MÜZİK GİBİYSEN, AŞIK OLURUM.

melodi-Copy

Önümde bembeyaz bir sayfa.

Başlığının bile ne olacağına karar verememiş bana, teslim olmuş durumda.

Çalan şarkı ruhuma işliyor, belki de bu yüzden öylece bakıyorum. Beni tamamen ele geçirmesini bekliyorum. İçime dokunmasına izin veriyorum.

ve buluyorum.

Müzik gibi olan insanlara aşık oluyoruz diyorum ve galiba bunu betimleyerek anlatmak istiyorum.

———————————————————————-

Beş metrekarelik çalışma masamda, sonsuzluğun içerisindeymişim gibi hissediyorum. Saat 00:32, ruhsal filtrem olan piyano ile yine sevişiyor ve tüm olumsuzluklardan arınıyorum.

Bazen boşluktaki sonsuzluğa bakıyor bazen ise gözlerimi kapayıp hayallerimle kucaklaşıyorum. “Neden bu duyguyu, bir insanda bulamıyor diye sorguladığımı fark ediyor ve bana müzik gibi insanlar lazım” diyorum.

Bir kaç ay önce tanıştığım Özlem geliyor aklıma, “acaba ruhum onu detone bulacak mı” diye merak ediyorum ve yarın akşamı sabırsızlıkla beklediğimi fark ediyorum. Bu sorunun yanıtını bulmak, hayatımda ki bir belirsizliği daha ortadan kaldıracak diye mutlu oluyorum.

Yatağıma geçip gözlerimi tavana dikiyorum.

Kıyafetlerim hala üstümde, kalkarsam modumdan kopabilirim, bu duyguyu bırakmak istemiyorum. Beni terk etmesinden korkuyorum ve yenik düşüyorum. Belki yarın Özlem’de tam burada yanımda olacak.

Son anımsadığım düşüncenin bu olduğunu hatırlıyorum. Sabah 08:53 ve odam hala melodilerle dolu. Bir kaç dakika geceden kalma melodilerim ile vakit geçiriyor ve güne hazırlanmak için hit music tarzında şarkılar açıyorum. Geceden kalan sadece melodiler değil, kıyafetlerim de kalmış. Boxer hariç hepsini çıkarıyorum.

Ayaklarım refleks olarak mutfağa doğru adım atıyor. Bedenim kahvesine ihtiyaç duyuyor. Ruhumu hit musiclerle uyandırırken, bedenimi de kahve ile uyandırdığımı fark ediyorum. Kettle’ın suyunu doldururken, suyu nasıl içine aldığını, ona nasıl şekil verdiğini izliyorum.

Bugün her şeyi daha anlamlı inceliyorum.

Kahvemin dumanını solumamla keyfimin yerine gelmesi bir oluyor. Bir elimle bardağı tutarken diğer elimle melodilere eşlik ediyorum.

“bir terslik var!”.

Popomu da sallıyorum.

“Wouv! Müzik gerçekten içimde.”

Neden müzik direk popomuzu harekete geçirir ki?

Şimdi bilinçli bir şekilde sallıyorum popo mu, anlamlandırmaya çalışıyorum. Başım da popoma eşlik ediyor, heeey dans etmeye başlıyorum.

Yüzümü çevirdiğimde gördüğüm manzara kahkaha atmama sebep oluyor. İstemsiz olarak aynanın karşısında durmuş dans ediyorum, üstünde sadece boxer olan ve kahve bardağı ile beraber poposunu sallayıp dans eden birini düşünün.

İşte o benim…

Soruya yanıt bulamayacağım anlaşılan.

Kahvemin yarısını içiyor ve çalışma masama bırakıyorum. Ayaklarım bu sefer banyoya doğru yol alıyor.

Üzerimde ki son kıyafeti de çıkarıp kendimi duşa atıyorum. Popomu özgürce sallıyorum, daha eğlenceli galiba. Biriken su damlalarını popomla savuşturuyor ve ne kadar çok içli dışlı oldum bugün seninle diyerek popomla ilgilenmeyi bırakıyorum.

Kurulanmadan banyodan çıkmayı çok seviyorum, sıcak kahvemi içmiş, sıra soğuk kahveme gelmişti.

Islaklık tenimize yakışıyor ve nedense ıslak bir beden bir şey içince daha etkili oluyor.

Oda sıcaklığımın beni kurutmasına izin veriyorum.

Özlem’in tarzı olan kıyafetlerimi giyiyor ve akşama hazırlık yapmak için alışverişe çıkıyorum.

Alışveriş boyunca, Özlem’le geçirdiğim tüm vakitleri düşünüyorum. “Bir çok duyguyu yaşamamıza rağmen ilk defa beraber uyuyacağız. Daha önceleri sevişmiş olsak ta hiç beraber uyuyacak fırsat bulamamıştık. İyi anlaşsakta bugün birbirimizle ne kadar iyi anlaşabileceğimizin en büyük testini gerçekleştireceğiz.”

Tekrar evimdeyim. aldığım içecekleri dolaba yerleştiriyor ve çalışma masama doğru gidiyorum. Kalan zamanı çalışarak geçiriyorum.

Heyecanlıyım.

Kapının zilinin çalması ile beraber düşündüğüm tek düşünce “şu an duygularımı kayıt altına alabilseydim ve istediğim zaman tam şu an hissettiklerimi, hissedebilseydim”

“İmkansız şeyler istiyorsun Apo” diyerek kendimi frenliyorum ve her bir adımımın tadını çıkararak kapıya doğru gidiyorum. Popomu sallamıyorum :)

Kapanan kapının sesi, “artık baş başasınız” diyordu.

Kokusunu özlediğim için başımı saçlarının kapattığı boynuna doğru götürüp derin bir nefes çekiyorum ve “Hoş geldin tatlım” diyorum aheste bir sesle.

“Heeey daha içmedik, hemen kendinden geçme” dese de kendimi çoktan kaptırdığımı ikimizde biliyorduk.

Zaten müzik ile koku bizi uyuşturan en büyük etkenler.

Salona doğru yürürken harika vücudunu izliyorum. Arkasını dönmeden, “popomu mu izliyorsun sen” diyor munzur bir çocuk gibi.

-”Hayır canım ya” onu da nereden çıkardın.
-”Ben senin yerinde olsam, bu fırsatı kaçırmazdım ama”
-”Ouv, o zaman tekrar izlemeye başlıyorum”
-”Akıllı olduğunu biliyordum canım”

Şanslı hissediyorum, galiba müzik gibi diyorum. Tekrar âna geri dönüyorum. Yüzümde biraz hüzün var.

Özlem: “Az önce izlediğin kalçalar şu an koltukta, yeterince izleyemedin diye bu kadar üzülme, gece uzun”

Her cümlesi, müzik gibi olduğunun ayrı bir kanıtı. Müzikler bizi duygudan duyguya sokar, bir çok zaman huzur olan müzik, bunun dışında kalan bütün zamanlar da her şey olabilir. Şu an Özlem, her şeyden bir parça gibi.

Benzetmem gerekirse, hit music tadında. Heyecanlı ve eğlenceli, beni kıpır kıpır yapıyor.

Harika bir sohbet ile 2-3 saati içkilerimizi yudumlayarak geçiriyoruz. Sarhoşluğa izin yok, ilk uzun gecemiz de sarhoş olmamalıyız. Bu yüzden çakır keyf tadında bırakıyoruz.

Gece müziğin en çok olduğu duyguya doğru, huzura doğru gidiyor.

Kalkıp, piyano listemi açıyorum. Bir kaç saniye yerimde durup müziği hissediyorum. Ensemde hafif bir ürperti.

Beni kokluyor.

Melodiler ruhumu okşarken, tenim okşanıyor.

Ayağa kalkıp aynı duyguyu o da tatmalı düşüncesi ile kapıda karşıladığım gibi boynuna yaslanıyor başım.

Masum öpücükler kondururken, “işte bu huzur” diye fısıldıyor melodilere karışan sesim.

Bir kaç dakika huzura kucak açıyoruz. “Huzurla seni sevmek, seninle sevişmek.”

Elimden usulca tutuyor evin her tarafında dolaşan melodiler odamda yoğun bir şekilde bekliyor. Huzur bizi çağırıyor.

——————————————————————–

Betimleme burada son buluyor. Yukarıdaki hikaye biraz dağınık olsa da ben memnunum ve zaten önemli olan da bu. Ne yazacağıma karar vermemiş, kaderi belli olmayan kelimelerim tam da o satırı yazarken ki ruh halime eş değer bir şekilde hayat buldu.

Şöyle düşünelim, müzik bizi o an sahip olduğu duyguya sokar. Arabesk müzikle kalkıp göbek atamayız, piyano eşliğinde salsa yapamayız.

Müzik, ihtiyaç duyduğumuz duygunun bir yansımasıdır. O an hissettiğimiz duygular ile dinlediğimiz müzikler aynı frekanstadır.

Eğlenmek istediğim de hit music gibi olabiliyor isen,
Huzur istediğim de piyano gibi içime işleyebiliyor isen.

Kısacası müzik gibi içime girebiliyor isen, yerini nasıl doldurabilirim ki?

Bu tutku karşısında nasıl dayanabilirim ki?

ve itiraf ediyorum.

Sana aşık olurum ki!

One Response to “MÜZİK GİBİYSEN, AŞIK OLURUM.

  • ümran gökçeoğlu
    2 sene ago

    Geri dursun! o müzik gibi işleyemeyesiceler…
    Bu arada, çoğu okur ”Bizene senin aşne fişnenden ” der gibi yorum kısmından geri durmuşlar:))

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: