KELİMELERİMİZİ SEÇTİĞİMİZ İNSANLAR

anonimato1-455x401

Kelimelerini seçmeden konuşabileceğin bir insan tanıdın mı?

O kadar rahat, özgür hissedebildin mi?

Bazı anlarda değil neredeyse her diyaloğunda bunu sana sağlayabildi mi?

“Bir insan” diyorum, Bir insan, sadece bir kişiye bu kadar imkan tanıyacak güçte olduğundan, ikincisine sağlayabilecek kadar güçlü olamadığından mıdır “bir insan” olması?

Kelimelerimizi seçmemiz, çevremizin bize öğrettiği bir şey değil mi?

Ebeveynlerimiz ile başlamıyor mu bu süreç?

Bir yaştan sonra seçtiğimiz her kelime, ailemizden istediğimizi elde etmek için kusursuzca planlanmaz mı? Ya da biz öyle olduğunu sanmaz mıyız?

Bizi yadırgamamaları ya da yanlış anlamamaları için onların anlayabileceği kelimeleri seçmeye başlamaz mıyız?

Neden karşılıklı değer verdiğimiz insanlarla da kelimelerimizi seçerek konuşuruz?

Onların da yanında özgür hissetmiyor isek,  yalnız değil miyiz?

Peki neden seçeriz, bunun sebepleri ne olabilir ki?

İncitmemek mi?
Yanlış anlamamasını sağlamak mı?
Haklı çıkmak mı?
Eleştirilmemek mi?
Yadırganmamak mı?

Belki de olaya göre hepsi olamaz mı?

Ona her koşulda, onu anlayacağımızı gösterebilseydik kelimelerini seçmeye devam eder miydi?

Etmiyor ise, şimdiye kadar öyle davranmasının sebebi biz olmaz mıydık? Bu bizi suçlu yapmaz mıydı?

Samimi, içten biri neden karşınızda kelimelerini seçmek zorunda kalsın ? Niyetinin ne olduğunu anlayacak kadar zaman geçirmedin mi?

Neden bu yazı tamamen soru işaretlerinden oluşuyor?

Benim de kelimelerimi seçtiğimi göstermez mi bu durum? Sen benim için “bir insan mısın”?

Peki benim “bir insan’ım” var mı?

Olmasaydı bunu gözlemleyebilir miydim ?

Yukarıdaki her soruyu yanıtlayarak bu yazıyı yazamaz mıydım? O zaman hızlı tüketimin bu kadar hızlandığı günümüz de bu yazı biraz sıkıcı olmaz mıydı?

Sonuç: Hala seninle diyalog kurarken, suçlu olmaya devam edecek misin?

3 Responses to “KELİMELERİMİZİ SEÇTİĞİMİZ İNSANLAR

  • evet! teşekkürler 🙂
    geç farkedilmiş yeni bi farkındalık daha 🙂
    bu güne kadar neden okumadım ben bu yazıyı dedirttin öncelikle, sonrasında ise hemen bi iç muhasebe ve sonuç olarak “kafamda deli sorular”..
    nasıl da nedenlerini bilmeden ya da kendimize bile itiraf edemediğimiz nedenlerden dolayı itinayla seçiyoruz kelimeleri.. ve gerçekten karşımızdaki insanın samimiyetsizliği mi yoksa bizim samimiyetsizliğimiz mi kelimelerle dolu sandığımızı didik didik edip uygun kelimeyi cümlelerimize yerleştirme nedenimiz.
    ve benim için net olan şu ki “insanlardan seçtiğim kelimeler” birikip yığın olmuş ve biriken kelimelerimden “kelimeler seçmişim insanlara” teşekkürler Sayın Kılıç 🙂

  • ilginctir ki tüm okuğuduğum yazılarının icinde tüylerimi tiken tiken eden sözlerini duyduğumda gitmek istediğim yerin taaaa 14 yaşımdaki ilk sevgilim ilk elini tuttugum ilk olarak gözlerinde nefesinde kalp atışlarında ilk sözcüklerden kendimi hatirdığım bir anı karmaşasından,ilk dostum dedigim kişinin instagramım da okunmamış görünen msjından sonra rastlayamadığım uzun bir yolculuğa çıktım…mukerrerleriyle bu zamana kadar yaşadığım adamlar ve kadınlar…işte o bulunduğun evde tüm gecmis zamanda olmak istediğim olamadıgım rahatlığı her defasinda yaşadığım icin şükrediyorum sana ve yanındakilere..

  • SORU İŞARETLERİ SİZSİNİZ

    Çünkü her insan potansiyel bir tespit kasıcıdır. Her insan demişim ama bu ”potansiyel” kelimesinin (potansiyelinizin) cümleye kattığı ile alakalıdır. Dolayısı ile herhangi bir eylemi yada bir söylemi gerçekleştirmeden önce farkında olan bir kimse, etkileşimde olduğu insanların soru işaretlerini bu şekilde sahiplenir. Sahiplenilen bu soru işaretleri, zamanla çoğalabilir yada yukarıda ki blog yazısında da yapıldığı gibi eldeki veriler doğrultusunda bazı kalıplar denenebilir. Bu etkileşime girdiğin insan sayısı ile yada etkileşimde olduklarının potansiyelleriyle doğru orantılıdır. Bu orantı aynı zamanda sizin potansiyel farkındalığınızdır. Soru işaretlerinizi giderdiğiniz, özellikle de cevabını doğru olarak hazır bulundurduğunuz kadar da farkındalığınızdır. Sonuç olarak karşıdakinin potansiyeline göre öyle bir cevap yada öyle bir eylem çıkar ki ortaya, işte oda empatinin zirve yaptığı, bazı potansiyellere göre algıların çöktüğü, bazı potansiyellere göre beyin orgazmı, bazı potansiyellere göre bir fikrin beyne yerleştirildiği 🙂 andır. Bitmedi ki bazı potansiyellere göre inci sözlükte açılan bir başlıktır, bazılarına göre de, potansiyeli etrafınca yapılan bir dokunuştur yada etraflıca yapılan çok özel bir dokunuştur. Benim en sevdiğim bunca risk ve soru işaretine karşın tercih edilen ”hayatına dokunmama izin ver” başlığıyla, çoğunlukla etraflıca yapılan özel dokunuşlardır. Yine en sevdiğim ”bunca soru işaretine karşın” kısmının cevabının bir hayata bedel olmasıdır. Bir önce ki cümle potansiyelinizle değişecek bir düşünce furyasıdır.

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: