ÇABALAMA ÇABASI

Kar-Eriten1

Hayatımız sürekli çabalamalarla geçiyor.

Sperm yarışını kazanma çabasından, son nefesini vermemek için çabalamak arasında geçen bir yaşam çabası…

Yarışı kazandığımız zaman, 9 ay 10 günü tamamlayabilmek, sonrasında annemiz ile aramızdaki bağı koparmak, ilk havayı ciğerlerimize çektiğimizde,  çektiğimiz acıyı ağlayarak dışa yansıtmak, emeklemek, konuşmak, yürümek, koşmak, bisiklete binmek, okumak, yazmak, bitmez tükenmez bir çaba…

Ve bir ebeveyn olarak çocuğunun bu süreçlerinde ona yardım etme çabası…

Ya çabaların boşa çıkması ?

Hangi zamanda, hangi çaba gösterilmeli, olması gereken çaba ile anlamsız bir çaba arasındaki fark neydi peki?

Her şeye yanıt bulma çabası işte beni bugünlere getirdi.

Bugün durup baktığımda çabalamam gerektiği zamanı bilebiliyorum, beni tanıyan insanların hangi zamanlarda çabaladığımı bildiğini, hangi zamanlarda ise çabalamaktan vazgeçtiğimi anlıyor olmalarını seviyorum. Zamanında bu farkı onlara öğretebilmek için çabaladığım zamanların bugün işe yaradığını görmenin mutluluğunu yaşıyor ve artık çabalamadan da dostlarıma her şeyi doğru ifade edebiliyorum.

Ortada bir çaba var ise, değer var demektir. Bunu bir çok insanın anlamadığını bilmek çok fazla acı veriyor olsa da yinede vazgeçemiyor insan. Çabalıyor sürekli, gücü tükenene ve tüm duyguları kırılana dek.

Her çaba bir tecrübe katıyor insana ve çabalayarak öğreniyorsun, anlamsız çabanın nerede başladığını…

Yüreği güzel olan her insana çaba göstermenin zevki ile değersiz insanlara gösterilen çabanın anlamsızlığı aslında burada bahsettiklerim.

Çabalaman karşısında göreceğin çabanın boyutu ile kişiye değer veriyor ve kararlarımızı buna göre alıyoruz. İlk çabayı kimin gösterdiği önemsiz, karşılık buluyor ise ne ala. Çabalayarak elde ettiğin bir ilişki bu, her hücren ile olaylara dahil olduğun bu kutsal süreç, seni bir kalemde silmek dürtüsünden uzaklaştıran yegane şey.

Daha çok anlatılacak şey var ama birazda anlamak için çaba sarf etmeli. Minikte olsa bir çaba görüyorsanız, bırakmayın peşini.

Çünkü hayatınız boyunca aldığınız kararlar sonucunda son nefesi vermek için çabalamamak bu kararlarınızdan dolayı yaşadığınız hayat ile belli olur.

İşte gözü açık giden adamın, yarım kalan hayallerinden ve tebessüm ile ölümü karşılayan adamın anlamlı geçen yaşam çabası bu.

Kısacası, sadece ama sadece yüreği güzel olan insanlara kendinizi ifade edebilmek için çabalayın, aksi halde tüm çabanızı anlamsızlaştıracak kişilerin kurbanı olacak ve doğru insanlara çaba sarf etmekten korkar hale gelerek yaşamınızı anlamsızlaştıracaksınız.

Bu yazıyı, yazmak beni mutlu ettiği için yazıyorum ve belki bir kaç kişi beni anlar çabasıyla.

Yoksa biliyorum,
gereksiz bir çaba herkese bunu öğretebilmek…

Son söz: İtiraf ediyorum, her yazımda daha güzel yazabilmek için çabalıyorum…

İkinci son söz: Bu yazıdan bir şey anlamadım diyorsan, anlamak için biraz daha çabala ya da çek git, anlamsızlaştırmadan…

4 Responses to “ÇABALAMA ÇABASI

  • (almira0) Gamze
    3 sene ago

    Bu yazıdan çıkardığım sonuç şu oldu, birilerine bişeyi anlatmak yada ıspatlamak için kendimizi parçalamamıza gerek. Önemli olan bence beyinlerin etkileşime geçmesi, gerisi hikaye..

  • mehmetkaan
    2 sene ago

    Bu yazıdan bir sonuç çıkarmak istemedim.
    Daha yeni başlamısken ne sonucu?
    ne de sonuncu…

  • Rage_against (Muhammet)
    2 sene ago

    Hani diyorsun ya -bıktım. Evet bende çok şeyden çok bıkmış ve kafası insanları uzaktan sessizce anlama çabası içinde olan sürekli iş hayatında ve sosyal çevresinde bu insan yavrusu beni neden anlamıyor yada anlamak istemiyor yadaa ben mi anlatamıyorum amk demekle geçmiş biri olarak insanların beni üzmesine yada müsama göstermeme yediği çanağa sıçarcasına tavır takınmalarını görüpde susan biriyim ben (bu yazıyı okuyup ne kadar malsın amk diyenleri duyar gibiyim) Bünyemde her kim olursa olsun kalp kırmayı en son bulundurabileceğim şey olarak görüyorum ve dediğin gibi hayatımı anlamsızlaştıran biri olup çıkıyorum malesef ki malesef.

    iç mi döküyorum ne yapıyorum şu an bilemiyorum ama benimkisi kısaca insanlara emek veripde bir şeylerini düzeltmesi için verdiğim emeğin karşılığını görememekle geçti tıpkı
    bir fidan dikersin tohumun nereden ve ne cins olduğuna bakmadan suyunu verirsin ama fidanın kurumak için inatlaşması gibi…
    Benden sana fayda yok der gibi…
    Kendisini sevilmeye layık görmemesi gibi…

    Bu kadar mütevazılık çok değil mi yada adına ne denirse.

    Gücüm tükenmiş ve tüm duygularım, inancım kırılmış hiç pahasına ağustos sıcağında ısınmak maksatlı yakılmıştı.Tamda bunu aşmam gerekiyordu….

    Tıpkı dediğin gibi ”doğru insanlara çaba sarf etmekten korkar hale” gelmiştim artık
    Bir şeyleri değiştirmem gerekiyordu.
    Belkide bir önceki adıma atlayıp doğru tohumu doğru yerdeki toprağa ekmem gerekiyordu.
    Benimde diğerleri gibi bana faydası olmayan çiçeğin hay toprağına mı demem gerekiyordu.Galiba bende böyle yaptım.

    Mersin’e gelmenden itibaren seni takip etme çabası sardı beni…

    Neyse ki yazını daha önce de gayriihtiyari okumuş biri olarak yorum yazmaya bugün karar verdim ve vereceğim emeğin karşılığını görebileceğim yüreği güzel bir insan vardı karşımda.
    dedim ya bana faydası olmayan çiçeğin hay toprağına..
    Bana faydan aşağıdaki cümlelerin oldu tamda bu karakterler, bu kelimeler, bu cümleler.

    ”Kısacası, sadece ama sadece yüreği güzel olan insanlara kendinizi ifade edebilmek için çabalayın, aksi halde tüm çabanızı anlamsızlaştıracak kişilerin kurbanı olacak ve doğru insanlara çaba sarf etmekten korkar hale gelerek yaşamınızı anlamsızlaştıracaksınız.”

    Teşekkürler Halil.

  • Kanıtladığını kanıtlamak adlı blog yazısından alıntı: ”Farkındasız beyinlere, gençliğimde harcadığım gereksiz çabalar”.
    Bu gereksiz çabaların kanıtlamış 😉 olduğu tecrübeler doğrultusunda, artık gereksiz çabalardan sıkılmak ve bunu bir hikayeye dönüştürüp (barettaların hikayesi), gerekli çaba sarf etmeye değer gördüğü beyinlerle, daha güçlü bir hikaye oluşturmak. Yakaladığı, hikaye değeri olabilecek anıları birleştirip ortaya bambaşka ve daha güçlü bir hikaye oluşturma çabası… Hem büyüklerimiz dememiş miydi? ”birlikten güç doğar” diye. Bu hikayenin bu yüzden güçlü olma ihtimali çok yüksek.
    Hikayenin başında söylendiği gibi ”dünyaya kalıcı bir iz bırakmak ve gelecek nesillere tertemiz ve asla kirlenmemiş bir miras bırakmaktı” hikayenin amacı.
    A) – Oha, çüşşş ben bunu şimdi öğrendim ve fazla iddialı ve gereksiz bir çaba olmuş bu.
    B) – Hayır mal!!! İSTEMENİN GEREKLİLİKLERİ gibi olmuş bu hikayenin başlangıcı. Hem henüz hikayeyi okumadın ki, neden böyle bir tespitten bahsediyorsun? Çünkü; TESPİT KASIYORSUN, hayatınızın farkında olmadığınız bir parçası olan bu kavram; henüz kıvrımları oluşmamış beyninizle, oluşturduğunuz bir değerlendirmenin, kesinlikle doğrudur kanısına varmanızdır. Bol kıvrımlı bir beyinde, bu düşünceler her virajda bazı tespitleri bırakıp, bazı olasılıkları alıp, her kıvrımda farklı açılardan değerlendirmeler kazanıp, en leziz haliyle iletişime, bir değerlendirmeye dönüşür yada varsa öngörü becerisiyle harmanlayıp tam anlamıyla nokta atışı bir tespit olur. Zaten hikayeye en başından değilde bilmem kaçıncı sayfasından başlamışsın. Akıllıca davranıp hikayenin başını okumak yerine, gereksiz değerlendirme yapmışsın. Bu bize göre nasıl algılanıyor biliyor musun?
    C) – ‘A’ gitti ama ben merak ediyorum, lütfen devam eder misin?
    B) – Sende kimsin? ‘A’ nereye gitti?
    C) – Ben ‘C’. A’damı(:P) fena gömdün.Böyle insanlar merak etmez boşuna uğraşma,ASLA gelmez.
    B) – Hımmmmm, buda yanlış.
    C) – Yanlış olan ne?
    B) – Neyse boşver, bunun bizdeki algısına dönelim.
    – 400 kişilik bir seminer düşün ve seminerin düzenleyicisi olduğunu düşün. En başından en sonuna kadar bir sunum yapacağını düşün. Ayrıca organize ettiğin seminerlerinin ve her organizasyonunda katılımcı sayısının giderek arttığını ve bu seminerlerin senin için büyük bir önem taşıdığını ve hayatında ileriye dönük kendini kanıtlayacağın, aynı zamanda bu seminerin 400 kişilik gruplardan sıyrılıp kitlelere dönüşeceği umudunu yüklediğin ve her katılımcıya edindiğin muazzam tecrübelerinden birşeyler kattığını düşün. Organize ettiğin bu seminerlerden biri işte. Seminer yaklaşık 71. dk sürecek ve 10 dk, 20 dk, geçerken katılımcılar ile adeta bütünleşip, muazzam bir beyin fırtınası şeklinde devam ederken 40. dakikada bir katılımcı salona geldi, yerine oturdu, çeşitli dökümanlarını çıkardı ve hemen akabinde konuşmanı ve sunumunu bölüp kibar bir şekilde geç kaldığını ve konunun başını kaçırdığını belirtip biraz bahsetmeni talep etti. Nasıl hissedersin ve ne düşünürsün o an?
    C) – Yani böyle sorunca şimdi…
    B) – En azından geç kalan katılımcının ne kadar malca bir davranışta bulunduğunu düşünürsün.
    C) – Evet, sen söyleyince öyle düşünürüm, hak veriyorum sana.
    A) – Pardon, bölüyorum ama galiba bende hak veriyorum. Ama her ne kadar güzel bir örnek olsada o anı yaşamadan kesin böyle düşünürdüm diyemem. Sadece hak vermek gibi bir öngörüde bulunabilirim. Ha bide,az önce kastığım tespit için özür dilerim.
    B) – Bu durumda bende gidip hikayeyi kısmen okuduğun öngörüsünde bulunabilirim.
    A) – Evet okudum ve zihnimde bir pencere aralandı. İlginç hissediyorum.
    B) – İlk kıvrım oluştu diyorsun yani. 🙂
    A) – Nasıl yani?
    B) – Hikayeyi okumayı, erken bıraktığın da belli.
    A) – Delisin sen.
    B) – Hayır, farkındayım!!!
    A) – Bu ne demek şimdi?
    B) – Hikayeyi ön yargılarını bir kenara bırakıp okursan, yazarın cümlelerinde gizli olan bu kavramı, hayatına dair önemli bir kazanım olarak elde edersin. Bunun için yazarın ”Kanıtladığını kanıtlamak” blog yazısını okumanı tavsiye ederim.
    C) – Galiba az önce ”buda yanlış” derken ne demek istediğinizi kısmen almadım, galiba anladım,belki anladım yani sanki, off ya ben gidip hikayeyi bir daha okuyayım.
    A) – Ne demek istedi ki şimdi? Anlamadım.
    B) – Farkında olmadan, fark ettirdin.
    A) – Herkesin fark etmesi gereken bir şeyler vardır.
    B) – Doğru, ancak nasıl fark ettiği önemlidir. Bazıları bir AZAR ile bazıları da bir HİKAYE ile… 😉
    A) – Hangi blog yazısı demiştiniz. fgdf :):)

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: