İnsanın Doğasından, Doğaya…

İzmir’in manzarasını izliyorum…

Rüzgar azimle evin içerisine girmeye çalışıyor, yakaladığı her boşluktan.

Rüzgardan bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Kapıyı açsam, odamın içine boşalacak.

Bekliyorum…

Israrla camı nasıl yaladığını ve kendini oradan oraya savurduğunu izliyorum.

Sessizleşiyor…

Fırtına öncesi gibi…

İnsanların doğadan ne kadar da çok şey öğrendiğini fark ediyorum.

Güneşin her gün yeniden umutla doğmasına,

Yağmurun bereketi nasıl arttırdığına,

Karın, yeryüzündeki tüm pislikleri saklamasına…


Her gün güneş gibi yeniden doğabilsek,

Rüzgarı arkamıza alıp koşabilsek…

Yağmur gibi her fidanı büyütsek…

Ve kar taneleri gibi birbirimize çarpmadan toplanabilsek…


Harika bir insan olmak için gerekli olan tüm her şey baktığımız her yerde.

Doğada, kitaplarda, filmlerde, internette. Ve içimiz de…

Etrafımızda da karın temizleyemediği pislikler, tüm güzellikleri bir bir yok ettiler.


Bir dağın tepesindeyim.

Tüm insanlığı izlemekteyim.

Eğer dünya en baştan tekrar yaratılsaydı,

“İnsanlık kendini tekrar bu noktaya getirir miydi?” diye düşünmekteyim…

 

14 Responses to “İnsanın Doğasından, Doğaya…

  • En küçük bir çaba harcamadan ve mükemmeI bir kusursuzIukIa en basit maddeden son derece farkIı şeyIer yaratıyor; hepsinin üzerine de ince bir tüI örtüyor. Yarattığı her bir parçanın kendine has özeIIikIeri, her bir durumun ayrı açıkIaması var ama sonuçta hepsi birIikte bir bütünü oIuşturuyorIar. Düsüncelerin için teşekkür ederim.

  • Insanin dogasinda dogaya biraktigi tek sey sonsuz bir doyumsuzluk ve insanı insan yapan değerleri hiçe sayan şeyde bu aslında bence duymuyoruz ruzgar pencereyi yaladıgında umrumuzda olmuyor cok ama ya bizi bir yerlerimizi yalayan birileri bulursak iste o zaman içimizde kl canavar ortaya çıkıyor bilinç altı azizim bilinçaltı çok uslanmaz evcillesmiyor pencereni yalayan odana giren rüzgara selam olsun dokunmayı başarıyor en azından

  • Bir dağın tepesinde insanlığı izliyormuş hangi sıfatla ? Milletten dilenerek mi ? Üretici değilde tüketici olarak mı? İlkokul 3. Sınıfta yazılan bir yazıdan farkı yok.

  • Periscope dilencisi 😀 ahshsggsg

  • Zeliha Yasemin
    2 sene ago

    Bu gece yine Luna yanimda silüetiyle birlikte bana geçmişimden masallar anlatıyor… Bu defa hikaye 5 sene öncesine ait… küçük hanım ile ilgili olan o ilk tanışma anını anlatıyor bana… Sevmeyipte sevilmenin nasıl bir duygu olduğundan ve bundan nasıl pişman olduğunu ancak o aşık olduğunda kendini bırakmaması gereken gururuna yediremeyip nasıl ayrılık geçirdiğini anlatıyor… Şimdi beni yine uyudum sanıyor bu hikayeyi anlatırken bana ancak ben onu gözlerim kapalı her ayrıntıyı bilinç odalarımın ardında gizli saklı kalmış olan komodin gözlerindeki kilitli kutulara koyuyorum…Mevzu her zamanki gibi derin ve hüzünlü ancak bu hüznüne rağmen içinde mutluluk barındıran mutsuzluklar Topluluğu biriktirmiş… Küçük hanım onu o kucuk hanimi her Doğum günlerine rüyasında görüp gözden ırak gönülden de ırak dusuncesini kirmaya çalışsalar bile kiramamışlar…

  • Esra Ceylan
    2 sene ago

    Fakir ama gururlu yayıncı, herşeyi paraya bağlamak ne kadar doğru ? Sömürmek ? Doğayı sömürmekle insan sömürmek arasındaki fark nedir ? Bilirsin sen

  • ne kadar da güzel bi temenni “Ve kar taneleri gibi birbirimize çarpmadan toplanabilsek…” birbirimize çarpmadan, bir arada olmaya çalışırken bizden ayrı kalanları tahrip etmeden, zedelemeden, incitmeden toplanabilsek 🙂
    etraflıca bakıp sentezlemeye çabalayabilsek gördüğümüz, duyduğumuz, okuduğumuz veya hissettiğimiz her şeyi, algılayabilsek keşke daha mükemmel sonuçlara da ulaşırız elbet..
    kutsal kitapta da bulunduğu üzere “Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.” (Hicr Suresi)

  • TROL RIDVAN
    2 sene ago

    Eğer dünya en baştan tekrar yaratılsaydı,

    “İnsanlık kendini tekrar bu noktaya getirir miydi?” diye düşünmekteyim…

    BİLİNMEMEKLE BERABER YAZINIZDAN ETKİLENDİĞİMİ SÖYLEMELİYİM YAZIM SONUNDA AFİYET OLSUN DEMİYOSUNUZ ARTIK BİZİ DOYURDUKTAN SONRA AFİYET OLSUN DEMEK ŞART LMALI BENCE SAYGIARIMLA 🙂

  • ümran gökçeoğlu
    2 sene ago

    Bi doğa kadar olamamışız ne yazık ki !

  • Her gün güneş gibi yeniden doğabilsek,

    Rüzgarı arkamıza alıp koşabilsek…

    Aslında her yayının başında yeniden doğuşunu izliyoruz senin; ama yeni kan arayışından yorgun düşüp batmaya yaklaştığın zaman el veriyorsun diğer yüzün olan lunaya..
    Rüzgarı arkanda değil artık ensende hissediyor olman lazım, koşarken yalnız olmadığını da; hem de bu rüzgar sadece senin arkanda değil artık hisset gücünü ve sürdürülebilirliğini evren oldukça oda esmeye devam edecek sen işaret parmağını ıslat rüzgarın nereden estiğini hesapla .. o seni koşturmasın, sen ona esmeyi öğret…

  • revulationizmir
    2 sene ago

    her birimizin rüzgarini sana verecegiz tıpkı bir ucagi uçarabilen muhendisler gibi tıpkı gökyüzünde olmanın zarafetini gösteren kartallar gibi ama sen bakma bu viruslere,the last ship dizisindeki gibi sadece yaymak gerekecek 🙂

  • sirop ju
    2 sene ago

    Yorulur BİRİSİ….Rüzgarın kokusunu çekeyim derken, dünyanın korkusunu kaçırmasın diye içeri … Buyur eder sonra BİRİSİ hikayesinden içeri. Artık ne sen varsındır ne de ben, yapılması gereken bir iş vardı. Herkes, BİRİSİNİN bu işi yapacağından emindi. Herhangi BİRİSİ de bunu yapabilirdi. Ama yapan hiç kimse olmadı. Fakat hiç kimse, herkes’in de bunu yapamayacağını diyiverdi. BİRİSİ bu duruma öfkelendi. Çok uzak bir yerde ve zamanda bırakılmış aynı haksızlığa karşı çıkmanın tanıdıklığı ile kendini ve evlerini, korkudan ve kirlenmişlikten arındıran herkes ile yola çıktı. Dolayısıyla dışarıdan bakınca herkes sıradan ve birbirine benziyordu fakat biraz dokununca farklı hayatlar, yaşanmışlıklara dönüşüyordu, bazen tezgahta bir rendeye, bazende yine sabahın kaçı oldu diye baktığın bir saate…

    Gecenin bu saatinde sana teşekkür etmeye geldim. Tesadüfen çıktığın yolumda gösterdiğin sevgi için, bir dünya hayal etsem bu kadar güzel bir keşif çıkamazdı karşıma… Seni dinledim, sonra dinleyince konuşmak, konuşunca yazmak, yazınca dokunmak ve sonra tekrar ve sonra tekrar istedim. Beynime boşaldığında parmaklarımın ansızın yazarken alev alışından anladım, kafamdaki yer değiştiren karıncalanmanın sebebini…

    Ve farkettim ki, birkaç anlamsız bu sayfayı kirletemeyecek çünkü tamamını temizleyene kadar biz yazacağız, sen konuşacaksın ya da sen yazacaksın biz konuşacağız ama illa onların asla yapamayacağı BIDIları yapacağız. Burada leziz yorum sahipleriyle aynı akıl odalarında olmak benim için müşerref gerisi zaten teferruat.

  • Güne şükrederek değil, küfrederek başlıyoruz. Ve farkında olmadan kaçırıyoruz hayatı. Şikayet edecek ne kadar çok şeyimiz var, ne çok eksiklik. Hiç bir şeyden tat olamıyoruz, herşeyin bir üstü var çünkü. En iyisinin iyisinin iyisi… Sürekli çslısıyoruz ama asla tam hakkımızı aşamıyoruz. Tatil yapamıyor, şartlar hep zor…
    Ne önemi var arabanızın modelinin? 4 tekerlek sizi taşımıyor mu sonuçta?
    Elinizdeki telefonlarda neyin nesi? Bir alo dese ihtiyaçınızı görse yetmez mi?
    Yazlık kışlık mevsimlik evlerde moda oldu hani iki gönül bir olınca samanlık seyrandı?

    Eliniz ayağınız tutuyor mu? Konuşabiliyor, gülüyor, ağlıyabiliyor musunuz?
    Ama yetmiyor değil mi? Çünkü kaybetmeden anlayamıyorsunuz…

    Bırakın lütfen bunları.
    Talep arzı karşılamıyor mutsuzlaşıyoruz. Kirleniyor, kirletiyoruzve gittikçe çamura dönüyor ortalık… hep daha fazlası için mücadele ederken bugün gidiyor elden… Gün gidiyor, ömür bitiyor birden…

    Oysa tabiata bakın. Nasılda yeniliyor kendini. Bazen soluyor, bazen açıyor. Bazen renkli, bazen gri… Tabiat nefes alırken sen sen nefes aldığını zannetmekle meşkulsun. İnsanlarla konusuyor oysa sen kulağını kapatmışsın duymuyorsun. Fazla ön yargılı olduğumu düşünebilirsiniz? Ya da olur mu öyle şey dediğinizi duyar gibiyim…
    Peki en son ne zaman dinledin kuşların cıvıltısını… Dünyanın en iyi bestekarları verebiliyor mu o melodiyi…
    En son ne zamam rüzgar öptü yanaklarından… En iyi hangi çift o kadar masum öpebildi?
    En son ne zaman balıklarla yarıştın, denizde? En iyi yüzücü sana o tadı verebilir mi??
    Ve kar, temizledi ortalığı en iyi marka deterjanlarla yarışarak…

    Hoş(!) sen bunları nereden bileceksin, Topraktan o kadar uzaksın ki…

    Şükredebiliyorsan şanslısın…
    Eğer edemiyorsan ve mutsuzsan kafanı dik tutmayı bırak. Ya eğil kulak ver toprak anaya ya da kaldır kafanı izle doyasıyla…

  • Bazen seversin sen, sen olduğun için. Görünüşte her şeyi çift görürsün, sarhoş olduğun için. Kusarsın ama bir yandan lanet edersin kendine ” neden bu kadar içtim ” diye , belki bir daha ” içmeyeceğim, lanet olsun bana içmeyeceğim ” dersin. İki gün sonra bir bakarsın ki, aynı yeminleri bir daha ediyorsun..
    Tuhafsın! Sadece tuhaf işte.. Sadece insan işte… Anlıyor musun ? Boşver..

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir