Hakkını bilsek, verirmiydik sanki!

Beklentiye, bir kaç hayvan ve insanlar giriyor sadece. Bir çok duyguda olduğu gibi, bizden daha iyi hakkını veriyorlar! Belki de bilmiyoruz hakkını vermeyi, öğretmemişler diye mi?

Ya hakkını verdiklerimiz! Onları öğrenerek mi verdik?

Beceriksizliğin,

Vahşiliğin,

Tecavüzün,

Öldürmenin hakkını çok iyi veriyoruz!

Ama ölmenin hakkını veremiyoruz. Huzurla ölemiyoruz.

Parayı hunharca ezmenin,

Birilerinin işine bir taraflarımızı sokmayı,

Kısacası anlamsız, saçma ve salakça olan bir çok şeyin hakkını bolca veriyoruz vermesine ama verdiğimiz fikrin yerine ulaşmadığını biliyoruz.

Mesajı anlayan minik bir azınlık kutu kutu pense oynarken, çoğunluk “ayakkabı kutularının gittiği yere git” filmini izliyor heyecanla .

İzlemenin hakkını çok iyi veriyoruz, oturmanın ya da.

Ama koşmanın hakkını veremiyoruz!

Başımızı yukarı kaldırıp, havayı ciğerlerimizin en derinlerinde hissedercesine nefes almayı hangi ara yapıyoruz!

Sahi, yaşamın hakkını ne kadar veriyoruz?

Halbuki tek bir şeyin hakkını vermeyi bilsek,
Bir çorap söküğü gibi gelecek,
Gerçek sevginin özünü bilsek,
Her şeyin hakkı verilecek!

Beklentisiz bir hayat, mutluluğu bahşedecek!

Manidar

9 Responses to “Hakkını bilsek, verirmiydik sanki!

  • Yaşamın hakkını vermiyoruz,değerini de bilmiyoruz..

  • “Sahi,yaşamın hakkını ne kadar veriyoruz?” Birçoğumuzun zaman zaman durup düşündüğü bu sorunun cevabını bildiğimiz hâlde tabiri caizse ot gibi yaşamaya devam ediyoruz. Çoğu zaman ne için yaşadığımızın farkında bile varamadan yok olup gidiyoruz. Çok geç olamadan farkına varabilmek, hakkını verebilmek dileğiyle…

  • Yasamanin hakkini vermek isteyipte veremeyenlere gelsin bu hayat bi durun ve aynaya bakin ve sunu sorun kendinize neden ? Neden korukorune kosturuyorsunuz baskalarinin istedigi sekilde nedn kendi istediklerinizi ve sizi mutlu edicek seyleri yapmaktan neden alikoyuyorsunuz kendinizi ? Bu gece yastiginiza basinizi koyun ve sabah kalktiginizda yepyeni hir hayat listesi yapin kendinize ve sizi gulumseten her ne varsa su hayattan zevk alicaginiz listenin en basina yazin lutfen
    Kendinize bu sefer iyi bisey yapin !!

  • Onur bozan
    3 sene ago

    Ne kadar boş şey varsa hakkını veriyoruz

  • Temelde en kolay neyin hakkını verir acaba insanlar. İşlerine, zevklerine kolaylıklarına hangisi geliyorsa tabikide onu amaaan ne uğraşacam. Kitap mı okuyayım? Saçmalama porno izlemek varken. Gazete, dergi, köşe, yazıları, makale mi takip edeyim? Yuh a.q tenha bir sokakta tahrik eden bir kızı takip etmek varken siz beni malmı sandınız. Kafalarımızın uyduğu insanları bulup beyin açalım ozaman. Yok ben genelde fermuar açarım. Halbuki sorsan onuda 2-3 dk sonra kapatıyor 🙂 yani onun bile hakkını veremiyor. Zaten kafanın uyduğu insanlarıda al git sen ormana anladın sen onu . Geri kalan herkese yaşamın hakkını bilmek ve sonuna kadar vermek dileğiyle.

  • Mine Eda
    3 sene ago

    Aşkım yayinini bekliyoruz cabuk aç özledim seni hayatimizin anlami. Öptüm seni (neresi diye sorma ayip) bekliyorum haddddiii

  • Hayatta neyin hakkını hakkıyla veriyoruz ki zaten. Çok komik ancak dediğin gibi sadece kötü işlerin hakkını. Çünkü insan oğlu hunharca kötülük yolunda ilerliyor.Çünkü çıkarları uğruna en sevdiklerini (aslında sevmenin ne demek olduğunu bilmiyorlar çünkü ) ezip geçenler… Eskiden demir merdivenler daha çoktu şimdi ise merdivenler etten oluşmuş ne üzücü değil mi? O yüzden bu kirlilikte en çok kirlenen renk seçilen beyaz olmayı tercih ediyorum . Bunca kirliliğe rağmen bütün renkleri içimde barındırıp onları yoğurarak farklı renklere donusturmezsem eğer simsiyah bir dünyaya merhaba dememize az kalmış demektir. O zaman Hakedene Hakkını Hakettiginde vererek bu inceyi veren Adam iyi ki varsın.

  • Uzun zamandır yazmıyordum, ilk okuldan beri alışkanlık edindiğim günlüklerim, not defterlerim, karalama kağıtlarım beni bekliyordu… Artık yazmıyordum çünkü kirlenmiş duygularımla kirletmek istemiyordum o güzelim beyazı….
    Bilgisayarı zaten oldum olası sevmem… Bilgisayarda yazı yazmayı hiç..
    Klavye soğuk, ekran renksiz….
    Kalem kağıdı öpecek yanaklarından, kibarca yerleştirecek harflerini…
    Kağıtta koklayacak mürekkebin rengini…
    Tıpkı kızımın saçlarını tarayıp ördüğüm gibi…
    Tıpkı kokumu içine çektiği gibi…
    Meğer bu boşluk “içsesimi” bulana kadarmış.

    Meğer ne çok şey kaçırmışım… Meğer birisi o benim beğenmediğim bilgisayardan dokunabiliyormmuş kelimelere, meğer cümlelere hayat verebiliyormuş, meğer o cümleler binmiş bir bineğe koşar adım geliyormuş içime içime…


    Söz konusu hakkını vermekse eğer, ne kadar hakkını verebilirim senin? İnan bilmiyorum…
    Bu çok büyük bir bencillik…
    Kayıplarımı buluyor, duygularımı uyandırıyorsun. Susturduğum iç sesim, olup karşıma çıkıyorsun…
    Kirimi pasımı yalnızlığımı Sen temizliyorsun…
    Ve ben sadece kuru bir teşekkür ediyorum…Kim olduğun zerre kadar önemli değil benim için… Ne kadar çok dokundun, ve ben ne kadar az… Benden öyle bir şey iste ki tüm teşekkürlerime hayat verebileyim… Beklentisiz sevmelerimizin dışında…

  • hulyaaunall
    2 sene ago

    …..

    Hakkını bilsek verirmiydik sanki ?

    -Hımmm bi düşünelim!

    Aslında bizi hakkını vermemeye iten büyük sebep, daha önce hakkını bilmeden fazlaca verdiklerimiz değil mi?

    Ne derler bilirsiniz “değerinden fazla değer soytarıyı kral eder”…

    Savruk bir şekilde verdiğimiz bol keseden dağıttımız haklar yüzünden; artık gerçekten hak edenlerin de ne kadar hakettiğini merak
    etmez olduk onlarını da herkes gibilerin arasına koyduk.

    Veeee sonuç elimizdeki hak edenler yumağından güzel bir kazak örecekken; ufacık bir banyo lifiyle sırtımızı keselerken bulduk…

    Gözlerimizin önündeki nefs perdesini kaldırma zamanı gelmedi mi?

    Bize bu hak ediyor dedirten kavramlar ne zamandan beri değişti? Güzellik, sahte gülüşler, geçici hevesler, zenginlik, şöhret, şan, balon vaatler, meyler ve mezeler, bir kucak dolusu suni kahkaha, mal, mülk ve en tehlikelisi çıkarlar vs vs vs…

    Nerede telli duvaklı evvel zaman hakları!…

    Ah ahhh..

    Güzel olan kalpte, gülüşler dudakta değil gözde, heveslenmek nefste değil özde, şöhret ve şan sözde, vaatler tizde , çıkarlar közde kalırsa belki hala bir şansımız var olabilir…

    Demem o ki; perdelerimizden kurtulmalıyız gözdeki, kalpteki, beyindeki, dildeki, ordaki, burdaki, şurdaki….

    “İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez”..

    Perdeler süslüdür, kalındır, renklidir kapalıdır gerçeği saklar yada farklı görmemize neden olur.

    Açalım perdeleri sökelim yerlerinden netleşsin herşey işte o zaman;

    HAKKINI BİLİRİZ VEEEE KESİNLİKLE VERİRİZ ;)….

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: