Bir Ruh Hali -1

Not: Periscope Evi’ni bulmadan önce (12 Temmuz tarihinde) yazılmış ama yayımlanmamış bir yazıydı…

Bugün biraz daha farklı…

Galiba bu duyguya alışmam gerekiyor.

Gereksiz kararlarla doldurduğum 3 hafta!

Bugün nerede kalayım, en masrafsız yolu bulayım. Yarın şu tarafa bakayım…

Düzensizliğin içinde, samimiyet açlığımın pek doyamadığı, evim diyebilecek bir yerin olmadığı 3 hafta…

Az önce dönüp geçmiş anılarıma baktım, özlediğim yeğenime…

Ya da benim için özel olan şeylere…

Peşi sıra gelen duygu patlamaları sonucunda, verdim kendimi yine cümlelere…

 

Her zamanki gibi kulağımda melodiler.

Huzura götürüyor bu sesler…

Dişi bir piyanistine ait bu eller…

Karmakarışığım gençler…

 

Bu yazı yayınlanır mı bilmiyorum, sadece içimi dökmek istiyorum.

İstatistiklerin farkındalığını görüyorum. Tarihten bir çok şey öğreniyorum.

Sonumun ne olacağını bilmiyorum…

Bir tweet yazıyorum.

Tedirginlikler ile özgüven iç içe! Joystick #PeriscopeEvi, “Bir adamın zıtlıklarına” yakışır bir proje…

 

Geçmiş tarihlerde yaşadığım unutulmaz beyin veya duygu orgazmlarını anımsıyorum…

Şu an ise bunların yoksunluğunu tadıyorum…

Beni güzel sevenleri özlüyorum, onlara tekrardan müptela gibi bakmayı düşlüyorum.

Kirletenlere kızıyor, daha fazla incitmesinler diye kaçıyorum.

Kısaca dillendirmek gerekirse…

Zorlanıyorum.

 

Onca birikmiş muazzam yaşanmışlıklara, bu kadar büyük yaşanmışlıklar eklemenin mantığını sorguluyorum.

Domates ekmenin neden açlıklarımı doyurmadığını, ne zaman ayağa kalkamayacak kadar yorulacağımı…

Farklı bir insan olmanın filmlerde gördüğümüz gibi zorluklarını…

Ama hepsine bir şekil göğüs gersende, kendi başına kaldığında şefkate ne kadar da aç olacağımı…

 

Ve Gerizekalıları…

Bu duygularımı bilmeksizin hunharca saldıracak olanları.

Dünyaya hiçbir iz bırakmamış olan döl israflarını…

Olası tüm senaryoları…

 

Yine de biliyorum bir gün kazanacağımızı…

 

 

 

 

10 Responses to “Bir Ruh Hali -1

  • sevinc aslanbay
    2 sene ago

    Bu aksam ki yorgunlugundan kaynakli ruh haline cok uygun bir paylasim olmus…yuregine saglik…

  • 2 tabureden ibaret boş bir ev neden evim evim güzel evim dedirtir ki zaten? Sorusunun cevabı.

  • KaçakÇay
    2 sene ago

    Karmakarışıklığın , puzzle’ştırıyor.
    Bitmemeli bu oyun yahut ruh hâllerin!
    Şapkadan tavşan çıkarmanı , alışkanlık haline getirdik.
    Sen nota’ları raks ettir , bizler senfonine banktan bile eşlik etmekten kıvanç duyacağız.
    Yeter ki; yüreğin,kıvrımların,parmakların yorulmak nedir bilmesin.
    Gerekirse, koluna girip baston bile olacağız.
    Çünkü, ” Bir Marka , Bir Adam” ‘ın bırakması gereken bir iz var bu dünyaya.
    Köprüden önce’ye adım adım…
    Başaracaksın.

  • 12 Temmuzda kasti yayımlanmamış ve tam da bu geceyi beklercesine itinayla bi köşede saklanmış gibi anlamlı ve lezzetli 🙂
    Geleceğe yazılan mektup tadında yüreğine sağlık Sayın Kılıç 🙂

  • bsraaykn
    2 sene ago

    Bu kadar varlığın içinde yokluğa adım atmak…
    Sanırım en iyi özetleyen cümle bu olsa gerek. Bıraktığın varlığı, başka bir varlık doldursun diye bu yokluk.
    Bu gün en başından en sonuna kadar hayatimin en heyecanlı gününü geçirdim. Seni görmeden seni gören gözlerle ,sana dokunan ruhlarla bir buluşma…
    Hiç tanımadığın insanları en yakınınmis gibi görmek,çok garip…
    Bugün ki duygu selini bana yaşattığın için sebep olan sen ve o güzel insanlar iyiki varlar.
    O heyecanımı ilk gün ki taze tutmami sağla olur mu ?
    Kalkamayacak kadar yorgun hissettiğinde bugün ki videoyu izlediğinde bulunduğun anı hatırla.
    Biz burdayız maneviyatı gümbür gümbür bir halde burdayız.
    Kirlenmemek kirletmemek ümidiyle…

  • Neden bu denli için içime tercüman olmakta her seferinde hayranlıkla ve biraz da masumca bakıyorum. Bıraktığın ve bırakacağın izler -emin olabilirsin bundan- çok fazla güzel ve anlamlı. Zatım bir enkaz halinde ama umut var. Sen güvenin karşılığı olabilirsin benim lugatımda. Sevgiyle…

  • hilal.emos
    2 sene ago

    Gerçekten aynı hisleri ve duyguları paylaştığın insanları bulmak zordur.Hayatın için de bulunduğum sürede bir seneryonun içindeyim ve umutsiz bir fügüranım.Daha 17 yaşımdayım insanların 17 yaşları özeldir ve o an benliklerine işlenen kelimeler,düşünceler kalıcıdır.Seninle tanışıp yazılarına göz attıktan sonra o seneryoda Başrol olmuş gibi hissettim.Seninde insanlara anlatmak istediğin bu değilmi zaten sen yönetmensin ve her rolün bir değedi olduğunu anlatmaya çalışıyorsun.Herzaman takipteyim tıpkı gölgen gibi..

  • Gizem Melek Cam
    2 sene ago

    “Metamorfoz”
    Aklımıza getiremediğiniz seyler varmış hayatta,hiç ama hiç düşünmediklerimizden..
    Korkuyla başlamis her şey;sonra da insanlar zalim diye başladı Herkes
    İçe dön dediler;meditasyonlarla avunduk
    Sonra dayattılar tekrar son nefeste evlenin,sevişin dediler..
    Zevk-i izdivacı izletip sanal orgazmlara daldırlar..
    Secretler,kuantumlar denendi olmadı.
    Derken bir gece uyandırıldım..
    Uyandırıldığım geceden bahsediceğim o saniyede oldu her şey..
    ———-
    hepimiz maddede ayrı,duyguda ise aynıyız..
    Hepimiz nasıl doğduğumuzu hatırlamıyoruz;fakat nasıl öldüğümüzü hatırlayacağız
    Sonrası ise bir hiç..
    Hic kelimesinin gizemce iki anlami vardi.
    Tercih edilmemis olanina piçlik denilirken
    Tercih edilmis olanina ise hiçlik deniyordu
    Cok önceleri kutsanilan hiçliği yontuyordu uzun zamandir burada..
    saat 23’e geliyordu..
    bu kelimenin tek hecede çok söylendigini hissettirdi bir kere,hiç..
    Bugünlerde tadini degistirdikleri;simdilerde yeniden yonttugu insanliga hergün tekrar bakti..
    Denklem bittiğinde herkes gibi
    O gün gidecekti ve Bir hic olucakti..
    Ama tekrar tekrar hatırlattı!!
    Hiclik Hersey olma potansiyeliydi..

    Anılar Neden bu kadar zor derken
    Anı;insanın birilerinin bedeninde var olan bir ruh parçasıymış..
    Oraya bırakıyormuşsun..
    heryere birlikte gidiyormuşssun..
    Varoluşsal dünyaya bıraktığımız anılarsa;ölümden sonra cehaletimiz oluyormuş
    Tatminsizleşmiş insanlığın yanlış arayışta olduğunu çoktan anlamış.
    yeryüzünü güneşten daha fazla ısıtan bir olgudan söz ediyordu..
    Güven kıvılcımlarını kimisine teslim ederken;kimine emanet ediyordu..
    hiç kimse ısınmak için bu kadar çaba harcamadığını fısıldıyordu..
    Gizem kız oyuna dalıyordu
    Anı cennetine bakıyordu;hepsi bambaşka olguyu anlatıyordu..
    İstemenin gerekliliklerinde olduğu gibi
    anı cennetinde önce gönül bağı esastı.
    Erişenlerse sadece gönül bağını kurallarının önüne koyanlardı..
    Kurallara zorundalık hissedilmesi,sorumluluğun çıkara dönüşüydü!
    Oysaki gönül bağı kurmak,cennetin sorumluluğunun ruha kabulüydü..
    Hissederek bıraktığımız her şeyin başka bir şeye dönüştüğü dünya;tılsımların en büyüğüydü..
    O tılsım;aylar geçse de tüm anıları aşarak bizi aynı noktaya götürüyordu..
    Özlemekten söz etmiştim ben,çünkü oyun saati bitmişti.
    O ise özlemenin olmadığının en başta iç içe geçtiğimizi söylemiş;kavuşmaktan söz etmişti..
    Akılda buluşalım demişti..
    Endiselenmistim;bu duygunun beni ediceginden korkmuştum
    O ise Ilk firsatta gitmek en kolayi olduğunu,
    kalmayı seçenin se;sadakatın sınavı içinde oldugunu söylemisti..
    Yoksa bir ahte vefa mıydı?
    Hatırlamak mıydı?
    Kisacasi;
    bir vefanın yaralanmış bile olsa onun yılmadan dünyaya yine yeniden sunuş biçimiydi..

    ————–

    Saat 8.00 a geliyor
    Gizem kız uyandı! Okula gidiyor..
    Günaydın,Prof dr kılıç!
    Kahveyi biraz calkaladım(heycandan) peçeteyle uzatıyorum..yorgun gözlerle bakıyor..henüz beni tanımıyor 🙂 numaramı soruyor,hazırlıkta okuduğumu söylüyorum 🙂
    Karşılığında beni
    Yarım tebessümle ödüllendirmeden asla göndermiyor 🙂

  • insanesilent
    1 sene ago

    Kelimeler akarken tutmuyorum .. beynimin içi yanarken , kıvrımlarımın ıslanmasını durdurmaya niyetli değilim hiç hem de …
    başlıyoruz…

    Hamilelik doneminin en gizli ama hissedilebilir anlarını paylasmak istedim… o testi eline aldıgında baslar heyecanın, kalp carpıntın… acaba mı dersin birsey var bu sefer farklı hissediyorum , bedenimde farklı birseyler oluyor benden baska bir can içimde ,varlıgını hissettiriyor … dokunamasan da içgudulerin orada var oldugunu belli ediyor ‘’ceeee eee’’ diye hormonlarının dengensizliğiyle … kasıklarındaki baskı artıyor sanki minicik bir küre tutunuyor, yer acıyor kendine …

    Bekleyiş …

    En zor 3 dk …

    Hem gecmesini istersin ,hem gecmemesini …
    Sondaki 2 çizgi … biri kırmızı , biri mavi .. 2 çizginin de cıkması gerekir sana merhaba diyebilmesi icin …

    Hem huzuru hem sonsuz aşkı aynı anda yasamalısın her an her an en baştan demek gibi sessizce bagırır sadece o iki çizgi… yasadıgın bu tum duyguların ,dakikaların ,saniyelerin kıymetini hatırlamak icin o beklemeyi yaşamalısın da , saklarsın ömür boyu …

    bir madde sadece , bir cubuk, renklenmeye baslar .. hem bakmak istersin , hem bakmamak … insansın sonucta nefsine hakim olmak zor ama hayal kırıklıklarını hatırladıkca sonunda goreyim az daha sabret dersin … kapagı kapalıyken gozun ustundedir ters cevrilmiş halde…

    artık 3 dk bitti … sayılanilir olan bitti , ya sayılamayan ,o içte eline almaya korktugun , milyonlarca 3 dk nın bitmesini beklemek ? en titrek zamanı… sonra bir cesaret gelir , elini uzatıp aldıgında artık kalbinin atısları insan gibi degildir tıpkı bir sinek kuşu gibi … bedeninden ayrı bir yerde atıyor gibi …

    gozlerini istemsiz kapatırsın sımsıkı … sakinleşmeye stabile gelmeye çalısırsın … hele yalnızsan …

    o 2 çizgi … artık gozlerinin onunde …

    mutluluk , korku , endişe , heyecan , beynin patlayacakmıs gibi olur … bedenin yanarken, ellerin ayakların buz keser … tenindeki her değişimi irkilmeyi hissetmeye baslarsın … bir an bacagın karıncalanır , 2 sn sonra kolun uyusur … ellerini hissetmemeye başlarsın ,hemen ovalarsın uyusuklugu gecsın diye…

    karsında duruyor iste … topu topu 2 cm, 2 cizgi ama dunyaları barındırır anlamı …

    kırmızı ve mavi içindeki buyuyenle ilk bagındır artık kalbine goturursun istemsizce sanki kucagında bagrına basar gibi , heyecan kelime anlamını yitirir kulakların tıkanmaya baslar …

    adranalinin kelime anlamına yakın ama bir o kadar da uzak , bambaskadır … tarifsiz harfler bulmak istersin, cıkmaz … ilk korku tohumunu getiren an oldugunu farketmeden … gercekten korkmanın ne oldugunu o zaman anlarsın …artık SEN degil , O vardır …

    artık sen 4 dk onceki sen degilsindir … bir varlık insanı 4 dk da degistirebilir mi? ebeveyn oldugunuzu ilk duydugunuz anda bu sozlerimi hatırlayıp cevabını kendiniz bulacaksınız ve evet benim cevabım sonsuz kere EVET …

    bu sadece giristi ve daha hiçbirşeydi … hissedecegin milyonlarca doyumsuz hazzın sadece % 1 … dengeye gelmen icin , bu duygu patlaması gozlerınde yanma ve diz ustunde hungur hungur aglamalı mutlu sonla biter her zaman , bagrında bir madde parcasını bastırırken …

    artık daha cok koku alırsın , hiç duymadıgın kokuları yuzlerce metre oteden 1 m de gibi duymaya baslar, tadını alırsın… yemek yiyememeler , mide bulantıları , hormonlarının verdigi dengesizlik tansiyonunda da danslara sebep olur … bir bakarsın enerjin tavan , bir bakarsın yataga boylu boyunca uzanmıssındır parmagını kıpırdatmaya halin olmaz … zıtlıgın guzelliği , parmagını kıpırdatmaya halinin olmamasının sebebi içinde beslenmeye baslamıs olmasıdır … buyuyordur artık … hislerinden , yediklerinden , dinlediklerinden , okuduklarından , modundan , elini gobegınde gezdirip ilk ten temasından … ama daha cok hareket etmelisindir , temiz kan vucutta cogalsın diye … daha saglıklı beslenmelisindir … kendin icin 1 bardak suyu kalkıp almaya usenen varlık sen , 3 litre suyu miden bulana bulana içecek kadar çok dikkat edersin … bir anda yanar , bir anda buz kesersin … her bir hucren parcacıgının hareketlerini duyar bu kulaklar, hazzına varırsın …

    bu sadece girişti devamı gelecek … tadının damagınızda kalması dilegi ve arkası yarınlarda gorusmek üzere…

Trackbacks & Pings

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: