercih edersen ister hızlı ister yavaş ye aldığın zevk parçalanmaz ki..
    yine demem oki 🙂
    sevmediklerinden alacağın vitaminler, proteinler, haz, zevk vs. elbet bir sevdiğinin içinde de bulunuyordur.
    Muhim olan dozu abartma ki alerjiye dönüşüp ondan tamamen mahrum kalmayasın..

    Şevkat bize resimdeki sallanan masum oyuncak atın ; gölgesinde şehvete dönüşmesi kadar yakın oysaki..
    Yada kulak altından gelen bir nefes aralığında geçiş gibi ııımmm….
    Ne zaman evcilik oynayıp ne zaman şahlandıracağımız ;Yada ne zaman fısıldayıp ne zaman dil atacağımız bizim elimizde ..

    Yeter ki at ASİL bir soydan geliyor; kulaklar iyi duyuyor ve hissediyor olsun..

    NOT: Alttaki musluklardan olduğun için ayrıca teşekkürler…

Yagmuryertutan için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: