Garip!

Az önce Periscope Evi’nin ilk yayınlarına bakıp bazı arşivleme çalışmaları yaptım. 

Akıl odalarımda oluşan düşüncelerle, dokunasım geldi kelimelere…

 

Katlanabilir iki mavi kürsü ile yaşadığım günlere…

Masa olmadığından bükülen belime,

Turgay’ın çalışma masası ve koltuğu ile yüzüme yayılan tebessüme…

Gereksiz masraf yapıyoruz artık buzdolabı dokunuşu yapın diye tüyü biten dilime…

Her bir adımı hep beraber nasıl da geçişimize…


Bazı şeyler anlatılmaz yahu! 

Anlatmak istiyorsun çok çok. Ama yok. 

Ne diyeceksin! Bu kadar sıradışı ve özgür duyguları hangi kelimelere hapsedeceksin.

“Garip” demekten öteye gidemeyeceksin.

Anlıyorsun…

Ya da anladığını sanıyorsun!

Bu evin atmosferini solumadan ne kadar hissedebiliyorsun?

Öyle bir şey ki, afyon patlatmadan sana yazı yazdırabilecek kadar duygu yükleyebiliyor.

Öyle bir şey ki, baktığın her eşya konuşabiliyor. 

Öyle bir şey ki, kirlenen dünya da tertemiz kalmayı başarıyor.


Yüzünü dahi görmediğin insanların her gün evine girip masalarına, yataklarına, misafir oluyor. 

Odalarının içinde bir ses, bir umut oluyorsun.

Sevenin arttıkça, yükün artıyor. Altında ezilmemek için çok çalışıyorsun. 

Bir örneği olsa ders çıkaracaksın! Ama bulamıyorsun. 

Yaptığın şey garip görünmekten başka bir şekilde tanımlanamıyor.


Tüm hikaye, en masum, en saf sevgi şekli olan dokunmak ile başlıyor. 

Dokunanlar, kirletmemek için yoğun çaba sarf ediyor.

Diğerleri dokunacağı doğru zamanı bekliyor.

Dokundukça dokunası geliyor, Dokundukça büyüyor.

Ve her şey git gide daha da garipleşiyor. 

Elimizde tek kelime ile “GARİP” diye tanımlayabileceğimiz bir hikaye kalıyor. 

Bu kadar bencilleşen dünya içerisinde bunu garip bulmamız garipsenmiyor.

 

16 Responses to “Garip!

  • Olay örgüsünün daha da “garip”leşmesi dileğiyle…

  • hulyaticim
    2 sene ago

    Bir blog atasözü derki 🙂 Tam zamanı gelmişken yazılan blogtan daha lezizi yoktur…

    Yine bir blog atasözü derki 🙂 comment geldiği anda bekletme yaz onu :)..

    Çok çook çoookkk GARİP!..

    Tam enerjimin doruk noktalarda tarifsiz olduğu döneme denk gelmesi ayrıca keyif verici; parmakların düşünülenlerin
    hızına yetişememesi ayrıca şevklendiriyor.. Bu detay seni anımsatıyor bir anda;)

    Arşivi düzenledim dediğinde tanıştığımız ilk gün geldi aklıma; küçük kare ekrana tıkladığım ilk gün ne tuhaftır ki o günde düşündüğüm şey tam olarak bu yazının başlığına denk gelen durum GARİP:)

    O zamandan bu zamana söylediğim kelimenin ve hissettiğim duygunun da zaman aşımına uğramaması GARİP:)

    Atmosferi birebir görme fırsatı olup kendi kıvrımlarından soluyan birisi olarak şunu söyleyebilirim orada aldığınız soluğa kadar; o zamana kadar soluduğunuz şeylerin ne kadar suni olduğunu anlamıyorsunuz.. İlk nefesi çektiğiniz anda ne kadar gerçekliğin sınırlarını zorlayan eşsiz bir serüvenin içine dahil olduğunuzu iliklerinize kadar hissediyorsunuz tartışmasız..

    Evvvvet dokundukça büyüyor…

    Ama siz dokundukça sadece o büyümüyor zamanla oda size dokunuyor ve sizde o dokundukça büyüyorsunuz… Nasıl da kelimelerle ifade edilemeyecek bir etkileşim bu farkındamısınız? İki tarafta olduğu yerde hareketsiz ve temassız birbirine dokunuyorrrrr ve gün be gün devleşiyor..

    Tabi dokunuşlar yapılırken duygular ne kadar saf , karşılıksız, koşulsuz, güçlü, güven dolu, kontrollü ve iyilik yüklenmiş olursa; bir o kadar hızlı ve sağlıklı büyüyor.. Yani bağışıklık sistemi en güçlü , en bulaşıcı ve en kötü virüslere karşı bile korunacak kadar güçlü olacak… Bebeğimizin uzun ömürler yaşamaması için hiçbir neden yok..

    Başta da söylediğim gibi GARİP olan son bir kaç gün üzerine bugün tam olarak asıl yaşadığım olağanüstülük şu…

    Bugüne kadar beyin kıvrımlarının kıvrımlarıma sürtünmesi sonucunda beynime boşaldığın oldu değişik zamanlarda..

    Amaaaa ….

    14/12/2016 tarihinde yani tam olarak da bu günün ilk saatlerin de benim için inanılmaz olan bir şey gerçekleşti.

    Artık kıvrımların üzerinde değildi ıslaklık… içerisinde dolaşıyordu…

    O ANNNN işte O ANNN….. Tam olarak sen tarafından BEYNİMİN BEKARETİ BOZULDU..

    HRRRRR… IMMMMM….

  • Gündelik hayatıma devam ederken 25.08.2016 tarihinde rastladım yayına. daha önce de belirttiğim üzere tam da “acil güven aranıyor!” afişlerini asmak üzereyken duvarlarıma.
    Anlayamadım bi süre ne olup bittiğini ancak tesadüfen, rastgele vb. kelimelere pek yer yok lügatımda. ve tam karşılığı nedir bilmiyorum ama bir şekilde içinde buldum kendimi.
    Realist bi yapıda olmama rağmen bugüne kadar edindiğim tecrübelere dayanarak böylesi ütopik bi oluşumun çekim alanına girmiştim birden.
    İçten içe neden kapıldığımı, bu projeyi neden benimsediğimi biliyordum elbet. sürekli kafamda oluşturup gerçekleştirmek için adımlar attığım değişim şart mantalitesiyle var ettiğim hayallerimin yap-boz parçaları vardı bu proje içerisinde. ve ta ki o gün gelip de bi cesaret hayatımda soyut bir şekilde var olan projeyi somutlaştırmak adına attığım adımla daha da netleşti her şey zihnimde. “Bu evin atmosferini solumadan ne kadar hissediyorsun?” cümlesinin tam da hayata geçmiş versiyonuydu yaşadığım.
    Periscope Evi’ne attığım ilk adımla Hülya (‘nın paspası ve terlikleri) “hoş geldin” dedi bana. adım adım gezdim sonra evin her yerini öylesine boş gibi duran bu evde bi kamyon insan vardı sanki adeta karşılama töreni tadında. evin her bi köşesinden kafalarını çıkarıp ben de buradayım “hoş geldin Hatice” diyorlardı hep bi ağızdan. ziyaret süresi boyunca gülümsememin yüzümden eksilmemesini sağlayan her bi dokunuşun sahibi TEŞEKKÜRLER 🙂

    Bu proje sayesinde “GARİP” kelimesine anlam yükleyebildim mesela. Alelade, öylesine herhangi bi kelime bulamadığımdan değil gerçekten en iyi ifade eden kelime olduğundan kullanıyorum bunu GARİP 🙂

    Bazılarını unutmuş olduğum, bazılarını hiç tatmadığım bazılarından ise korktuğum bütün duyguları yavaş yavaş kirletmeden leziz bir biçimde hissetmemi sağladığınız için TEŞEKKÜRLER 🙂

    • Hulyaticim
      2 sene ago

      Paspasın tamda düşündüğüm amaca ulastığıni senin kelimelerinden okuyabilmek suratımdaki gülümsemenin tek sebebi şuanda Ve enteresan bir şekilde yazdıklarindan birbirimize benziyor olduğumuzu hissetmekte ayrı bir duygu .. Daha önce bir yerde kaleme aldiklarimin benzer cümlelerini görmek şaşırtıci sanki sen degil ben yazmışım gibi buda çok GARİP☺

      • Yıllar öncesinde okuduğum bi kitaptan kalan mirastır bana ve en sevdiğim sözler arasında aldı yerini. Kitapta şöyle diyor yazar “… farklılıkları aynılıklarından kaynaklanır.” Bir kez daha sevdiğim sözler arasında yer alma nedeninin hakkını verdi ve daha da bi kıymetli oldu 🙂
        Bu mirasın kıymetli olduğunu tekrardan fark ettirdiğin için teşekkürler 🙂

  • Salsanax-yasemin
    2 sene ago

    Artık seni daha da iyi anliyorum halil… bunun sebebini sorma…sadece eski okudugum izlediğim şeyleri tekrar daha detaylı inceledim ve fark ettim ki aslinda biz seni izleyenlere gösterdiğin yanından çok daha derin seyler var… one last şarkısında da hissettiğim gibi… umarım bu derinlik sana zarar vermez… Evet dediğin gibi garip… Hayat süprizlerle doludur yeter ki bizlerin sahnesine yeni oyuncular geldiği zaman oyunumuzu kirletmesinler.her oyuncu sahnemizin tozundan faydalanabilir zamanı geldiğinde sahneden inmek ve yeniden zamanını beklemek koşuluyla… yeter ki bizleri de kirli girdaplarına sokup kirletmesinler…

  • Salsanax-yasemin
    2 sene ago

    Artık seni daha da iyi anliyorum halil… bunun sebebini sorma…sadece eski okudugum izlediğim şeyleri tekrar daha detaylı inceledim ve fark ettim ki aslinda biz seni izleyenlere gösterdiğin yanından çok daha derin seyler var… one last şarkısında da hissettiğim gibi… umarım bu derinlik sana zarar vermez… Evet dediğin gibi garip… Hayat süprizlerle doludur yeter ki bizlerin sahnesine yeni oyuncular geldiği zaman oyunumuzu kirletmesinler.her oyuncu sahnemizin tozundan faydalanabilir zamanı geldiğinde sahneden inmek ve yeniden zamanını beklemek koşuluyla… yeter ki bizleri de kirli girdaplarına sokup kirletmesinler… Yolumuz hep sevgiden geçsin…

  • Kağıttan kentlerle çevrili dünyalarımızda,kendi kağıttan kentlerimizden arınıp yedi yaşında yatağımızda uyumadan önce, son düşünce turumuzdaki o en mutlu ,o en umutlu olduğumuz yerdeyiz.Bu yer iki parmağın arası,iki parmağın arası kadar dar ama sonsuz biryer.Biz bu sonsuzlukda akıp gidiyoruz,akıp kayboluyoruz! Kaybolalım …

  • sirop ju
    2 sene ago

    Muallim Naci der ki ”Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür”
    Yani “İnsan hafızasının eksikliği unutkanlığıdır”. Ve biz bu eksikliğin farkında bile olmuyoruz çoğu zaman, çünkü İnsan hafızası unutkanlık hastasıdır…İşte tam bu noktada başlıkta verilmek istenen ince de hafiften kendini belli etmekte…

    Yani o kadar olay yaşayıp da nasıl hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edebiliyor insan? belki de burada şirin, küçük bir tespit kasılmıştır!

    “hafıza-i beşer” e neyi hatırlayıp, neyi unutması gerektiğini söylemek nafiledir. O istediği zaman, onun istediği şekilde ve biraz da hastalığa meyilli şekillenişinden ibarettir tüm olup biten.

    Olayı hatırlar, kişiyi unutur, hissi hatırlar, zamanı unutur,her şeyi hatırlar, hiç bir şeyi hatırlamaz. kafada bir dünya anıyla, dokunulan eşyalarla, toplana toplana, yanıla hatırlaya, unuta güçlene devam eder. içten dışa büyüyen bir çemberin içinde, unuttuğunu sandığı çok şeyin tam olarak unutulmamış olduğuna şahitlik eder.

    Katlanabilir iki mavi kürsüden birinin katlanıp , masası olmadığından bükülen belin de doğrulup dimdik durma vakti gelmiştir artık fonda ”one last night”müziği ve yüze yayılan tebessümle bir nefes çekip cigaradan, gönül rahatlığıyla arkaya yaslanıp ”Bazı şeyler anlatılmaz yahu! ” diye akıldan geçirirerek, hikayeye Garip yazıp (:)iki nokta üst üste koyarak,
    ”…O evde sadece geceleri uyumadan önce yaptıklarımız ile neleri başarabildiğimizi…Normal hayatlarımıza ufak dokunuşlarla ne kadarda leziz anılar, duygular kattığımızı…Başarıyı birbirimizin gözlerinden hissettiğimizi…Sayısız kere beyin ve duygu orgazmı tattığımızı ve iyi ki bu yola çıkmışız” dediğimizi hayal ettiğimiz anları yaşmanın gururu…
    Ve iyi ki duyduğumuz değil yaşadığımız Garip !…

  • Kahraman
    2 sene ago

    Katlanabil(ir)diğin iki kürsüden kabası bitmiş inşaat olan periscope evine varan yolunculuğun lezizliği. Bu süreçteki muazzam hisleri anlatabilecek en güzel kelimeyi seçmişsin GARİP’le. Kuyunun başına yetiştim, elimde taş ile bende bir önce ki dalganın lezizliğini alıyorum. Benden sonra gelecek kişiye bu lezizliği göstermek için taşımı kuyuya atıp tepeden beni izleyen sana gülümsüyorum. Sanırım ikimiz aynı anda GARİP diyoruz.

  • Son cümle, bir adamın zıtlıklarını desteklercesine. Ve tekrar ettirici.

  • Bandak16
    2 sene ago

    Aslında tam olarak anlatmak istediğimi bir kaç cümleyle anlatmışsın ” Yüzünü dahi görmediğin insanların her gün evine girip masalarına, yataklarına, misafir oluyor.

    Odalarının içinde bir ses, bir umut oluyorsun.”

    Ne kadar kalabalıklaştı ortalık ve bir o kadar da yalnızlık…
    Sanırım düzenin bizi getirdiği bu son noktanın farkında olan bir avuç insanın paylaşabileceği bir şey gariplik… Farklısın milyonlarca insanın arasından farklı bir pencereden bakıyorsun dünyaya ve ister istemez garipleşiyorsun… Seni anlamayanlar için garip olmak en güzeli. Çünkü sen bir parça tat katıyorsun hayta. Yaşıyor, yaşatıyorsun… Kendini buluyor, kendin gibilerle sana benzemeyenlerden farklı bir dünya kuruyorsun… – Fotosentez yapmıyor nefes alıyorsun- Dokunuyor, herkesin kovaladığı hayatın elinden tutarak yürüyorsun… Garipsedikçe bir parça daha mutlu oluyorsun…. Ve artık biliyorsun ki baktığın pencerede artık yalnız değilsin, sana benzeyen onlarca göz var ve o gözler gün gelip yavrulayacaklar…
    Örneği olsaydı da zaten bu kadar leziz olmaz ağızda le cola gibi bir burukluk bırakırdı… Seni sen yapan orijinalliğindir, seni garipleştiren, garip hissettirende bu bence…

    Anlamayanlar anlamak için kafa yormasınlar, bu anlaşılabilir bir şey değil sadece hissedilebilir….

  • ümran gökçeoğlu
    2 sene ago

    Bir hikaye başlıyor..
    Sayısız oluşumları ve hayalleri olan bir adam ,o iki kürsüye sahip olmanın şükrüyle günlerini geçiriyor ve bekliyorr…
    ”Zor değil ”diyor..duraksıyor..kafasını kaldırıp solunda duran pencereye baktığında yakaladığı huzura ,benzer tasvir yapacak,yapabilecek güzel insanları..O’nun tabiriyle taze kanları..”Ulaşmak zor değil.Kendim olayım,kendi lisanımca anlatayım.İnan zor değil”
    Hikayesine buyur etmeyi de beceriyor.Cömertliği bunu gerektiriyor..Samimi,içten olandan anlayanlarla bi noktada buluşup,dokunuşları ile o evi yaşanabilir kılmanın gülümseyişini yerleştiriyor her bir köşesine..Çığ gibi olmasa da hikaye büyüyor ve gelinen nokta da tam da şu zamanlarda izlemeye koyulup sadece ”GARİP” diyor.Gözlerini kapadığında ise…..

  • hilal.emos
    2 sene ago

    Hayatı hep en dipte tuttum çünkü gün yüzünde olup da yaralanmaktan korktum.Sevgimi,acımı,merakımı ve hayal kırıklıklarımı hep içimde yaşadım.Etrafımdakiler hep zeki olduğumu söyledi ama kaygılarım yüzünden hayata karşı hep çekingen durdum.En ilginç olanda bu yazıyı okuduktan sonra “Garip” dedim kendi kendime,kaygılar amaçlar verilen savaşlar ne kadar benzer diye.Halbuki herkezin acısı kendine özeldir dedim yada hep öyle zannetmiştim.Ben kimsenin düşünce yapısında kusursuz olamicanı sanıyordum ama sen öyle değilsin,felsefe gibisin içinden çıkılamaz veya basit sorularla çözülemezsin.Bir acıdan yine felsefe gibisin kusursuz ve büyüleyici.

  • – Üniversite yıllarımda üzerinde 1 yılımı geçirdiğim , çeşitli anılarıma sebep olan , yaşanmışlığın kanıtı niteliğindeki küçücük kanepemi yanımda getirmek istediğim zamanı anımsadım günün ilk saatlerinde … Ahh anılarr ne kadar da değerliler ..

    ~ Yazıdan bağımsız bir cümle ..

    Bir adam düşünün ; belirli bir yaşanmışlığa erdiğinizde , hayatın artık monoton yıllardan ibaret geçeceğinden emin olarak adımlar atmaya başladığınızda karşınıza çıkıyor … Tam da o anda irkiliyorsunuz ve ” duuur dünyada hâlâ sıradışı gerçeklikler var stabilleşme ” diyor ve kendisine çekiyor sizi ..

    Sıradan insanlar sizi önemser gibi , kırmayacakmış gibi , sever gibi , güvenilir gibi , arkanızda gibi , ilgilenir gibi .. Hep gibi gibi …
    Bu hikayede o kadar fazla sıradışı insan var ki , saydıklarımın hepsi .. Ön yargı klişeleri olmayan muazzam ve leziz insanlar .. Düşünsenize bu insanların bir parçaları o evde yaşıyor ! ANI CENNETİ .. ( Ahh Periscope Evi Sana Cansız Diyenin Canı Çıksın :)) )

    ” .. Halbuki en çok okuduğum kitabın , en çok okuduğum satırı bana bazen başka şeyler söyleyebilir ” demiş Sabahattin Ali . Tam da burada anlam buluyor bu sözcükler bütünü .. Biriktirilen anılar , yeni tanışılan insanlar ve Periscope Evi süregelmiş yaşantıda edinilmiş tecrübelerin anlam kazanmaya başlamış bütünlemesi .. Sıradan kelimelerin bir araya gelerek anlamlar kazandığı ve en insan yanlarımızın daha da anlam kazanması .. Bu bir arının çiçekten bal alması , bu bir ineğin ot ile beslenip süt yapması , bu bir bitkinin fotosentez yapması , belkide daha fazlası ..

    Duygular dile getirilebildiğinde güzelleşir biliyorum ama siz sadece buraya yazdığım kadarı ile biliyorsunuz.
    Ya söyleyemediklerim ? Ya söylemek isteyip de basit sözcüklerle anlamsızlaştırdıklarım ? Ya yazıp sildiklerim ? Ne kadar da GARİP …

    Tarif edememenin çaresizliği gerçekten GARİP ..

    ” Yaş aldıkça iki elin olduğunu fark edersin ” der bir bilge . Bir tanesi kendine , diğeri başkalarına ..
    Bana elini uzattığın için teşekkür ederim .

    Bu evin atmosferini solumadan hissettiklerimin yüzeysel olduğunun farkına varmama yardım ettiğin için teşekkür ederim .

    İkinci şansım için teşekkür ederim .

    Hayatıma dokunduğun için teşekkür ederim .

    Ve bu denli kafa karışıklığından oluşmuş bu paragrafı sindirdiğin için son olarak yeniden teşekkür ederim .

    🙂

  • Şeref Sunay
    7 ay ago

    ”Bu kadar bencilleşen dünya içerisinde bunu garip bulmamız garipsenmiyor” bundan daha iyi tanımlanamaz herhalde.Ben bu konuda çok doluyum aslında.Bir şeylerin farkında olup da, farkındalıklarımı ifade edememek, daha doğrusu ifade ettiğimde bunu karşımdakinin algılayamayacağını bildiğimden dolayı vazgeçmek ve daha da dolmak… ve doldukça biriken tüm ifade edemediklerimin, öfkemin rüzgarıyla kafamın içinde bir uçtan diğer uca savrulması çok daha acı verici bir durum.. Sence vazgeçiyor olmam mı acizlik, yoksa karşımdaki insanların bunu algılayamaması mı ? Bazen çözemiyorum. : )

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: