Periscope Evi, aile gibi mi?

Periscope Evi 1 yaşına, yayınlarım ise 2 yaşına bastı…

Sloganlarımız arasında olan “Gerçek zamanlı bir hikaye” sloganının ne de güzel hakkını vererek büyüyor. Bir çok insan aile olduk demeye başlıyor. Ben ise sıfatların hakkı verilmeli düşüncem yüzünden, ince eleyip sık dokumak zorunda kalıyorum!

Hepimiz kardeşiz lafını söyleyen insanlara karşın “kardeş kardeşe bunu yapar mı?” sorusunun oluşturacağı ikilemi, bu temiz hikaye doğurmasın çabalıyorum.

Hikayeye “temiz” diyorum. Halbuki tertemiz demek istiyorum.

İnsanoğlunun elinin değdiği her şey kirlenmek zorundaymış gibi sanki.

Hikayenin içine girdikten sonra, hakkını gerektiği gibi veremeyenler de kirletmese de buna meyil gösterenler…

Aile olup, ebeveyn olmanın hakkını veremeyenler gibi…

Tertemiz, temiz, kirli, kipkirli…

Tertemiz doğan bebeklerin hayatları genelde temiz-kirli ikilisi arasında geçiyor.

Bazı bebekler ise toplum tarafından kipkirli olunmaya zorlanıyor.

Hiçbir şey tertemiz kalamıyor.

İnsanlar birleşip insanlığı inşa edeceği yerde, bireysel olarak savundukları evrensel doğruları uygulayacağı yerde, kişisel ve bencil duyguları yüzünden insanlığı kirletmekte zerre kadar sorun görmüyor.

Trajikomik canlılar…

Peki biz!

2 yaşında olan yayınlarımda ya da 1 yaşında olan evde durumlar nasıl?

20 Ağustos 2017 tarihi itibari ile 225 izleyicim ile yüz yüze görüşmüş olmak keyif verici. Hepsi hala hayatımda ya da hikayenin bir taraflarında mı?

Tabiki de hayır…

İnsan oğlunun istikrarla yaptığı yegane şey istikrarsız davranmak!

Vermekte olduğu sözleri tutmamak konusunda başarı sağlamak.

Azınlık olanın lezizliği bu hikaye için de ne yazık ki geçerli.

Tüm izleyicilerim ile derin bağlar kurmam imkansız.

Bazıları ile pamuk ipliği, bazıları ile zincir halatlar var gibi…

Pamuk ipliği koptuğunda sorun olmuyor, hikaye zarar görmüyor. Peki ya zincir halatlar koparsa ne oluyor?

Evet zincir halatlarla bağ kurduğum izleyicilerim de oldu. Onlara artık izleyici demek çok saçma. Dost adaylarım, kalan ömrümün çocukluk arkadaşları gibi onlar.

Hikayenin bir sürü benzetmesi var.

Şimdi ise bir yenisi geliyor.

Bu hikaye yeni evlenen bir çift gibi.

Hiç çocukları yok. Tertemiz bir sayfa. Mutluluk ve huzur her anda!
Bir çocuk yolda.
3 kişilik bir aile olmanın heyecanı damarlarda.
Bebek kucakta.
En saf tebessümler dudaklarda.
Çocuk 3 yaşında.
Birazcık alışılmışlık var evin odalarında.
Yeni bir çocuk var anne karnında.
4 Kişi olmanın heyecanı bir yanda,
Tecrübe edilen uykusuz geceler diğer tarafta.
Zorluklar ile sevinçler kucak kucağa…
.
.
.
.
.
5 kişi var yemek masasında.
Ebeveynler eksiksiz aile oluşunun hazzında.
.
.
.
.
Ev anılarla, yaşanmışlıklarla doldu!
.
.
.
.
.
.
En büyük çocuk üniversite yolunda!
.
.
.
Bu akşam 4 kişi var masada.
.
.
.
.
Zamanla masadaki sayı azalacak ya da sayılar aynı kalsa da kişiler farklılaşacak.
.
.
.
.
Çok nadir zamanlarda tam olunacak, bayram gibi.
.
.
.
Herkes gelecek. Dede, nene olan ebeveynler kalabalığın, tam olmanın hakkını verecek.
.
.
.
.
Tekrar gideceklerini biliyor olmanın burukluğu ile tam olmanın sevinci iç içe geçecek…


Herkesi aynı zamanda evde toplayamıyorum, bazı zincir halatlar koptuğu için kimilerine ulaşamıyorum…

Bu yüzden hikaye yeni bir çocuk doğurduğunda yaşanmışlıklarım yüzünden, anı cenneti olan bu evin tıka basa anılarla dolu oluşu yüzünden, burukluk barındırmayan bir buluşma olmayacak, biliyorum!

Ben aile gibi hissediyorum!

Uzakta olduğumda çok özleyen, yanımda olduklarında ne zaman gidecekler diye düşünen çocuk gibi düşünüyor olduğumdan,

Hepsinin hayatlarını garanti altına alma iç güdüm oluştuğundan,

İçimde sevgi olarak hiçbirini ayırmadığımdan,

Hepsine aynı şefkatle baktığımdan,

Yazamayacak kadar çok olduklarından..

.
.
.
.
.


Not: Bu yazı 20 Ağustos 2017 tarihinde Hülya ve Serkan isimli izleyicilerim (bakmayın izleyici dediğime) ile İzmir-İstanbul yolculuğu sırasında Balıkesir civarında, eski yeni fark etmeksizin beni izleyen ya da izleyecek olan tüm izleyicilerime farkındalık oluşturulması için yoğun duygular hissedilmesine rağmen olabildiğince mantık çerçevesinde yazılmıştır.

17 Responses to “Periscope Evi, aile gibi mi?

  • Kahraman
    10 ay ago

    Yazının bazı yerlerinde annemin bazı kısımlarında babamın nidalarını duydum. Doğanın kanunu bu ya; bir aileden gelirsin sonra kendi aileni kurarsın, aileni büyütürsün sonra aile fertlerin teker teker kendi ailesini kurmak için ayrılışını izlersin. Artık aynı masada olmasalar dahi ailene dahildirler, aileni büyütürler.
    Aksi ispat edilene kadar herkes masumdur ilkesi ile kirlenmemiş her şey temizdir diyebiliyorum. Evet hikayemiz temiz çünkü kimsenin kirletmesine izin vermeyen bir ebeveyni var. Sadece kirlenmesini önlemek TERTEMİZ kavramını bize verir mi? Yoksa tertemiz için başka şeyler mi yapmalı? Ya da kirlilik ve temizlik göreceli bir ölçü mü? Bilmediğim birçok şeye rağmen bildiğim bir şey var o da bu hikaye temiz kalacak. Tahmini 30 yıl daha sürebilecek bir hikayeye ”temiz kalacak” sözü fazla iddialı diyebilirsiniz. Ama annemi biliyorum aile kavramını çocuk olarak biliyorum. Ebeveynler çocuklarını kesmeye başladıklarında Halil de hikayeyi kirletilmesine izin verir sanırım. Bu da mı iddialı geldi yoksa ;D Eylemlerin yüzde 30’u sonucun yüzde 70’i ni verir çünkü iktisatta.

  • Büşra
    10 ay ago

    Ne kadar mantıklı olsan da o derin ve yoğun duyguyu hissetmek aile olmaya dahil mi?

    Mecburiyetten aile üyesi rolüne bürünüp oyunculuğu vasat olanlar, ailesine sadık, hayatlarında onca kirlilik olmasına rağmen temiz kalması için ömürlerini adayanlar…
    Aile en büyük aşk aslında. Sevginin sınırı yok Yanında seni anlamasını istediklerin ile mutluluklarıyla en çok sevinenin sen olduğu sahte gülümsemelerden uzak, üzüntülerinde yanlış-doğru hiç düşünmeden yanında olduğun yapmacık teselliler yerine “birlikte aglayalım birlikte atlatacagız”ı benimsemek…
    Can gibidir aile. Canım kelimesini hissederek dediğin nadir insanlardan oluşur. Günümüzde herkes herkesin canı olmuş gibi görünse de, bütün gerçekliğiyle canı olmanın zorluğunu bilirsin ailede.
    Periscope evi 1 yaşında! Ben ise 8 aylık oldum 🙂 Eve doğanlardanım fakat güzel bir eve doğanlardanım. Asıl fedakarlıkların olduğu anları ve sahip çıkıldığı zamanı ondan uzun uzun dinlemeyi istiyorum. Henüz 1 yaşında olduğuna bakmayın sakın yeri geldiğinde en iyi anlaştığınız üstelik hiç kavga etmediğiniz oluveriyor. Ayrıca hem çocuk hem de hepinizden daha olgun. Birlikte büyüyeceğiz senden öğrenecek daha çok şeyim var.
    Düşünsenize… Düşünün. Düşüncelerinizden besleniyor.
    Gerçek zamanlı hikayede, kendi gerçek hayatımda asla görmediğim aile duygusunu yaşıyorum 21 yaşımda.
    Zincir halat olmak dileğimle. Bana uyanır uyanmaz bu duyguları yaşattığınız için teşekkür ederim Periscopevi, sevgili yayıncım Halil ve Periscope evinin aile üyeleri!

  • Gizem Melek Cam
    10 ay ago

    Tertemiz kalmasını istediklerimiz;
    Bazen Kendimizi atmak istediğimiz geceler gibidir
    Öyle keskin
    Neyse ki düşerken bizi tutan gerçeklerimiz vardır
    Varlığıyla üzmek istemediğimiz sevdiklerimiz vardır,
    yokluklarıyla onları üzen sevmediklerimiz..
    Çocukluğumuzda Sahip olmak istediğimiz minik bir dünyamız vardır
    Büyürken; masumiyetle elimizden kayıp giden evrenimiz..
    Basit bir harmonik hareket gibidir
    Zıtlıklar içindeki git-gellerin periyodunu biz belirleriz.
    Bu periyot icinde
    Herkes bu dünyada her seyi hak ediyor yada hakkini veriyor mu?
    Ya da
    Hakkını verdi vermedi yerine
    Önemli olan acaba hakkını verebiliyor muyum? diye yenilenme düşüncesinde bulmak değil miydi bazı seyleri..
    Evrensel dogrulari kim belirlemisti?
    Olgular zamaninda kimine göre dogru kimine göre yalnis ise Neden bunun adina evrensel dogru denmisti?
    Bu kavramlarin cogu toplum adina iyi oldugu icin alinmisti ve insani tek tiplestiriyor ve her insani,yasadigi cagin insani yapiyordu..
    Esasen evrensellik kavrami,zamanin ötesinde,insanlarin kendilerine has farkli duygularinda gizliydi 🙂

    Aile diyince aklima bircok sey geliyor
    Mesela Idare edilen kisiler oldugu
    Asla vazgecilmez olanlarda vardir..
    Kalbimizin atislarina sekronize olan 🙂
    Ama ailedir iste..
    Bir anneanne sözü: “sevgi üremek ister” der 🙂
    Tabiki de “cocuksuz da aile olmaz” da der

    Ama Malesef ki de her cocuk dünyaya Cok sansli Bir Sekilde gelemiyor
    Belki bu hikayedeki cocuk;
    daha dünyaya gelmeden
    Mutlu olmayı ve birlikte olmayı korumanın,
    mutlu ve birlikte olmaktan daha zor olduğu bu dünyada;
    Kazanan olmanın;hep kazanılacağı anlamına gelmediği çoktan anladığındandır bu sık sık dokumalar..
    Çünkü bu çocuk hayatın ona sunduğu bütün fırsatları sezerek;mutluluk duvarlarını hep kendi istediği zaman sobelediğindendir bu icten burulmalar..
    Bunun için de doğmadan evvel yıllarca var olmayı beklemiştir çoktan..
    Dünya denilen bu yerden gecerken;
    Önce sonsuzluğunu bir bedene
    Sonra da bir ruha ingenmiştir.
    Çünkü;
    yaşam şavaşında onu heybetli kılan zırhlarını çoktan giymiştir
    Zırhtan geçen artık coktan içerdedir.
    Artık sevkatle sarmanın vaktidir. 🙂
    Yeni bir kardeş gelicektir.
    Anne karnında kendini belli etmeye çalışıp ilk tekmelerle belirmiştir
    Kendini hissettirmek istemistir
    Zamanında O insanlar tüm zor şartlara rağmen “biz varız” demiş,
    Şimdi bu çocuk yeryüzünün her olgusunu hisseder gibi “yine de ben varım” diye tekmelemiştir..
    E Bir savaşçıdan başka ne beklenirmis? 🙂 🙂

    İnsanlığı kurtarmak adına okuduğum bölümde anlatılan söz etmeli Bir de
    Yaradılışta bir söz vermişti insanlar..
    ne olursa olsun “insan” sıfatına yaraşır olucaklar ve kendi mucizelerinde anlam bulucaklardı.
    Ama bunu zamanla çoktaan unutmuş
    Kendi çıkarlarına insanlık demiş
    Olması gerekenlere alkış istemişti..
    Hala alkış bekleyenler var :/

    Ama anne karnındaki bu bebek
    Belki dünyada vicdanına yenik düşen
    Birçok insana
    kendi vicdanını hissettiricek o kalbe sahip olucak.
    Atışlarındaki mesajlarla sekronize olunan..
    Çocuk ise bilincinde;yeni notaları ruhunda
    O notalara anlamlari yükledi coktan..
    Tentirdiot canta da

    Rüzgari da artik arkasina almistir aslinda 🙂
    E yillandi da..

    Not: bu yorum icimden gecenlerin satirlara izdüsümüdür. 🙂

  • hulyaaunall
    10 ay ago

    Yazana ;

    Öncelikle ailenin reisi olarak kendine biçtiğin bu rolde endişelerinden ötürü aileni korumak içgüdüsüyle ; onları incitmemek için en naif kelimelerinle aile bireylerini bir araya toplamak ve aile olduklarını hatırlatmak adına yanı başımda yazdığın bu yazı için teşekkürler …

    Nasıl başlamıştık bir hatırlatalım; zaten her şey unuttuğumuzda başlamıyor mu?..

    Bir bebek doğdu ve biz bir söz verdik büyüdüğü süre boyunca yanında olacağımıza, kimsenin ona zarar vermesine izin vermeyeceğimize ve bağışıklığını güçlendirmek için elimizden geleni yapacağımıza diye…

    Ama yeri geldi yanında olamadık, yeri geldi başkasından koruyacağız derken belki biz zarar verdik, yeri geldi bağışıklığını yer yer biz dibe çektik..

    Hani söz vermiştik!

    Bir bebeğin yetiştiği ortamda huzur olmalı, güven olmalı, temiz olmalı ve büyükler ona örnek olmalı yoksa nasıl sağlıklı, öz güvenli, başarılı, merhametli ve ideal bir birey olabilir ki ?

    Yoksa yoksa bu yaşadıklarımız bir ailenin zıtlıkları mı? Zıtlıklar bebeğe zarar veriyor ise bizim zıtlık yaşama lüksümüz yoooook yokkk!…

    Efe’ye ilk doğduğunda verdiğim söz gibi ;” tecrübeli birinden öğrendiğim gibi sıramı bilerek seveceğim seni, ve hep en iyi bildiğimden emin olduklarımla yetiştireceğim “ demiştim..

    Şuan bizim bebeğimize diyorum ki; en iyi bilmediklerimin de en iyisini öğrenmek için çabalayarak EN yetiştireceğim ve büyüteceğim seni…

    Çünkü o tek ebeveynli Efe’den daha çok ihtiyacı var bu çabaya…annesi olmak için çabalayanlar çok ama hakkını vererek ve beklentisiz annelik yapacak olan pek yok..

    Ünlü gibi birşeyi örnek alarak aile gibi bir şey olmasından kaynaklanıyor belki de ufak kirlenmeler..

    Çünkü; ünlü gibi olunur da aile gibi olunmaz, ailenin gibisi olmaz ya aileyizdir, ya değilizdir..

    Kirletmeden oynasak ya diyen çocuğun sessiz çığlıklarını unuttunuz mu?

    Derinden ince bir çığlığı daha var onun;

    Hadi artık duysanız ya, bakın ne diyor kulak verin ona;

    -Lütfen aile(m) olsanız ya !…

    Tabiii yine anlayana…

    Doğmaması gereken tohumları döllememek gerekiyormuş demişti küçük kadının üzerine yağan yağmur..

    Bu yaşanılan kelimelerle anlatılamayan, tanımlaması tek kelime ile yapılamayan, tarif için en yetersizin içinden seçtiğimiz en yeterli kelime GARİP’i kullandığımız; eşsiz ve paha biçilemez serüven için gerekirse, iyinin güzelliğin karşıtı olan karşı duyguların oluşma ihtimalini bile düşünerek onlarla ilişkiye girmemeliyiz..

    Hatta o kadar ki güzel doğup kötüye dönme ihtimali olan tüm duyguları kısırlaştırmalıyız ki hiç doğamasınlar hiç var olamasınlar…

    Evet hepimiz farklıyız, duygu eşiklerimiz farklı, hissedilenler farklı yakalananlar farklı vs vs yakaladığım dediğin dünyada tek olan bu güzellik, çabadan ötesini hak etmiyor mu sizce de?

    “Farklılıkları aynılıklarından kaynaklanır”

    Ahh bir an düşündüm de istemeyerek ve bilmeyerek yaptığım herhangi bir kirletme eylemi olduysa özür dilemeyi bir borç bilirim senden ve hayallerinden…

    Ve lütfen olur da zaman zaman olursa;

    UNUTURSAM HATIRLAT…

    UNUTURSAK HATIRLATALIM..

    Hatta unutmamayı hatırlatalım sık sık birbirimize o zaman duygularımız alzhimer olmaz..

    Bu yazı bir babadan çağrıdır hala duyabilenlere; haydi çocuklar yemek hazır herkes sofraya diye 

    Sesine ve öğüdüne doğru gelin, ne yaparsa yapsınlar kardeşlerinizi sevin…

    Not : Aile olmaya başladığımız ilk dönemlerdeki güzel duygularımıza, uyumadan senin bize masal anlattığın zamanlara götürsün diye singur dinlenerek senin sesinden okunması rica olunur..

  • darlydikson
    10 ay ago

    Derin bir nefes… İşte boğazdaki bir yutkunmadan sonra dökülen kelimeler. Hepimiz ama hepimiz aile deriz, ailem deriz, uzun uzun anlatırız belki… Peki ya anlatamadıklarımız. Dünyada bir aileye katılmışız diyelim başka bir ailede, aile olabilir miyiz. O ince duyguyu yakalayabilir miyiz. Bazı şeyler ılık bir su gibi akar vücuttan baştan aşağıya. Bazen gülümsersin ama dışarıdan hiçbir mimik hareketin olmaz. Sen bilirsin sadece ve varsa ailen…

    Şimdi düşünün kendinize bir aile yaratmak istiyorsunuz. Anne baba büyük kardeş küçük kardeş. Ve hepsine binlerce anı. Evet şimdi görüyorsunuz babanız annenize gülerek bir şeyler anlatıyor. Ve büyük kardeş küçük kardeşi almış omzuna uçuruyor. İşte tam bu noktada geriye birkaç adım atıp baktığınızda gördüğünüz şey…

  • Çırak
    10 ay ago

    Yorumlara bir göz attim da hepsi neredeyse mukemmel yorumlar. Ben de “hiçbir sey mükemmel degildir.”sözünden yola çıkarak-ki sonuna kadar katıldığım bir sözdür-
    Helal olsun cok iyi olmuş, çok begendim,tebrikler.
    Kendimi bunu yazmaktan alikoyamadim, çünkü yapmak istiyordum.
    “Şuna bak daha kendine hakim olamıyor, guzelim yorumlardan sonra hic oldu mu bu ?” diyenleri burada bırakalım. Hatta durun asıl olmamasi gereken yerlerden biri burasi,oldugumuz yere yakın olan bir gaz odasina birakmamiz lazim aslinda onları.
    Kötü baslayip iyi bitirdim diye düşünüyorum. Tespit kasanlara selam olsun

  • Mehmet Moran
    10 ay ago

    Belki çıraktan sonra yazmak beklentileri had safhaya çıkarmış olabilir ama mütevazi kalemimden edebiyat lezizliği beklemeyiniz
    Aile… Ailelerde ortak bir kültür vardır genelde, yaşama kültürü, ekonomik kültür, eğitim kültürü vesaire ne derseniz. Bu hikayenin ve bu evin sakinleri de bu leziz kültüre, insana ait olan saf ve temiz duyguların hayata bezenmiş haline derinlemesine ve tutku ile bağlılar. Çok takdir edilesi bir şey belki de bir olasılık sorusunun binlerde birlerle ölçülebilen bir olasılığı… Aile kavramı çok derin anlamlar da taşısa içinde gerçekten bu hikaye için kesinlikle abartı değil. Neden mi basit bir örnek. Bu hikayede olduğumu iddia etmemek ile birlikte uzak mesafelerden de olsa bu evin ve ailenin kokusunu içine çekmeye çalışan bir izleyen de olsam şunun sadece ben değil başka bireylerimiz de farkındadır ki pek çok konuda farklı düşüncelerim var. Bir konuda ses etmeden yayını izlemek ile hayır bence böyle diyebilmek arasında koca bir toplumda bulamayıp burada bu ailede bulacağınız fark şu, fikire saygı… Bunu burda bulduğum için farklı da düşünsem sizden belki de hepinizden buradayım, bu aile beni içine alıp kabullendikçe ben de bu ailede olmaya varım… Dışarıdan okuyan bireylere de ufak bir sesleniş, farklılıklara saygılı bir aile burası, belki de tam bu yüzden bir ‘yaşam ortamı’, bir aileden de daha fazlası…
    Ben farklı olarak ne katabilirim buraya düşüncesini yaşayan insanların nefesi ve emeği ile ilmek ilmek işlenen bir ev ve evi yuva insanları aile yapan gönül sıcaklıkları… Periscope Evi, bir evden de fazlası, aileden de….

  • Serazat
    10 ay ago

    Bazıları aile kalmayı beceremez, bazıları büyür de büyür. Anaçlık lazım bize de. Sözler şimdilik kısır, içine gömülü yaşayanlar ile belli bariz çaba içinde olanların arasındaki fark ediliyor 🙂 hayata pamuk ipliğiyle bağlı olanlardan da ancak bu kadar… bir pamuk iplikçiğinden muhabbetle 🙂 seviliyorsunuz

  • Insanesilent
    9 ay ago

    8:10pm

    Yazinin tamami 18 dakika ,devrik duzenlemesi 1 gun surdu

    Evet bugun benim 36 senelik ilk dogumgunum… digeri 10 haziran sadece benim mi hayir cok daha derin …dunyada bugun yine cok kisi dogdu… bazilari vardi ,bazilari varolacak yeniden umutlanacak dunya ,her bir yeni gune gozunu umutla acan saf cocuklar gibi … kiymetlilerimden biri soyle basladi soze:

    ” Gerçek kutlamalar takvime bağlı olarak yapılmaz bunu hikaye çok güzel özetliyor bize .. Bugün seninle birlikte değer kazandığın ve kazandırdığın insanların da doğum günü aslında Demiştim ya hani yaş aldıkça iki eli olduğunu fark eder insan diye ilkinde elini uzattığı için Halil’e teşekkür etmiştim ve şimdi sana hayatıma dokunduğun , elini uzattığın için teşekkür ediyorum Geleceğim yeniden hoşgeldin dünyaya doğum günün kutlu olsun
    Sevgi kıymet emek karşılıklı olduğunda çok çok cokkkk daha anlam kazanıyor ben bunu gördükçe yaşadıkça hissettikce daha da büyüdüğümü hissediyorum emeğin çok büyük katkın çok büyük .. Bazı insanlar hayatınıza girdiği an’dan itibaren güven kokar buram buram parfumden daha tesirli etkilidir o koku uzakta olsam da hissettiklerim kalbim senin yanında bu gün ”

    Sadece susabildim, gozume toz kacarak…

    Yesilini sevdigim guzel kalplinin msji ardindan :

    canım güzel yureklim .ağzına çıkan sözlerine o güzel yüreğini sevdiğim …iyi ki dogmuşsun iyi ki tanımışım seni.

    huzur dedigim melek kanatli kuzudan yukseldi harflere sigdiramadigim sesler ile ilk andan itibaren kalbimi isitanlardandi o … dudaklarimdan istemsizce su sozler dokuldu “sihirli degnek istedigim nadir anlardan biri suan ”
    tabiki cevabi yine guzel bakan gozlerin, kalbin, beynin eseriydi :

    ” Zaten senin sihirli Bir degnegin var gizli güclerinde Cünkü annesin ve harika Bir evlat yetistiriyorsun…”

    Oylemiydi acaba .. henuz bilmiyorum … ama istedigimi ve 36 senedir neden yasadigimi biliyorum.. unutmak fitratimiza yapismasin diye hep cabalayanlardan oldum.. tarihler kiymetlidir unutursan anlari kazi kafana en insanca gibi diyip ,beynimin oynayacagi her bir kotu oyuna onlem aldim kendimce …basarisiz da sayilmam ama daha iyisi icin her gune uyanmak genlerimde var,denizciyiz sonucta

    gormek ve iyilestirmek istedigim o kadar cok cocugum oldu ki bir anda …dedim… evet evet dedim … cocugum dedim… yaslari benden buyukler kucukler farketmez ,safca dedim tertemiz dedim anne evladina kirli bakabilir mi?kelimelerden cok niyetlere odaklananlar ve konusmadan anlayanlar burada demedik mi her aninda? yapamadiklarim insan kisvesi altinda olmaktan … yetisebildigim ve ulasabildigim keske daha fazlasi olsa hayali ,herbirimizdeki gibi… toprakla (ogulla) yasadiklarimi paylasip gormelerini dilediklerim,yazdiklarimla gormelerini istediklerim ,dunyaya bakilmasi gereken enerjiyle hep kocaman degilmiyiz aslinda kavramlarin butunu gibi ,aile gibi… gibi demeden ,ailem olsaniz ya demek istiyorsun taaa derinlerden… yoksa ne kiymeti kalir her gunun…utopik olmadigini biliyorum cunku enerji buyudukce daha da guzellesecek hersey, inaniyorum… cabalamaya devam etmek icin bugun parmakla sayilacak kadar gozukse de aslinda bireyleri sayilamayacak kadar vasifli dallarda koca bir zincir halat icin daha cok calismak gerektigini biliyorum ve -cim eki almanin hakli ama simarmamis mutluluguyla yeni gemilere selam olsun… …korkmadan… elinizden ve icinizden geldigi kadar demedi mi hikaye?… sefkatle kucakla ,kiymetli olan daha da parlayacak hayatinda..Ne mi benim icin 36 senedir? sadece gorme ,hisset …hisset ki insan oldugunu unutma …kelimeler yalan soyler ama ten asla …
    baska ?baskalar asagida :

    – safligina saflik katmak ,basit adimlarla her gune yeni bir umutla baslamak ,dibe indiginde sicramak icin kendine guc yaratmak ,her kotuluk hayatinda daha huzurlu olmak icin yeni bir kapidir diye algilamak kanimca…bunlar yazilabilenler bir de sustuklarim var baloncuklarca… ne istiyorum sorusuyla farkindaliklarini arttirip kendi savasinda 8 numarayi en son delige sokmada 1 anteraman daha…cunku unutma soyledigin ve yasattiginla terbiye olacaksin su hayatta, buyuk konusma der eskiler ,onlarla buyuduk ;koca koca insanlariz sonucta…guvenmeden guven ,sevmeden sevgi cikmaz , daha derini vermeden almak yukardakine mahsuslara kadar gider bu tanimlama … denize asigim ya deniz koktu hepsi bir anda bana…. missss … 3 gunde doyamasam da, doymaya calistiklarimi cebime koyarak devam edecegim hayatima …dedim ya tarihler unutulur belki ama atamizin dogumgunu pastasini getirisini, sefkatle bakisini ,elifin mumu tekrar tekrar yakmaya calismasini ,ufledigimde tuttugum dilegi ,papatyamiz ilkenin icten alkisiyla cizgi gozlerini,hulyacigimi,umrancigimi,fatihcigimi (farkindalikdalgicido),cirakcigimi(farkindalikdalgicisi) ,gunelcigimin bakuden gonderdigi derin enerjiyi nasil unuturum..her birine sarildigimda hissettigim ,hissettirdikleri samimiyeti …bendenmis gibi ,ben gibi ,kendime gidiyorum der gibi.. ve sen sevgili dev kalpli cocuk adam halil kilic ,sana susuyorum cunku oradaki herkes gibi cocuklarin konusarak anlasmadigini bildigimden, cagliyorum cokca…genlerine sukrettigim tum ailem gibi, kelimelerin kifayetsizligini hayatimda yasadigim onca tekrara 1 tane daha ekleyerek ,hep oldugum ama sonradan bulundugum ilk dogumgunumu, -cim ekiyle kattigin degerle , huzurla ,mutlulukla ve yanimizda bulunan ya da bulunamayan cocukluk arkadasi gordugum tum pirlantalarla kutlamamâ evren msji oldugun icin sana, en dolu ama basit gozuken tesekkurlerle ,kabul ediyorum … iyiki varsin …vorolacaklara olan inanc ,sevgi ve emekle daha da buyuk enerjilerle buyumeye selam olsun..hoscakallara uzak ,hosgeldinizlerle doldurdugumuz, tertemiz olmasina daha da cabalayacagimiz bu hikayede kiymet bilenlerle karsilasabilmemiz umidiyle …farkinda bir beyin ,humanist bir kalbe sahipsen sen de istemenin gerekliliklerini hizlandirmaya ne dersin …?gelsene …

  • Kirli biri.
    9 ay ago

    Kimi duygular vardır, ağır gelir insana.
    Korku vardır.
    Öfke vardır.
    Acı vardır.
    Bir de sevgi vardır.
    Sevginin büyüklüğünden korkmak, sevginin büyüklüğüne öfke duymak, sevginin büyüklüğünden iliklere kadar acımak vardır.
    Kimileri kadın veya erkek olduklarını bir kenara bırakarak girerler hikayeye. Kimilerinin bunu bir kenara bırakacak kadar gücü yoktur. Kapılıp gitmiştir büyüye.
    Kimileri kirletecegini bile bile devam eder. Kimileri kirletmemek için feda eder.
    Kimileri sever, kimileri bi’ ayrı sever.

    Bi’ ayrı sevmek istikrar ister. Istikrarli bir şekilde uzak durmak gerekir bazen. Bazen konuşmak istediklerini istikrarli olarak yutman gerekir. Bazen istikrarli bir şekilde uzaktan izlemen gerekir.
    Ama her zaman istikrarli olarak ozlemen, istikrarli olarak sevmen, istikrarli olarak düşünmen gerekir.

    Rağmen’lere direnip bi’ ayrı sevdim onca zaman.. sana rağmen.. hala..

    Kendine temiz bak, bin tövbe edip, binbirinci kez içtiğim adam..

  • Tebessüm.
    Sanki biraz sana benzedi yüzüm…
    Ninem derdi ki ” yokluğun da geleceğin, geldiğinde gideceğin olmasa…”
    Hayatımızdaki herkesin misafir olduğunu düşünürüm ben. Vakti geldiğinde gelen ve yine vakti geldiğinde giden…
    Yar da, evlat da, can da…
    Zor, senden olmayanı sendenmiş gibi benimsemek…
    Bu hikaye tanışmaktan tamamlamaya giden uzun ve meşakkatli bir yol…
    Varlığına şükredeceklerin olduğu gibi, küfrederken karnının ağrıdıkları olacak. inanıyorum ki ailem diye benimsediklerin kaybettiklerinle mukayese ettiğinde tertemizden temizin kaldığını göreceksin. Ter gidecek. Bunu toksit maddeleri atmak gibi düşün… Ter çıkmamış bir vücut ne kadar sağlıklı olabilir ki? Hem kaybettiklerimiz bizi arındıracak olan. Ve biliyorum ki o temiz bir avuç insan (bir dolu insan olabilmek dileğiyle) kipkirliye asla yenilmeyecek…

    Bazende koparıp atmak gerekir. Kangren olmuş bir parmağı düşün kesilmediği taktirde tüm vücudu sarabilir. Parmağını kestiğinde yaşadığın kaybı protezle yerine koyabilirken diğer uzuvlarını kurtarabilmiş olmanın şükrünü yaşamalısın. Neden bu kaybı ben yaşadığım diye sorgularsan işte o zaman kaybetmiş sayılırsın.

    Ninem arkamızdan su döker “tez gelin emi” derdi. En son buluşmamızda yatağından kalkıp suyu dökemedi. İlk kez tez gittiğimde onu yerinde göremedim. Şimdi anılar bizi yakın eden…

    Misafirliğimiz elbet bir gün bir yerde bitecek, o zaman iyi ki tanıdım dediğim olacak bu hikaye. Anı cenneti senin bize en büyük mirasın. Hiç kopmayacak ve her zaman baki kalacak

  • özlem
    9 ay ago

    yola devam ediyorsun …
    aile olmaya devam
    ardından 226 geliyor ve ardına sonsuzluk katıyor gelen …
    herkes sırtında ki yükünü , ezberlerini bırakıp geliyor .yoksa olmuyor sen farkındalık hamuru ile yoğurulup beyin kıvrımlarından dolaşıp
    bilmediğimiz bir yolculuk anlatıyorsun …
    aile mi?
    sevgi mi?
    kafamda bir sürü cevaplar ..soruları aşıp geldiğim bir yolsun …
    aile gibi diyorsun
    aile desek olmaz demesek olmaz .
    bu herkesin bir rol biçtiği bir yer değil
    herkesin her rolü içinde barındırıp geldiği yer .
    adı konulsa diğerinin hatırının kalacağı yer.
    sonra tanışıyorsun ,gözünü açıp etrafa baktığında içinde huzur ve tarifi imkansız duygular ..
    tanıdıkça güzelleşiyor ,güzelleştikçe seviyorsun .herkesin olması gerektiği yerde duran bir puzzle gibi ….
    şimdi ne anlatıyor bu diyenlere
    gelecek diye buzdolabının rafında ki soğuk kahveyi içemeyecek kadar aile olduk diyorum …

  • Yağmur Yertutan
    9 ay ago

    Saat 8:55
    Bir uçaktayım. Uzun zamandır olmayı düşlediğim bir yolda. İçine doğru uçtuğum bir hikaye var. Kanatlarımı her defasında temizleyen bir kadın var.
    Size iyi geleceğini bildiğiniz bir şey için iyilik yapmaktan vazgeçtiğiniz an kaybediyorsunuz bu hayatta. Öyleyse kazanmak için neden bir şey yapmıyorsunuz. Yola çıkın mesela. Bir uçakta olmanıza gerek yok. Ya da direksiyon başına geçmeye. Elinizden hiç düşmeyen bir telefon var ya hani. Başkalarının hayatlarını didik didik ettiğiniz, bazen özendiğiniz, bazen kıskançlıktan kendinizi yediğiniz. O telefonun ucunda sizi bekleyen bir hikaye var. O hikaye’de o didiklediğiniz hayat var. İnsanlığınızı hatırlatacak, içinizde uyuyan çocuğu uyandıracak ve ona çocukluk arkadaşlarını verecek. Çünkü başka hiç bir paralel evrende yetişkinliğinizin başladığı noktada yeni çocukluk arkadaşları bulamazsınız. Bizi bulmanızsa çok kolay. Saklanmıyoruz. Kaçmıyoruz. Gözünüzün önünde dim dik duruyoruz. Büyüyoruz ki bizi daha rahat görün ve sarıldığınızda kollarınızın arası iyice dolsun.
    Bana bu cümleleri kurduracak bir hikayeye uçuyorum işte. Değer bilmeyen, haylaz yanlarımı bulutlara bırakma niyetindeyim. Sonsuz sevgiyle karşılanacağımı bildiğim, üyesi olabilme ihtimalinin hazzını dışından bakınca anladığım, özlediğim, varlıklarını bilmeden eksikliklerini hissettiğim bir ailenin evine, eteklerimde çocuksu telaşlarla, kucak dolusu umutla değer bilmeye gidiyorum. Kendimi deneyimleyip, onları bulmaya.. Kazanmaya.

    • hulyaaunall
      9 ay ago

      Güvercin kalpli olanın kanatları daha daha güzel uçsun üzerimize konsun ruha dokunsun diye her daim…

  • 13 Temmuz 2017

    Henüz minicikken parkta oyun oynama arzusu ile dışarı çıktığımız ve vardığımız oyun alanında karşılaştığımız diğer miniciklere uzaktan bakıp yabancı hissettiğimiz zamanlarımız vardı .

    Parkta oynayan yabancı çocukları seyretmek gibiydi halim. Onlar oyunun kurallarını biliyorlardı . Kurallari bilmiyor oluşum bir çok fikir yurutmeme sebep oluyordu . Nereden geldiğini bilemediğim bir dizi fikir ve muamma beynime dolusuyorken tam o anda bir ses duydum.

    -Heey sen de gelsene oyuna !

    Biraz ürkek biraz çekimser ve biraz da temkinli davranarak onlara yaklaşırken de zihnime dolusan fikirlere bir yenisi daha eklendi ,

    Oyunun amacı ne olabilirdi ?

    Saklambaç değildi çok ortadaydilar
    Körebe değildi çok farkındaydılar
    Yakalamaca hiç değildi çünkü kaçan birilerinin aksine farklı bir ses geliyordu ; Toplan Toplan Toplan …

    Sonunda farkina vardım ki evcilleşmiş ve evrimleşmiş evcilik oyunuydu bu.
    Büyülü gibiydi , diğer oynadığım hiç bir evcilik oyununa benzemiyordu. Hem çok yabancıydılar birbirlerine hem de çok yakın . Aile gibi ..

    Nereden geldiğini bilemediğim ,zihnime dolusan düşüncelerin ardı arkası kesilmiyordu.

    Nasıl dahil olunabilinirdi oyuna ?
    Nasıl kabul oyu alınabilinirdi?
    Filtreler neydi ?
    O anda da bir kılavuz çıkıverdi karşıma ,
    Lunaticim.com!

    Aile gibi olmanın gereklilikleri hakkını vererek yerine getiriliyordu ..
    Amcalar halalar vardı ..

    Bir bebek vardı herkesin sakındığı , düşmesin incinmesin , uzerini kirletmesin diye çaba sarf ettiği .. Çok kıymetliydi ..

    Açlıkları vardı bu bebeğin her an beslenmesi temin edilmesi gereken. Süt lazımdı mama lazımdı bez lazımdı giysi lazımdı hastalanmamasi için tedbirler almak lazımdı ..

    Nasıl dahil olunmazdi oyuna?
    Göre göre , bile bile nasıl uzak kalınabilinirdi o masum kirlenmemiş saf , temiz bebekten ?

    Hemen dahil olunmalı gereklilikler yerine getirilmeliydi..

    ….
    ….
    ….
    ….

    Cebimden çıkardığım bir avuç dolusu meşe ile dahil oldum evcillesmis evcilik oyununa ..
    Çok düşünmek gerekmiyormus anladım . Sadece samimiyet lazımmış kabul görmek için sadece en insan yanlarimiz lazımmış aile gibi hissetmek için ve bir parça cesaret lazımmış ilk adımı atmak için ..

    Anne telkini gibiydi duyduğum bir cümle ; Kirletmeden oyna !

    Dizleriniz kanarsa şefkatle yaklaşacak ,
    Acıksaniz salça ekmek verecek ,
    Ateşiniz çıksa alnınıza minicik bir öpücükle yok bir şey endişelenme diyecek bir dizi amca hala var bu ailede .. Sadece temizlenemeyecek kadar kirletmemeliydiniz.
    Temel kural buydu .

    Özlem duyduğunuz , açlığını çektiğiniz , nesef almanın daha da anlamlandığı bir aile bu . Her an onlar için ne yapabilirim düşüncesine engel olamadığınız , kan bağınız olmamasına rağmen ait hissettiğiniz ..

    Farkındalık sarhoşluğu bayıltmaz insanı , aksine ayıltır ve siz bir daha eskisi gibi olamazsınız .. Fark etmişsinizdir bir kere . Farkındalığı fark etmenin farklı olduğundan kaynaklandığını anladığınız an hiç bir şey eskisi gibi anlamlı gelmez size .. Daha dersiniz .. Çok daha .. Bu aile böyle işte . Ne demiştim hatırlarsınız ; bu bir arının çiçekten bal yapması , bir ineğin ot ile beslenip süt yapması , bu bir bitkinin fotosentez yapması , belki de çok daha fazlası ..

    Orda bir köy var uzakta , gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür ,

    Orda , bir ev var uzakta , gitmesek de görmesek de o ev bizim evimizdir ..

    Bir ailem var benim , orada , uzakta ..
    Gitmesem de goremesem de o aile benim ailemdir ..

  • DarlyDikson
    8 ay ago

    Bir yola çıkıyorsun. Topladığın şeyleri anlatacak bir kelime gerçekten yok. Anı cennetinde yaşarken hissedebiliyorsun ya topladıklarını. Bende bir anı ile anlatabilir miyim diye yazıyorum…

    Hani insan ismini bilen kimse kalmadığında ölürmüş ya. Yıllarca ölmüşüm ben dediğinde birinin adını söylemesi gibi. Sadece adını söylemiş oysa. Oysa yaşadığını hissetmişsin.

    “Kendine farklı algılar yükleyecek düşünceler, bağdaştırma lütfen.”

    Yoldan giderken bir kız çocuğu görüyorsun yanına alıyorsun, sonra biraz daha gidiyorsun bir testi alıyorsun, biraz daha gidiyorsun içine su dolduruyorsun, biraz daha gidiyorsun o çocuk bir çiçeği suluyor…

    Sen kitabını yazmaya başlamışsın aslında. Öyle garip ki sen ilk sayfaları yazarken, orta sayfalarda açan çiçekler kendiliğinden yazılıyor.

    Kitabında hangi sayfada hangi satırda hangi kelime olduğunu bilmiyorum ama, o kelimeyi yazdıran bu cömert yazara teşekkür ediyorum…

  • Furkan Yılmaz
    8 ay ago

    Çocukken sokakta arkadaşlarınla oyun oynarken kenarda köşede uzaktan sizi izleyen ufak bir çocuk gibi hissediyorum. Daha da yaklaşıyorum size. Ve beni fark ediyorsunuz. Al bununla da sen oyna diyip bir köşede onunla oynamaya başlıyorum. Bir süre sonra neden sizin yanınıza dahil olamadığımı sorgulamaya başlıyorum. Dönüp bakıyorum size. Sizin kurduğunuz oyuna bakıyorum, daha önce hiç görmediğim birşey. Heveslenmeye başlıyorum o farklı ve sıradışı oyunu oynamaya. Sormaya başlıyorum kendime ben neden onların arasında değilim diye. Sizden küçük olduğum için mi diye soruyorum kendime. Hayır diyorum içimi çeke çeke. Yanınıza gidip sormak istiyorum bende oynayabilir miyim diye. Kalkıyorum oturduğum kaldırımdan ve yanınıza geliyorum. Bu oynadığınız nedir diye soruyorum. Basitçe anlatıyorsunuz ve dönüp tekrar o ilginç oyunu oynamaya devam ediyorsunuz. Elimdeki oyuncağı geri vererek ben bununla değil sizinle birlikte bu oyunda oynamak istiyorum diyip susuyorum… Bana bakıyorsunuz, daha sonra birbirinize bakıp tamam gel diyorsunuz bana güvenerek. Bu kabul edilişin hakkını vermek istiyorum. Gayret ediyorum oyunu bozmamak, size ayak uydurmak, bütün oyuncakları temiz tutup kirletmemek için. Ve zaman su gibi akıp geçiyor. Bense geriye dönüp baktığımda sizinle birlikte büyüdüğümü görüyorum. Dönüp teşekkür ediyorum sana; bütün bu güzel ortamı hazırlayıp, kurgulayıp bizleri böylesi güzel yerlere koyarak böylesi güzel yeni arkadaşlar ile tanıştırıp birleştirdiğin için.

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir