Fedakarlık vs Sahip Çıkmak

Yeni uyandığımda çok agresif oluyorum.

Anlatmaya çalışmak gerekirse, henüz gözlerim açılmadan bilincim açılmış oluyor. Beynimin dinçliğine eşlik edemeyen yeni uyanmış beden kaslarım (dilim de dahil) fazla üşengeç. Kısacası uyku anını bedenin ve bilincin 0 noktası kabul edersek isek uyandığım an beyin 100’e çıkıyor ama beden 0’dan azar azar yükesliyor. Bunların dengelenmesi için geçen sürenin bendeki karşılığı afyon patlatmak oluyor.

Bugün elektrikler olmadığı için belki de afyon patlatmanın bir kısmını dışarda yapmak zorunda kaldım. Hülya’nın henüz açmadığım bir dokunuşu var çantamda… Bu dokunuşu teslim almak ve bazı işlerimi halletmek için dışarı çıkmamla çift kulaklık müzik eşliğinde akıl odalarımda gezmeye başladım.

Her şey ne kadar güzel başladı.

Bir sene önce burada yürüdüğüm zamanları düşledim. Huzur, başarı, samimiyet kapladı ruhumu ve bedenimi…

Sonra nasıl yaptım/yaptık? sorusuna daldım ansızın.

Soyutlanmam bitiğinde başım bedenime ağır geliyordu.

Başım ağırıyordu.

Çünkü cevaplar fazlası ile derinlerde bulunabiliyordu ve bulduğum cevaplar can sıkıyordu.

Fedakarlık ve Paylaşım bütün her şeyin özeti.

Fedakar bir paylaşım diye bütünleştirilebilir belki.

Her zaman ki gibi anlamayanlar için satır araları işlenmeli…

Ama bunu kendi metodlarım ile sergilemeli.

1-Fedakarlık alalade hem dilde hem pratikte sürekli sergilenirse acıtasyona dönüşür!
2-Bir şeyi yapmanın ya da başarmanın zibilyon tane yolu vardır. Bu ülke de en kestirme yollarından biri acıtasyondur…
3-Acıtasyon ruhumun kaldıramadığı bir kavramdır.
4-Çaba kutsaldır ve gebermiş bile olsan dik durma çaban her şeyi anlamlandırır. (Acı boşalması durumu hariç.)

Hikayenin en başı…

Ortada yoğun bir çaba, azim ve fedakarlık var. Ve çaba ile azim olduğu kadar ama fedakarlık olduğundan daha az bir şekilde sunuluyor. Çünkü fedakarlığın karşılığı, istediğin şeyler için feda ettiklerindir.

Neleri mi feda ettim…

Şu an için senin yanıt bulman gerekir. Yukarıda da dediğim gibi, acıtasyona yer yok. Feda ettiklerim kazanıma dönüştüğünde yani ortada bir acıtasyon kalmadığında yanıtları hala bulamamış ya da bilmiyor isen o zaman söyleyebilirim belki.

Satır aralarını iyi dolduran insanlar, sonradan tilkiler sıfatını kazandılar. Ve ortadaki her şeyi benim sunduklarıma bakmadan gerçek değeri ile görebildiler.

Çok fedakarsın dediler bizbize kaldığımız da.

Hayır olması gerektiği kadar dedim.

Biz yapamazdık dediler.

Yine çok büyük bir fedakarlık demedim.

Bir gün kazanca dönüşmez ise (maddi/manevi) çok şey feda ettim diyebilirim. Ve bunu deme ihtimalim beni korkutuyor. Takılmamaya çalışmam ise bambaşka bir ayrıntı…

Ufak bir anıdan alıntı.

Hayatımın son sevgilisi, ilişki bitimi sonrası bir zaman diliminde “fedakarlığın için teşekkür ediyorum” dedi.

Ansızın dilimde şu kelimeler beliriverdi.

Ben fedakarlık etmedim, sahip çıktım!

Yarım bir tebessümle sessizliğin bozulmasını bekledim.

“Bu dünyada sırtımı sorgusuz/sualsiz dayıyabileceğim tek insansın. Gelecekteki kocama bile bu kadar yoğun hissetmeyeceğim…

Çünkü sen rahatsız edici boyutta farkındasın…

İyiki varsın ve sıfatı önemli olmaksızın iyiki hala hayatımdasın…

İyiki varsın cümlesinden sonra onu dinlemeyi bırakmış, kurduğum betimlemenin büyüsüne kaplmıştım. Bunu kullanabileceğim alanlar aklımda geziniyordu. Burada çok farklı bir bakış açısı yatıyordu. Ve onu fark etmemi “O kadın” sağlamıştı…

Bunları kendisi ile paylaştıktan sonra “hiç değişmemişsin ve eskiden değişmiyor oluşuna kızsamda şu an hiç değişme diyorum. Bana bu farkı öğrettiğin için tekrar teşekkür ediyorum.”

———————————————————————————————————————

Bu hikayeyi buraya nasıl getirdik ve daha hızlı nasıl ilerletiriz?

Hem fedakarlık yaparak hem sahip çıkarak paylaştık bir çok şeyi…

O zamanın değişkenleri harika bir filtreydi…

Yeterli teşvik saf bir şekilde kendiliğinden oluşuyordu…

Ve her şey içten geliyordu…

O zamanlar yapılan fedakarlıklar tekrar mı gözler önüne serilmeli.

HAYIRRRR! Bu acıtasyon…

Her gün yeni fedakarlıklar, yeni sahip çıkmalar var aslında. Ve görmek isteyen, geçmiş fedakarlıkları da algılayabilir.

Ama körler, gerizekalılar. Kandırıldık diyerek her şeyden kendini soyutlayabilen bir toplumun içindesin, sinirlenmen çok normal.

Karakterime uygun yollarla başarılı olmak neden bu ülke de bu kadar zor…

Şşşş, acını boşaltma şu an. Yeni yollar bul.

Buldum… Merak etme buldum ama biraz yoruldum.

Tamam işte, dök içini sadece. Yazarak sancın azalacak ve yeni güne tekrar boşalacaksın içine unuttun mu?

Şimdi anımsadım… Başımıza hep unutmaktan geliyor ya işte… Hatırladım şimdi hepsini. Unutmak bazen harika iken bazen çok acı…

Evet, her yazın her cümlem nasıl da birbiri ile bağlantılı…

Aslında buradan bile anlaşılıyor. Ne kadar içselleştirdiğim… Ya da paranoya evresinde süper zeka ile kusursuz bir oyun sergiliyorum. Her iki sonuçta harika aslında. Ama görenler çok az…

İyiki az… Yoksa tilkiler bu kadar kıymetli olamazdı…

Evet evet şimdi anımsadım. “İyi ki kimse kimse gibi değil, aksi halde onun eşsiz ve benzersiz olmamasına katlanamazdım”

.
.
.
.
.
.
.
.

Lütfen susun artık, başım bedenime ağır geliyor.


Kimine göre bugün içimdeki adamlar derin bir sohbete girdi, kimine göre ise akıl odalarım da yoğun durum değerlendirmeleri yapıldı.

Bana göre amerika baştan keşfedildi ve akılsız başın cezasını ayaklar çekti.

Hayallerine sahip çıkmak için yaptıkların, fedakarlık mıdır?

Başınızın ağırmaması dileği ile, bol şans…

 

 

 

14 Responses to “Fedakarlık vs Sahip Çıkmak

  • İşte beklenilen yazı geldi..Enerjik bir müzikle beyinlerimize boşalmaya yeminlisin yine..Yazdıkça boşaltıyorsun zihninden gećenleri, tazeliyorsun beynini, bir bir vermek istediğin duyguları ok gibi fırlatıyorsun tam da 12den..

    Okudukça içselleştiriyorsun, hissetmeye, empati yapmaya çalısıyorsun..Yapılan fedakarlıkları, vazgeçilen onca değerleri bilen biri olsan bile miş gibi hissetmek pek de kolay olmuyor..Cevap da bulamıyorsun bu yüzden..Ben olsaydım diye başlayan cümlenin dibini dolduramıyorsun..Duyduğun saygı daha da artıyor, daha da sahiplenme dürtüsü hissediyorsun..İmkanım olduğu her türlü fedakarlığı yapmalıyım düsüncesine kapılıyorsun her satırda..Tarihin kendini tekerrür ettiği gibi hissettiğin iyi kilerin, yapılan fedakarlığa değiyor dedirten olayların da kendini tekerrür etmesi, yenilerini doğurması için inancını tazeliyorsun..

    Ve sen fedakarlığın kelime anlamından çok gerçek anlamını öğretiyorsun her seferinde..Sahip çıkıyorsun anılarına, inancına, sabrına ve sana inanan insanlara..Kendi hayallerinden çok daha öteye gidip, oyun arkadaşlarınla aynı hayalleri kurabileceğin bir küçücük dünya yaratıyorsun kendine..

  • insanesilent
    1 sene ago

    ( Isı dolayısıyla yabancı dıl ıle anadılınden daha cok hasırnesır olan ve yazma yetenegını unıversıte zamanında bırakmıs bırının basıt yazısıdır ..-savunma mekanızması devrede-edebıyat ogretmenımın gormemesı dılegıyle…)
    Yazı dilinde uzun sessizliği anlatabilecek ne bir noktalama isareti ,ne de cümle kalıbı var .okudugum zaman hissettiğim sadece derin derin uzaklara baktırtan sessizlik oldu .bir yerinden başlamam gerekiyor çünkü bu sefer gerçekten istiyorum.’’ parktaki bank ile şömine karşısındaki mutluluğu farklı denklemde eşit tutan biri ya da birileri için fedakarlık veya sahip çıkmak arasında fark varmıdır ? ‘ ya da ‘ bir anne için bebeğine sahip mı çıktı yoksa fedakarlık mı yaptı mı?’’ diye sorulur mu demiştim ..
    Bir anne bebeğine sahip çıkarken yaptıklarıyla fedakar bir anne olma vasfını alır . Yapması gerekenleri yapıp sonrasında benim de bir hayatım var diyen annelerimiz de vardır malum.. Suçlanabilir mi ? Asla …
    Annelik sırat köprüsünde yürümek gibidir der annem ,hep acabalarla dolu sorguladığın olaylar sinsilesine, şartların o anki getirileriyle (!) verdiğin kararları uygulayarak bodoslama girmek kadar da cesaretli . Verdiğin karar yanlış olsa da sebep sadece bebeğine daha iyi bir gelecek hazırlamak ya da onun için en doğrusuna karar vermek olduğundan gün sonunda kimse anneye az yaptın ya da çok yaptın deme lüksüne sahip değildir.’’hayallerimi gerçekleştirmeden cennete gidersem mutsuz olurum’’ ya da ‘’ve bir süre ne kadar yaşayacağı önemli olmaksızın cümlelere hayat vermeye çalışmalıyım’’ diyen bir adam için şimdi ben soruyorum yaptıkların fedakarlık mı ?Evet (ters koşe yaptım ) yaptıkların sahip çıkmak mı ? Hem de nasıl … Hayaline sahip çıkmayı sen tercih ettiğin için yaptığın fedakarlıktan dolayı elde ettiğin ya da edemediğin hiçbirsey için kimseyi suçlayamazsın ya da ben yaptım diyemezsin ..Sence bir anne geçirdiği uykusuz geceler ;yiyemediği ögünler, ;hastalandığında saniye gozunu kırpmadığı günler ;sadece o korktu diye ağrıyan koluna tutulmuş acıyan boynuna rağmen 2 buklum omzunda yatan uyanmasın diye kıpırdamadan yatmaya devam ettiği anlar; gitmediği sinemalar veya yasayamadıgı o ask dolu anlar ve seksler icin evladı 16 sına geldiğinde ‘’gel 2 konusalım oğlum kızım, özledim seni ’’ dediğinde ‘’ anne arkadaşlarım bekliyor operim pamugum çıktımmmmmm’’ dedi diye yapmasaydım keşke der mi ? Bir sorunun cevabı için yüzlerce türevi değerlendirip bulmaya calısan biri fedakarlıklarının oranını hayallerine sahip çıktığı kadar belirler ..ve dolayısıyla o bankta da olsa pişman olmaz , şöminenin karsısında da otursa fedakarlık yaptım, sahip çıktım demez ..sadece kazandık ,farkına vardılar der ..nasıl kı evladının boyunca oldugunu gordugunde kelımelere dokmesede o benım kahramanım bakısını sana attıgı anda hıssedecegın gıbı .. Ama sunu da biliyorsun yine’’ bravo bu insanlara nasıl becerdiler helal olsun şimdi destek zamanı ‘’ diyecekler ama sadece yol arkadasların bilecek onların 2 kelime ile basitçe anlattığı şeye sahip çıkmak için neleri feda ettiğini ve ettiklerini ..bir de içinde yumru kalanlar olacak hazmedebilenler ya da hazmedemeyenler ..(buna şimdi girmek istemiyorumsanırım mazoşistliği seviyorum ) O kazandığın , ve bana ‘’burada ne oluyor?’ dedirten beni karmaşıklaştıran o saf sevgiyi bulduğun insanlar senin pişman olmanı hep engelleyecek ya da feda ettiklerine 1 saniye bile üzülmemeni sağlayacak .
    Yol sonunda hissedeceğin bütün hersey bu yazılarda benim gibi seni tanımak için caba harcayan ve harcamak isteyen birine ,yazdıklarının ve savunduklarının ne kadar içten ve samimi olduğunu gösterecek .Çünkü bu yazındaki sorunların hepsinin cevabını serpiştirilmiş bir şekilde diğer yazılarının içinde yine SEN vermişsin.. Ve evet bılıyorum sen de ınsansın yoruluyorsun ve yorulacaksın .

    -hayallerine sahip çıkmak için yaptıkların, fedakarlık mıdır? Evet ama burada sorulması gereken soru esasında bence sadece deger mi ? Değer ise zaten bu sorunlarının cevabı kazansanız da kaybetseniz de sizin sahip çıkmak için yaptıgınız fedarkarlıklarından pişman olmayan ve farklı turevler karsısında karmaşmayacak insanların verdiği cevabı saniye düşündürtmeden verdirtecek ..kıymetli olan da bu ,fedakarlıklarını sorgulayan ya da sorgulatanlara inat..

    Bu zamana kadar verdiğim cevaplar sana ozeldi şimdi bu soruyu bana sorsan kendim için ne cevap vereceğimi düşünmeye harcıyorum yazının son satırlarını ..
    Icımde 4 kadın var başkaları için yasayan , yaptığı fedakarlıklardan mutlu olan beklenti duymayan ,bazen karşılığını goremedıginde mutsuz olan ve vazgeçen , vazgeçtiği anda da kendinden başka kimseyi önemsemeyen ..sanırım sadece hayallerim için yaptığım fedakarlıklardan mutsuz olmadım ama degmedigini gördüklerim icin yaptıklarımdan dolayı mutsuz olduğum cok zaman yasadım …ve gün sonunda bir tek sey öğrendim uygulayabilsem de uygulayamasam da benden daha kıymetlisi yok.. Ben mutlu isem herkes mutlu olur; ozaman ben istiyorsam yaparım, yapmak zorunda kaldığım ya da başka sansım olmadıgı icin değil ..

    FARKINA VARILMASI DILEGIYLE…

  • rainyağmur
    1 sene ago

    Fedakar olmam bana hep bir şeyler kaybettirmiştir bu zamana kadar. Yaptıklarım kişiliğimden verdiğim ödünler hayatımdan kırptığım yaşanacaklar hepsi fedakarlığımdan bana kalan en acı miraslar. Evet bu güne kadar hep fedakarlık yaptım her konuda belki pişman da değilim ama yaşamımdan kopup gidenleri göz ardı edemem. Her defasında öncekinden daha fazla bir şeyler kaybettiğimin farkındayım. En güzel yanı yaptıklarımın boşa gitmediğini bilmektir. Sakın bunu bir yakınma olarak algılanmasın, fedakarlık yapmak bana insan olduğumu hatırlatan, beni kendi benliğime kavuşturan çok önemli bir duygu. Her insan bencil yapısından kurtulup, fedakar olmaya giderse, toplum ben merkezli insanlarla değil, başkaları için kendinden bir şeyler feda edebilecek bireylerle olmalı . Bu kadar fedakarlığın karşısında beklentisiz yanın olunmalı aslında…

  • ‘’ Her şey ne güzel başladı’’…Her birimizdeki başlangıçlar gibi..İşte bu söz beni benden alan ve ilk heyecanlara taşıyan (şimdilerde benzerlerini işittiğim ve gülümsediğim)

    Kim derdi ki yıllarca acıdan beslenen birinin ,güçsüz kalabilmeyi göze alarak o benzersiz atmosferde nefes alabileceğini,temel ihtiyacından feragat edebileceğini,tohumunu büyütebileceğini..Zor olsa da yapabildi çünkü harika bir başlangıca sahipti.Karşısına çıkıverdi beklediği…Onca zaman kendisine sunulan ama hep beklentili hayranlık içeren söylem ve bakışların ;beklentisiz ,samimi,içten olanına sahip olup artık onunda yansıtabileceği…Umuttan umudu kesmeyişimin haklı sebebi öylesine denmemişti..Beklenilen oluşundan mıdır bilinmez yadırgamadı aksine kendini şanslı addetti ,tutunabildi,tutunamayanların bir bir düşüşlerine şahitti

    Evet kimilerine göre pay dikkat çekiciydi ama O, paydadaki payı daha çok sevdi çünkü arada olan keskin çizginin ne anlam ifade ettiğini pay ustaca dile getirmişti..

    Yakın geçmişteki bir hikayeden bahsetmek istiyorum şimdi.. Aslında tüm detaylarıyla vermekti niyetim ama şu safhada vazgeçtim sıkıcı bir hal almasın diye..Sınav görevim esnasında karşılaştığım lise çağındaki Eray isimli öğrencinin sadece 4 soru yanıtladığı kitapçığın altındaki boşluklara yerleştirilen 4 sayfadaki 4 cümlesi..Hiçbir ÖSYM yetkilisinin görmeyeceği ,benim hafızama kazınan sessiz, lakin büyük harflerle haykırışı..Şunlardı:
    İnsan biraz acır Sayın Ösym!
    Bu arada en büyük BEŞİKTAŞ
    Niye bu kadar zor:(
    Çalışıyorum ama olmuyor.. NE YAPMALIYIM?
    İlk ikisi elbette ki tebessüm sebebiydi…ya sonrası..hissetmekten öteye geçemeyişin çaresizliği..Her şey sorgulanabilir bu hikayede. O an en derinlere inmek acı verse de aynı sıralarda oturan minik yüreklerle yıllardır birlikte çabalıyor oluşum belirdi zihnimde ’’Tahammül edebilir miydim benzer çığlıklar atışlarına?”diye..Hep aynı enerjiyle girmemiştim okulun kapısından ama güzel karşılamayı yeğlemiştim çoğu kez onların anlam yüklü bakışlarını , sıcacık sarılışlarını , dokunmadan sevişlerini..Mesleğim insan yetiştirmekse ,onlara sahip çıkmaksa, koruyup kollamaksa yaptıklarım fedakarlık mıydı?

    Özveri , sunulduğu zaman diliminde normal karşılanır benim bildiğim,olması gerekendir ve garipsenmez ,yükmüş gibi hissettirmez taaa ki ana amaçtan sapılana ,hüsranla sonlanana kadar.Olumsuz sonuçlandığı vakit feda ettiklerini düşündürür ve ahhhh çektirir.Bahsettiğin diyalogta da sahip çıktım demek her ne kadar sonlanmış bir ilişki gibi gözükse de bitmediğinin kanıtıdır bende..Kattıklarını kazanç olarak görebilen sende.Buradaki bende, herkesceden ayrıştırıldığım için eklendi sence de:)

    Elbet hikaye kimi zaman ürküttü bu kadar güzel ilerleyişinden, soğuttu anlamlandıramayanlar yüzünden, bıktırdı elektriksizlikten, yalnızlaştırdı iletişimsizlikten ,endişelendirdi kağıt parçalarının eksikliğinden , özletti kilometresellikten …Amma tüm olumsuzlukları bertaraf eden insancıl paylaşımlar,katkılar,dokunuşlar,anılar barındırıyor bu hikaye..Farkındalığa erişenlerle şahane…İşte tam da bu yüzden ‘’Amca gel’’ den sonra ‘’Amca git ‘’ in öğrenilmesi temennisiyle:) Başağrından öperimmm son cümle..

  • hulyaaunall
    1 sene ago

    .
    .
    .
    .

    🙂 Gülümseyerek başladığın bir şey de yaptıkların fedakarlık gelir mi sana?
    -çoğunlukla hayır ..

    🙁 yada surat asarak başladıkların fedakarlık gelir mi sana?
    -çoğunlukla evet…

    Aslında fedakarlık yada sahip çıkmak diye adlandırmamıza neden olan şey tam olarak özünde bize hissettirdikleri..

    Yaşadığımız her neyse aynı döngü yada oluşum içerisinde yaşıyoruz iki kavramı da.. Tek bir konu üzerinden örnekleyecek olursak.. En özel, en güzel en içsel odak noktamızdan örnek verelim daha kolay anlaşılsın..

    Periscope Evi’nin lale devrine girdiği Ekim Kasım Aralık döneminde yaşadığın birbirinden güzel şeyler sana fedakarlık yaptığını
    düşündürmedi hiç dimi?

    Çünkü verimli sonuçlar alıyordun evet hedefe gün be gün yaklaşıyorum diyordun..

    Ama bir olay yaşadık unutmak istediğimiz kitapları bağışlarken; o zaman yaşadıkların ve hissettirdikleri hatta birkaç kişiye daha hissettirdiği şey ben bu kadar güzel niyetler beslerken, bu kadar uğraşıp aylarca çaba gösterip bunları yapmışken sonuç..

    Mutsuzluk, hayal kırıklığı, küskünlük…

    İşte o zaman feda ettiğini düşünüp fedakarlık yaptım diyorsun..

    Feda ve kar aslında özünde bir kısmının bir şeyleri feda edip diğer kısmının kar etmesi demek..

    Şimdi geride yazdıklarıma iyi odaklan!

    Bu hikayede kar ettin mi yeri geldiğin de evveetttt .

    Bu hikayede feda ettin mi yeri geldiğinde evvettt…

    Sadık’ın yorumu geldi aklıma “sen aç kaldıkça üzgünüz biz doyacağız”

    Bir taraflarında bir şeyler feda olurken diğer taraflarında bir şeyler kar edecek , yada bir tarafın kar ederken diğer tarafın feda olacak yapacak bir şey yok..

    Olumsuzluk belirten yada acıtasyon ibaresi olan bir kelime değil fedakarlık olamaz..

    Çünkü özünde hem fedayı hem karı bulundurduğu için olumsuzluklar literatürüm de kabul göremez.

    Yani bana fedakarlık yaptım dediğinde düşünebileceğim şey mağlubiyetlerin/galibiyetlerin olduğudur..
    acıtasyon yaptığın değil farkındalık da bunu gerektirir..

    Diğerlerinin ne düşündüğü umrumda değil canları cehenneme..

    Biz farkındalığımızla gerçek anlamının derinlerine bu kadar inip çözmüşken hele..

    Hıhhhh gerisi boşş hemde bomboş..

    Gerekirse soluğu TDK’da alalım.. sonuç değişmez neyse o:)

    Bu sadece hayaller için sınırlandırılmamalı hayatımızdaki her şey için geçerli olmalı..

    Evvet gelelim sorduğun sorunun cevabına;

    “Hayallerine sahip çıkmak için yaptıkların, fedakarlık mıdır?”

    Benim cevabım evet sen FEDAKAR ünlü gibi bir şeysin..

    Bu durumda senin cevabın nedir?

    Not: baş ağrısına iyi gelir kelimeler dozunda alındığı sürece;
    başın her ağrıdığında dönüp bu ilacı kullan iyice..

    Prospektüse sadık kalarak ama; aksi halde tüp takviyesi istersin delice:)

    Bir ilaç daha var onuda unutmamalı adı “bitmeyen cumalar” 😉

  • Gizem Melek Cam
    1 sene ago

    Bu yaziyi yaziyorsam;
    Artik dünya da degilimdir,dünya benim icimdedir..
    Tımarhane aslinda Anlatamadıklarımız..
    Ya anlatamiyorsun Sen us-laniyorsun
    Ya da anlatiyorsun uslandirtıyorsun..
    Öyle ince Bir cizgi.
    Diyerekten bende kendimi soyutlamaya çalışacağım.
    Genelde günde yaklaşık 5 saate yakın ders çalışmak zorundayım istikrarlı :\
    Bunu hiç sevmiyorum;
    ne zaman insanlığa dair bişey anlamlanırsa işte o zaman heycanlanıyorum..
    Bence kısa ama onun için uzun zamandir teoride;ögrendigim bilgileri: Her seye dair Onun araciligiyla anlamlandiriyorum Mesela Bir tanesinden bahsetmeliyim 🙂
    Okuldaki sık sık rapor yazdigim bir profesör sayesinde raporun sonunda bir şeyi keşfetmiştim.
    Bazı insanlar kuş;bazı insanlar baykuştu..
    Kuşlar Cok hareketli ve beyni sonradan uyanan;baykuşlar ise hep uyanık olanlar ve bedenin uyum olarak geç kalanlardı..
    Kuşlar çok iyi ötebiliyorken;baykuşlar duyabilen canlılardı..
    Zaman Cok garip Bir kirbac!
    Bazen Yoruyor;beden zamana geç kalıyor
    Bazen unutturuyor
    Bazen de hatirlattiyor..
    Birde Zamanin durmasi var; Vektörel hiz Isik hizina ulasinca duruyor diyorlar ya
    Ben bir tek öyle oldugunu düsünmüyorum..
    acılar boşalırkende dünya duruyor sanki..
    Bir aci bosalmasina itafen;
    çok klişe Bir lafa gizemce Bir bakış açısı kazandırmaya çalıştım
    Hayat kesinlikle Bir sinavdi bu hikayede
    ve cogu insan kolay sorulardan baslamayi tercih etti..
    Evet;O zor sorulardi..
    Insanlar onu cözmeyi hep sona birakmak istediler
    Ne dersiniz belkide bu yüzden bu haldeler..
    Sona geldiklerinde de zamanın kırbacı harekete geçip yetmemişti..

    Simdi Neden bu Kadar zor denicekse;

    Bu ülkede milyonlarca Insan yasiyor.Kendilerine alçak dense küfür sanacak milyonlarca Insan,sistemin en alcagi olup bundan zevk aliyor!Ve o para ile doyuyor..
    Ne Yani? Birkac deligini kullandirtmiyorsun diye mi o statüde olamıyorsun..!!!
    Kesinlikle insanlik sahipsiz cocuktu..

    Hayir hayir şimdi değil şşş sakin ol canimin icindeki Halil..
    Vakti degil..

    Simdi gizemceden bahsetmeliyim bana ögrettigi Gibi..
    Bir yolunu bulundurttugu gibi..
    Ahlakin olmadigi;libidonun kol gezdigi bir dünyada sahip cikarken fedarkarlik yapan Biri demeliyim aslinda..
    En büyük fedakarlik;anlamakti galiba.
    Cünkü Bir insani anlamaya calismak;onun kendini anlatisindan Cok daha derindi aslinda..
    Insanlar mi yorgundu yoksa yollar mi?
    Burdaki secenegi yollar olarak belirledim cünkü insanlar onun düslerin üstüne cöktügü icin yollar Cok yorgun..
    Yaşam gerilmiş bir halata döner bazen.
    Hiç tanımassınız ama İyilikler keşkeleri doğurur ve ne zaman bir acı boşalması olsa iyki dedirticek bir şeyler göstermenin bir yolunu bu-lur.. beraber aile olursunuz,geniş bir cevre,hatta onların İçinde kalma becerisi sarfedersiniz.
    Hayatınızın bazı dönemlerinde Güçlü olmak,cesur olmak,hayata tutunmak,hayalleri canlı tutmak,geleceğe bakmak bazen zorlaşır ama bir yürek,bir zihin kendini açar ve umudun,dayanışmanın,sevginin,cesaretin simgesi olur..
    fedakarlığın bedeli sahip cıkmaktır..
    Ne kadar çok bedel var ödenmesi istenen
    Karşılığında ne kadar çok ceza var çekilmesi gereken..
    Bir o kadar umut var Düne inat yeseren.
    hedefler her Sabah yeniden 🙂

    Bas agrisi icin Aslinda endiselenmiyorum.
    Sanirim bu Ara Parol iyi gidiyor :/
    Agriyan basini yasladigin omuzlarin artmasi dilegiyle..

    Not: Bana varana kadar saglam omuzlar var.Henüz bu duyguyu Pek bilmiyorum ama anlatabildigim,anlamlandırabildiğim Tek Bir sey var sevginin -e hali -den halinden öte en yalin hali Sanirim Bunu hissettirebiliyorum;yani sarilmayi iyi biliyorum.. 🙂
    En içten omuzunuzla sarılabilmeniz dileğiyle..

  • warmreds
    12 ay ago

    Malum yaz, şu anki satırlarım arasında bir sinek PC ekranımda dolaşıyo bağımsız.
    izin veriyorum ve aslında yakalamaya dermanım bile yok.
    Bir çift kulaklık eşliğinde yazıya odaklanmaya çalışıyorum.
    Aslında birazda hikayenin başrollerini özetlemek istedim nacizane, affınıza sığınarak.
    İsabet olmasada karavana değildir heralde diyerek avutuyorum kendimi.

    Hikayenin enerjisi bitmeyeni Hülya
    Bol inceleri ve Zekası ile başrol Serap
    Yol arkadaşı Mehmet
    Atamız Zülal
    Her daim içimizde Günel
    Tespitleri ile başarılı Ümran,
    İzmirli Burcu
    Aşçı yardımcısı Hatice
    Annemiz Sevinç
    Rivayete göre yayıncımızın alternatifi (çırak) Furkan
    Yakışıklı Lord Fatih
    Rendecisi Orçun
    Dış ses Mehmet
    Malum tavan arası videosu ile Yalkınnnnn
    Kıdemli Dedemiz Ilke
    Saflığına hayran kaldığım Gizem
    Ankaranın son mohikanı Mehmet Kılıç
    Blog yazıları enfes 3 günlük Yağmur
    Onuda böyle kabul ettiğimiz BraveHeart
    Yavru Tilki Büşra
    Leblebici Serkan
    Trolcümüz Rıdvan
    Yayın sonu standart rtüeli ile Rain Yağmur
    Hepimizin Kubisi kankam Kubilay 🙂

    ve sıfatlandıramadağım tüm casur yürekler.
    Farkındalık ve sahip çıkmak adına verdiğiniz tüm çabalar için seviliyorsunuz.!

  • Doğmak ya da doğurmak…
    Aslında her şey tamda orada başlıyor. Teoride her şey bir tohumun döllenip can bulmasıyla başlıyorken oysa pratikte ise işin rengi çok farklılaşıyor…
    İnsanın doğası hayvanın doğasına benzese de insanın fıtratında sevgi vardır. Anne bebeği karnında hissettiği an baba ise bebeğin kalp atışlarını duyduğu an tüm aurası değişir.”ben”den geçer “o” oluverir… sevgi emek ister, sabır ister, özveri ister, fedakarlık ister, isterde ister… Sevmek fedakârlık işidir. Elinden ve yüreğinden ne geliyorsa vermek demektir. Karşılık beklemeden sadece “sen seviyorsun” diye. ..
    Evet işte burada bir bencillik yatıyor olabilir. Belki senin fedakârlık dediğin şey onun istemediği bir şeydir. O zaman sevmek bazen de vaz geçmeyi bilmektir.
    Neyse; çocuğumu karnımda hissettiğim gün her şey topuklarımda başlayıp saç tellerimde bitti. Ben benden çıkıp o oluverdim. İşte sevmek böyle bir şeydi. Onun için her şeye değmeli…
    Evet birini bu derece sevmek için illa anne baba olmaya gerek olmadığını yine birini çok sevdiğimde anladım. Önemli olan onu seviyor olmandı. Kim olursa, ne olursa olsun.. Hoş gönül bu ot, bok meselesi. Ama yarın ne olacağını kim bilebilir. Belki boklukta döllenir güllerin tohumu… Hem insan hayırsız diye evladından vazgeçebiliyor mu?
    .
    .
    .
    Burnumda buram buram kahve kokusu. Kahve demişken nasıl geliyor fincanımıza bir bilginiz var mı sayın bunu okuyan?
    4 yıl süren bir bekleyişin ardından 5. Yıl toprağı değişiyor ve ürün vermeye başlıyor. Bu yine bir teori. Pratikte ise 4 koca yıl besliyorsun, bakıyorsun, çapalıyorsun, suluyorsun. …5. Yılın sonunda anca ufak bir verim alıyorsun ama bitmiyor. Kavuruyorsun, harmanlıyorsun, öğütüyorsun, dağıtıyorsun….
    Finalde ise sana pişirip nasiplenmek düşüyor.
    Üretici kahve ağacını çocuğu gibi benimsemese nasıl buluşacak dudaklarımız o enfes kokuyla…
    Yani halilcim;
    Şuan sen benim nezrimde her daim işini seven, fedakâr bir kahve üreticisi…
    Yani Halilcim;
    O üretici işini çocuğu gibi sevmeli…
    Yani Halilcim,
    Fedakârlıkların hasat verdiğinde, ben yani biz kahvemizi yudumlarken Fransız devlet bakanı Talleyrand’ın dediği gibi
    “Şeytan kadar kara, cehennem kadar sıcak, melek kadar saf, aşk kadar da tatlı.” Diyeceğiz…
    Eğer olurda istedin hasadı alamazsın ya “en azından denedim” dersin. Çünkü biliyor musun? Senden başka kimse “en azından denedim” dahi diyemeyecek….
    Ben her daim yanında olacağım-z… elimden ve yüreğimden geldiği kadar….

  • FEDAKARLIK MI ?
    büyük harflerle yazıldığı zaman daha mı büyük oldu ?
    yoksa içinde ki her harfte neler var ?
    bu yolculuğun başında yaşanan , yaşadıklarınız,bıraktığınız ya da vazgeçtikleriniz .
    hiç birisini bilmiyorum .
    ama sen fedakarlık dedin ya .
    acıtasyona girmeden tam istediğim gibi .işte tam o anda kanadı yaralarım .
    benim yolculuğum yolda giden arabaya atlamak gibi zor işte ama imkansız değil .
    evet sahibim acılara fedakarlıklara …
    adını bile anmadığım vazgeçişlere.
    şişştt buraya yazarken bile dalmayayım anılara
    boşalma değil de dolmayayım ben .
    doldukça acırım ve kanarım
    işte ne isem o olayım tüm amacım bu …
    sahip olmak
    acıya , bilgiye ,gidene , gelene
    sahip olmak, yok olsa da var olduğuna ..
    yüreğinde taşımak için fedakar olana .
    sessizlikte can bulana

  • Ali eren
    11 ay ago

    Sen hep sahip çık gönlü güzel insan. Bırak biz farkına varalım

  • Yazılarınızın tamamını okudum… Bu yazınızda da ufak bir alıntı diye hayatınızda iz bırakan bir konuşmayı paylaşmışsınız. Tüm yazılarınıza tek tek yorum yazamadım ama ortak bir merakım var; Bir anne şefkatiyle sevdiğinizi yazdığınız, başka bir yazınızda beyaz eldivenlerin sahibi ve “Bu dünyada sırtımı sorgusuz/sualsiz dayayabileceğim tek insansın. Gelecekteki kocama bile bu kadar yoğun hissetmeyeceğim… Anılarınızda size aşık olan ama siz sevmediğiniz için beraber olmadığınızı düşündürüyorsunuz, bazı yazılarınızda ise sizde ona özlem dolu yazılar yazıyorsunuz… İşte tamda burada sorma ihtiyacı duyuyorum. Hayatımın son sevgilisi diye anlattığınız kişi mi tüm bu anılarınızın sahibi… “O kadın” mı?

  • O kadın mı.gerçekten merak ediyoruz bu müthiş iletişim zekasına sahip olan o kadına olan unutulmaz aşkını senden çok dinledik..hayatının 8 yılını yaşadığın o kadının ağzından yazılarından sana olan sevgisini okumayı çok isteriz cicim..

  • Her insan kendi yazgısının içinde ayrı bir anlamdır.
    Buyüzden bazen kendi yazdıklarımızın ötesinde,
    içimize yazılan bir değerde bir duyuş olmaya susarız.
    Ki o anlamak olur bir manadan anlama akmak.
    Belki de bir noktadan sonra başlar ifade sessizce.
    Gerçek bir duyuşta, sonsuz kelimelerde olmak
    sonsuz bir anlam olmak katar insana.
    Duyuşunuz belki yaşama sestir, belki kendi iç sesiniz bir yaşam.

  • Sıradan insanları 3 yada 5 kelime ile vasıflarıyla tanımlayabilirsiniz. Ama sadece sıradan olanları ! …
    Hikayede , adına hikayeler yazılası o kadar fazla dişi var ki her biri birbirinden özel ,
    değerli , kıymetli ve daha sayamayacağım niceleri ..

    İçlerinde bir tanesi var ki yazıyı yazmama sebep olan , dönüp daldıran ,
    Şaşırmamanı sağlayacak şaşkınıklar sağlayan ,
    Her adımı ile bütünlük getiren ,
    Her birimiz umutlarımızı birbirimizden alıyoruz diyen,
    Her daim koruma iç güdüsü ve anne şefkati ile yaklaşan ,
    Mirketleri mirket yapan !
    Gemici düğümü ile sıkı sıkıya bizi birbirimize bağlayan ..

    O Kadın Bir Denizci !

    Ne fırtınalara , ne lodoslara , ne poyrazlara , ne karayellere yenilmemiş alabora olmamış bir denizci ..

    Belki bir miktar girdaba girmiş olabilir 🙂 ama ;
    Girdabın ortasında rüzgar aleyhine olsa dahi o ‘R’ yapmayı seçip tekrar dingin sulara dümeni döndürdüğünde , o hep tabir ettiği huzurdaki incilerine kavuşmuş , girdabı kendi içinde boğulması için gerisinde bırakmış güçlü bir kadın .

    Periscope Evi Masal Başlangıcı diyerek isimlendirip başladığı ,
    Bir aşı bir hayattır , geleceğimize yatırım yapmakdan daha önemlisi var mı diyerek destek olduğu ,
    Periscope Evi gibi bir çocuğu olmasının yanı sıra ona(Halil KILIÇ’a) bir de Yunus evlat edinip, yeniden baba olma duygusunu yaşattığı ,
    Ve son olmayacağını bildiğim ama an itibari ile son olan ,
    Her yıl dünyada bir gün herkes o günü kutlayacak bizse her gün diyerek yaptığı sahip çıkmada ve farkındalık yaratmada dur durak bilmeyen kadın nasıl da özel ve güzelsin ..

    Hey sen de gelsene oyuna ! diye başlayan serüvenimin öncülerinden bir tanesi olduğun için nasıl da kıymetlisin gözümde ..
    ( Yazmak isteyip de yazamadıklarım için beni anlayacağını çok iyi biliyorum ve şimdi sıra kelimeleri hapsetmekte … 🙂

    Dedeler , tilkiler ve tabiiki dış ses sizleri de unutmuş değilim 🙂

    Ve sen adam ;

    Tüm bunların olmasında ve yeniden ;

    ” Elimden ve içimden geleni , en insan yanlarımı , çocukluk anılarımın saflığını , ilk aşkımın heyecanını , ilk kitabımın sevincini , ilk öpücüğün verdiği hazzı ve iki tekerlek üzerinde bisiklet kullanmanın vermiş olduğu ilk başarmışlık hissini yeniden tatmada kattığın farkındalık için,

    26 yaşımın çocukluk serüveni olan bu hikayedeki uygarlığın içine dahil olma cesareti gösterebilen her bir dişiyi ve adamı hayatıma kazandırdığın için bir kez daha teşekkür ederim ..

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir