Düşünsene – 1

Bir hikaye düşün!

Her gün canlı yayına katılan insanlarla şekillenen,

Katılımcıların şekillendirmesi ile belirli bir hedefe gidilen,

Herkesin kendi rolünü kendisi oluşturup olaya dahil edilen,

Hiç kimsenin zarar etmediği, hiç denenmemiş bir farkındalık hikayesi…

Bir tarla düşün!

Her gün birilerinin bir tohum ektiği,

Tohumlarının büyüyeceği günü beklediği,

Meyvesini herkesin yediği koca bir bahçe gibi…

Bir bebek düşün!

Büyüsün diye herkesin anne sütü verdiği,

Bağışıklık sistemi güçlensin diye vitaminlerle desteklediği,

Kirlenmesin diye fanüs içinde büyümesini beklediği…

Gelecekte bir çok insana bakabilecek bir anne olmasını ümit ettiği…


Bir ev düşün! 

Gerçek hayatta yan yana gelebilme ihtimalleri çok düşük olan insanların birbirlerini çok sevebildiği ve onlar yan yana gelmese de dokunuşlarının hayat bulduğu bir ev. 

Öyle bir ev ki, evdeki her şey bir izleyicinin hediyesi…

Evde yaşayan kişiye ait hiçbir şey olmayan bu ev tam bir anı cenneti…

Duygu orgazmının İzmir’de hayat bulmuş hali! 

Bir çok farkındasız insana göre bedavacılığın en dibi…

 

Nereden anlayabilirler ki, büyük başarının hunharca ödenen bedellerini!

Ödenen bedeller sonunda başarının beden bulmuş haline bürüneceğimi…

Not: 14 Aralık 2016 tarihinde yazılmış bir yazıdır.

 

 

14 Responses to “Düşünsene – 1

  • hulyaaunall
    2 sene ago

    …..

    Düşünme aşamasını atlamış olup; tarlaya tohum eken yada bebeğe süt verenlerden olmak..

    Bu yazıya konu olan kahramanlardan biri olmak.. Düşün dediklerinin aslında bilmeden bizide düşünüyor olması..

    Düşünsene şuanda bize neler düşündürüyor?

    Farkındasızlık bir nevi düşünememe hastalığıdır bence…

    Vee kesinlikle bu hikayede ilk aşamada onlara göre ne bir doktor, ne bir derman nede bir ilaç var…

    Köşelerine çekilip sessizce ya farkındalık kazanmayı beklesinler; kiii bu hamle ilk farkındalıkları olur..

    Ya da farkındalık sahibi olmadıklarının farkına bile varmadan çekip gitsinler.

    Sen başarı kiyafetini giyip aynanın karşısında son düzeltmelerini yap…

    Operada yanında çalan arkadaşlarınla vereceğin müzik ziyafeti çok az kaldı 😉

  • Zeliha Yasemin
    2 sene ago

    Duygu ve beyin orgazmları yaşarken beyin kıvrımları dolananları da unutmamalı…malzeme verdiklerinde bizim yaşadığımız haz da cabası 🙂

  • Merhametten nasibini almamıs insanlarin farkindaliktan bır haber surup giden yasamlarinin aksine yuregi güzel insanların paylasimda bulundugu leziz bir hikaye…
    Her ne kadar bir fiil hikayeye dokunamasam da uzun zamandır farkindayım. Bu uygulamayı anlamlı kılan tek yayında tanıdıgim herkes dogru bir yerde oldugumu fark ettiriyor her seferinde.
    Bu hikayede olmak için süper kahraman olup ucmana gerek yok,yureginin güzel oldugunu gösterip ön yargıyla yaklasmaman yeterli olacaktır.
    Dört dörtlük yasayanlarin arasında dört üçluge tamahımdandı belki seni bulusum ama farkındayım artik abi

  • Kimi insanlar iyidir, kimi insanlar uzaktan iyi. “İyi”lerin içinde olduğu, uzakta olanların ise hiçbir şey anlayamadığı evdir periscope evi.
    “Olduğundan” fazla gözükmeye çalışanların, “zannettiklerinden” farklı göründüğü yerdir periscope evi.
    “Alkış fetişi” olmayanların yeridir periscope evi.
    “Epey” farklı bir yer periscope evi. “Epey” dediğim, sürprizli. Tohum ekmek için elini kirlenme korkusu olmadan toprağa sokabilecek, ve tohumun büyümesini bekleyebilecek kadar sabırlı olanların görebileceği bir sürpriz.
    Dışının çikolata olduğunu bilip, içinden çıkan oyuncağı merakla beklediğimiz bir sürpriz yumurta gibidir periscope evi..

  • Düşünsene, bir adam, belli ki pek çok hayata dokunuşlarıyla dahil olmuş, olamadıklarına ise kapılar inşaa ediyor. Hayatına dokunmama izin ver dese de, kendi hayatında bir adanmışlık var. Düşünsene, bir ev, belli ki inananı çok, hayatlarında bir yer açmışlar bu eve. Merakla izliyorum henüz kapısını çalmadığım bu evde olanları.

  • sevinc aslanbay
    2 sene ago

    Bir anne dusunun evladi uzak bir sehirde cok istedigi bir universite kazanmis..periscope evi sanki benim cocuklarimin ogrenci evi,oyle ki orda ne yer ne icer usur mu hastalanir mi cocuklarim hep aklim orda..dilerim ki gonlu guzel her gencin evi periscope evinden gecsin..dunyaya kanitlasinlar yuregindeki zenginligi ve kafalarinda ki beyinlerin guclu durusunu…

  • Ramazan Aygül
    2 sene ago

    Bir insan düşünün zor bir işe başlayıp hayatına bu yayınlardan dolayı kısıtlamalar getiren ve asla yılmadan insanlara her gece seslenen sesinin hayat bulduğu kişiler oluşturan samimiyeti doruklarda yaşatan insan yolun ve bahtın açık olsun.

  • sevinc aslanbay
    2 sene ago

    Suan sen yayinda yazilarini ve yorumlari okurken aniden aklima geldi yazmadan edemedim..periscopevi tipki soyle ; hani hayatimizda cevremizde ki tum insanlar saf temiz degildir de sadece kendimizi sutten ak kasik zannederiz ya iste periscope evinin tum sakinleri cevremizde gercek manada tanistigimiz insanlar hakkinda (“hep supheyle yaklastigimiz icin “) dusunmedigimiz tum iyiliklerin ve gonlu guzellerin toplantidigi sicacik sevgi ve huzurun her kosesinde kokusunu saldigi bir ev periscope evi…dogum gunun kutlu olsun manevi evlatlarimin ilki….duygularim o kadar yogun ki suan yazdiklarimi okumadan paylas butonuna basiyorum..hatali kelimelerim varsa af ola…

  • Düşünüyorum…
    Bir ev, peri evi…
    Her hücresi gözleriyle gülümseyen insanlarla dolu!
    Kalbinin attığını hissettiren özel anların vardır, değerli hissettiren seslerin olduğu gibi. Sesin ruhunu yansıtıyor be adam.
    Yazılarında bissürüüü güzel duyguyu nasıl olur da aynı anda hissettirebiliyorsun?
    Tam da insanların sevilmemesi gerektigini düşündügüm an tanıştırdın hem bu evle hem de bu adam ile. “Çok şanslıyım be!” diyorum.
    Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum gece hayatını düzene koyuyorsun insanın 😀
    Heyecanlandım biraz önce Hülya’nın tatlı sesiyle okuduklarını dinledim daha çok heyecanlandım. Sayende tanımaya başladığım tilkiler…
    Hey Periscope evi bugün Halil’in doğum günü!
    Nasıl güzel bir gün 9 şubat. İyi ki doğmuşsun, nice mutlu anılara, anlara. Doğum günün kutlu olsun Halil.
    Burdan kutlamak aklımda degildi, yazını okudum baktım yazıyorum… Sen hep tilkilerinle ve tilki adaylarınla kal!

  • Bu adam bana çok şey öğretti…

    Unuttuklarımı öğretti en başta. Farkına varmadıklarımı, varamadıklarımı öğretti. Enerjisi düşük insanları normalleştirmeye çalışan beynimin “kıvrımlarını” düzleştirdi ve onun yerine saçlarım gibi kıvır kıvır, zeki deli dolu insanları normalleştirdi, alıştırdı yeniden. Müziği daha iyi hissetmeyi, dans etmeyi öğretti. Bu adam bana hayatımdan gereksiz insanları çıkarmayı öğretti. Yalnızlıktan korkmamayı öğretti çünkü bildirdi bana gösterdi; hatırlattı benim gibi insanlar da olduğunu. Bu adam farkında değil ama benim hayatım oldu bir anda. Sarstı beni, dokundu hayatıma, yol gösterdi. Dur dedi, geç dedi. İçimdeki sesi harekete geçirebildi. Bu adam kendi hikayesini yazarken düşündürdü, yeni hikayeler filizlendirdi. Bu adam farkındalık kattı hayatıma. Ve en güzeli de ne biliyor musunuz dostlar? Bu adam beni tanımıyor, varlığımdan haberdar yalnızca.

    Tam kıvamında, beynimin kıvrımlarında!

  • sirop ju
    2 sene ago

    HGS kullandığım o köprüden geçerken kalan 30 u çıkarmaz belki ama ilk geçişi idare edecek kadar yükleme yaptım.
    Sadece köprülerde kullanacak olmasından dolayı gereksiz masraf yapmayın, ihtiyacı karşılayalım demenden kaynaklıydı,
    gerektiği kadar doldurmak…
    Çünkü açlıktan kıvranan ben kandırırken kendimi bir çubuk kraker ile iştahını kilo almadan doyurabilen köprünün diğer yanından
    bir adamın ziyafet sofrasına icabet etmekteydim…. Bu kadar zarif bir davete tok gidemezdim. Ne de olsa tok ağırlaması güç olur…

  • Gizem Melek Cam
    2 sene ago

    Buraya gene yazıyorum ve nedenini bilmiyorum..
    Metamorfozu anlatabilme dileğiyle..

    Onun hikayesi;aslında tüm insanlığın hikayesiymiş..

    Bir mahzen;anılarla yıllanan..
    Tohumlarsa bu mahzende saklanan
    Dişiler toprağın Tanrısı iken;
    adamlar sa suyun tanrısı olan..
    Anlatılan hikayeye her doğacak insan sa
    görevi bu mahzende sonsuzdan harekete geçip kendine toprak ve su bulan..
    Arayış hikayeye bırakacağı filizleri var ederken;
    Zaman milyonlarca saniyeyi bir anda alıp götürürken;
    O büyüyüp evrilerek yeni bir evde tekrar inşa olunan
    Bedelleri asla anlaşılamayan
    Bedel ödenirken; ölenleri ve yaşayanları olan
    ölmüşler toprağın olurken;
    olmuşlar ise gerçeklerin dibine kazınan.

    Derken dünyaya gelen bir bebek!

    Henüz öncesini bilmediğim ama kulağına fısıldamak istediğim.

    Heey küçük!
    Seninde kendini atmak istediğin geceler olucak;
    düşerken seni tutmasını istediğim gerçeklerin..
    Varlığınla üzmek istemediğin sevdiklerin olucak,
    yokluklarıyla onları üzen sevmediklerin..
    Sahip olmak istediğin minik bir dünyan olucak,masumiyetinde elinden kayıp giden evrenin..
    İçinde saklamak istediğin bir okyanus olucak;hemen üzerinde ise çılgınlarca özgür olduğun bir gökyüzün..
    Sırtında bilinci kırmak istediğin insanlar olucak;göğsünde ise endişeyi doğuran bir bilincin..
    Acıyı gören sevdiklerin olucak;seni kalbinden tanıyan..
    Ama işte bir adam olucak!
    simyası anlaşılamayan..
    Coktan uyanmis bir adam!
    Öyle Bir evde dünyayi uyandiran
    Yola koyulan,dik duran , firsatlara bakan,Ama isine yükselen;
    yolda delicesine heycanlandiran..
    Zor kararlar alan..

    Denklemler Bazen Cok bilinmeyenli yetersiz olup reel küpte dünyayi bozuyordu..sahiden evlerinin önü temiz olmasi yetmiyordu.
    Bir diferansiyel cizgisi atiyorum;
    Hergün yeniden hayatın karanlığı bebeğin masumiyetiyle kaçınılmaz bir yarışa girerken
    Bebeğe dokunan metamorfoz olurken;
    Doğarken anne karnında her döndüğünde;
    bir kere dönen dünya;
    Dünya döndüğünde de devranı burada döndürüyordu..

  • Bugün yayına katildiktan sonra kendi halimde evde takılırken temizlik yaparken ve yayın tekrarını izlerken birden kendi hayatımı gözümün önünden geçirdim Hani diyorsunuz ya kirasından tırnak makasna kadar her şeyin izleyicilerin tarafından alındı ve bu evde hiçbir şey bana ait değil diyorsunuz yaaa

    Bu cümleler zihnimden akıp giderken dönüp bir de Kendi hayatıma baktım kirasını Babamın verdiği giderlerini eşimin karşıladığı ev esyalarinin Eşimin ailesi ve benim ailemin aldığını fark ettim bu eve de tanımadığımız hiç kimsenin girmediğini Özellikle de evimizde Sizin tabirinizle dokunuşları olan kişilerin eve girebildiğini dokunuşları olmayan kişilerin zaten hayatımızda olmadığını Yahut o insanların hayatımızda olmasıni değerli gormedigimizi fark ettim ve o anda elimde tuttuğum değerli kristal Vazonun şu anda hayatımda olmayan ,bir anlamda geleceğimi hayatımı çalan bir insana ait olduğunu fark ettim .koşar adımlarla balkona ilerledim ve onu iki parmağının arasına sıkıştırıp aşağı sarkıtıp attım. O eşyanın sahibinin her gece saat 23.30 da zihin açan programlar yapan Halil Kılıç kadar hatırının olmadığını fark ettim ve bir eşyanın bütünselliginden cok parca parca dagilmasinin hayatima daha cok anlam kattigini fakettigimde ,gozlerimden iki damla yas yerine
    bir halil kilic tebessumu cokmustu bile

    Işte bu noktada Benim de artık yazacak Bir şeylerin var diye düşünüp hemen kağıda kaleme sarıldım gördüm ki çok enteresan çok değişik dibi görünen yeni tabirle wow dedigim hayatin zaten icindeyim ama bunu söylerken bu olayı basitleştirmek amacında değilim asla o aradaki ince ayrıntıyı asla ve asla kaçırmamalı bunu yaparken insanlar bizi tanıyor güveniyor inanıyor sosyal hayatı birlikte olduğumuz kişilerle birlikte bu olayı gerçekleştiriyoruz işte bu noktada hikaye diğer yaşadıklarınızdan ayrılıyor hiç tanımadıkları bir insana güveniyor inanıyor hayatlarını belki de en özel sırlarını açıyorlar itimad ediyorlar size bu noktada antiparantez bir şey de belirtmek isterim Sizin inandığınız kişilere güvendiğiniz kisiler tamam dediğiniz kişiler önyargısız tarafsız hiç tereddütsüz birbirlerini tanımadıkları halde itimad ediyorlar İşte bu Güven ve saygınlık sizi istediğiniz noktaya Eninde sonunda ulaştıracak ben buna inanıyorum böyle olması için de çalışacağınızi biliyorum ve düşünüyorum ki böyle düşünen tek insan ben değilim Sevgi ve saygılarımla

    Sürç-i lisan ettiysem affola benim hayatım yaşantım eğitimim dusuncelerimi anlatmaya bu kadar yetti sadece siz bile okusaniz benim icin yeterli

  • Lady KonTeS
    1 sene ago

    Öyle insanlar vardır ki, yaptıklarıyla hiçbir şeyi kirletmezler, hatta belki arınmaya neden olurlar. Kimsenin umutlarını çalmazlar, minik dokunuşlarla kazanırlar kalbinizi.
    Düşmezler maddiyatın, paranın pulun peşine.
    Ruhunu koyarlar inandıkları değerler için ortaya. Hor görmezler kimseyi, herkesin aynı derecede özünde saf olduğunu bilirler. Sıradan insanların yaptıkları hiç bir yüzeysel davranışı onlarda göremezsiniz. Bir iyiliği de reklam olsun diye yapmazlar, doğru olanın o olduğunu bildikleri için yapmışlardır o iyiliği.
    Kimseyi yargılamaz, yadırgamaz, kandırmazlar ne kendilerini ne de başkalarını. Kırmazlar kimsenin hevesini, şefkatle omzuna, dolayısıyla yüreğinize dokunurlar.
    Yüreğe dokunmanın ne kadar değerli olduğunu bilirler. Kimsenin hakkında kötü düşünmezler. Çünkü bilirler kötü olan her düşüncenin bir kanser hücresi gibi öldürücü olduğunu.
    Acınızdan haz duymazlar, bilakis mutlu olurlar mutluluğunuzdan.
    Hiçbirinin mükemmel, pırıltılı hayatları olmamıştır belki ama baktığınızda gözlerinde hep bir pırıltı görürsünüz.
    Başkalarının hayatları için de bir umuttur onlar, hayatınıza dokunurlar, sararlar, sıcaklıkları çözer buzlarınızı. Çıkarları yoktur, farkındalık katarak yaşatmak dışında.
    Ne kadar geç kalırsanız kalın, içten bir tebessümü de çok görmezler size.
    İyi insan olmak, en büyük ödülleridir.
    Bu insanları tanıma fırsatı bulanlar ise, geri kalan hayatlarının ilk gününü yaşamaya çoktan başlamışlardır bile…
    Anılarla dolu masumiyet müzesinde.

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: