HAYALLER VS GERÇEKLER (BİR SATRANÇ OYUNU)

qGGAk

Çocukken başlar hayallerimiz;

En masum, en tatlı, en içten düşüncelerimiz o zamanlarda saklıdır. Henüz kirlenmemiş, kirletilmemiştir.

Çocukluğum, yüzümde tebessüme yol açarak geldi aklıma. İçimi kaplayan huzurla birleşti. Yaşamanın verdiği haz ruhuma işledi.

Gerçekten yaşamaktan keyif aldığım anlardan biri. Zaten hayatımızda kaç tane böyle an oldu ki. Bu yüzdendi belki de sımsıkı tutuşum, bırakmamak için çabalayışım.

Hayatın gerçekliği yüzüme bir tokat vurana kadar, zamanımın son anına kadar tüm hücrelerimde hissetmeli, bu duyguları aklıma kazımalıydım. Her yorulduğumda, hayallerim ile gerçeklerim her savaştığında hatırlamalıydım.

Dünyadan soyutlanırcasına daldım hayallere. Kendimi mutlu hissettiğim aleme.

Çocuktum;

Babamın bana bir bisiklet alacağını hayal ediyorum.

Her iki tarafı ağaçlarla kaplı bir yolda, kuş cıvıltıları kulaklarımda, gözlerim ufukta.

Mutluluk kokuyor doğa.

Gençtim;

Sevgilim ile el ele, yağmur altında ıslanan bedenimi, bedenine sararak ısıtıyorum. Kokusu sarhoş ediyor beni, nefesi heyecanlandırıyor. Sevdiğim kadını arzuluyor ve ruhum dünyanın en büyük hazzını tadıyor .

Aşk kokuyor dünya.

Koca bir adamdım;

Bir baba, bir eş, ve bir patronum. Çocuklarıma hayatı öğretiyor, üretken olmanın enfes lezzetinden bahsediyorum. Çocuklarımın annesine bakıyorum. Yılların, bedenini ve ruhunu dahada güzelleştirdiğine tanık oluyorum. Bir şarap misali duruyor önümde. Yıllara meydan okuyan o güçlü kadın, hayatın karşısında daha cesur durmamı sağlıyor.

Kadınım; huzur kokuyor.

İhtiyarın tekiyim;

Sessiz, sakin bir odada zamanın yıprattığı bedenim çürümek üzere. Ruhum hayallerim ile besleniyor, yakında düşünemeyecek hale geleceğim işte o zaman tek besin kaynağım, hayallerim yok olacak ve ben bu dünyadan çekip gideceğim.

Hayat bir satranç oyunudur, beyaz taşların hayaller olduğu, siyah taşların ise gerçekler olduğu bir tahta üzerinde yaşar ve hergün yüzlerce hamle yaparız. Beyazların ilk hamleyi yaptığı bu dünyada avantajı asla kaybetme.

Unutma; Hayallerin ilk hamleyi yapsa da gerçeklerin kazanabileceği bir dünya.

——————————————————————————————————————-

Okuduğum kitabın son cümlesiydi, ve ihtiyar ne kadar da haklıydı.

Çocukken başlayan hayallerimiz ile satranç oyununa başlarız. Kurduğumuz her hayalden sonra sıra gerçeklerin hamle yapmasına gelmiştir ne de olsa. Hayallerimizin kazanabilmesi için yaptığımız her stratejik hamleye karşın, gerçekler bir o kadar saldırgan davranır.

Piyonlarımızın ufak hayallerimiz ya da isteklerimiz olduğunu düşünürsek, yeri geldiğinde gerçeklikleri yenebilmek için piyonlarımızı feda etmeyi bilmeliyiz demek ki. Lakin ufak hayallerimizi asla küçümsememeliyiz, çünkü umudumuzun çok az kaldığı bir zamanda o minik hayalimiz, gerçeklikleri bir bir aşarak vezirimiz olabilir ve en büyük hayalimiz olan şahımızı gerçekliğe dönüştürebilir.

Tüm insanlığın tarihinde herkesin hayatını bir satranç oyunu olarak düşünürsek eğer;

Fakirin zengin olma hayali ile yaptığı hamleye karşın , kuru bir ekmek parçası ile doyma gerçekliği çıkar karşısına. Hayata hayalleri ile avantajlı başlasada gerçekçi olan siyah taşların kazandığı bir hayat örneğiydi bu mesala.

Diğer bir tarafta, hayat ne kadar acımasız davransada hayallerine bağlanan büyük insanlar vardı bu dünyada.

Steve Jobs’un evlatlık olarak büyüdüğü, ya da yeri geldiğinde banklarda uyuduğunu düşünürsek, beyaz taşları ile yaptığı her bir hamlesinde gerçekliği nasıl usul usul yendiğini görebilirdik tüm çıplaklığıyla.

Dünyada ki herkes hayalleri ile ilk hamleyi yapıyordu. Hayallerini gerçekleştirebilmek için en çok düşünenler, planlama yapanlar, gerçekleri yeniyordu. Hayallerini gerçekliğe dönüştürüyordu. Kimileri ilk hamleden avantajı kaybediyor çoban matı misalı dört hamlede oyunu gerçekliğin insafına bırakıyordu ve hayat hiçte insaflı davranmıyordu.

En iyi savunmanın saldırı olduğu bu oyunda asla durmamalıyım, her bir taşımı diğer bir taşın koruyacağı şekilde ilerletirsem ve gerçeklerin yapacağı bir kaç hamleyi öndecen düşünebilirsem avantajı kaybetmiş gibi göründüğüm zamanlarda bile yenebilirim gerçeklerimi.

Sürekli saldırı karşısında, gerçekliğimi sıkıştırabilir ve gerçekliğin şahını devirebilirim.

Kendime geldim; ihtiyarın son cümlesi bir anda hayallere dalmamı sağlamıştı. Şimdiye kadar yaptığım hamleleri, avantajı kaybettiğim ama yine kazandığım zamanları tespit etmiştim.

Durum şimdi beraberydi, ve hamle sırası hayallerimindi.

Artık hayatı nasıl oynacağımı biliyorum.

Gerçekliğin şahını mat etmeye geliyorum.

2 Responses to “HAYALLER VS GERÇEKLER (BİR SATRANÇ OYUNU)

  • Burdan da kalan ömrüm yazısına gönderme yapıyoruz Harika betimlemeler. Bizde acligimizi yorum bırakarak gidermenin pesinde. Sen ne kadarda açsın ustadim. Açlığını yatistiracak bir lunaticim bulman dilegiyle

  • Sanırım şuan en çok ne yapmam gerektiğini anladım hamlelerini hayallerimle yapmalı ve daha güçlü olup gerçekliği dediğin gibi mat etmeliyim sanırım bu yazı bana çok şey kattı

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: