Periscope Evi’nin En Büyük Düşmanı!

Bir hikaye düşün!

Hayaller işe başlayan ve devamında bir kısmının gerçeğe dönüştüğü bir hikaye.

Gerçekleşen kısımlardan dersler çıkartılarak, hayal olanları gerçeğe dönüştürmeye çalıştığımız bir hikaye.

Bu hikayenin çok büyük bir düşmanı var! Ve bunu kendi başıma yenemeyeceğimi biliyorum!

Bu sebeple yardımınızı istiyorum.

Sana ihtiyacım var.

Bizim, size ihtiyacımız var!

Bu düşman bugüne kadar neredeyse herkesi yendi! Yendiği için dünya bugün bu noktaya geldi!

 

Fıtratınız en büyük düşmanımız .

Ne istediğinizi bilmeden sözler vermeniz bir silahınız!

Buna karşı tek savunmamız insanlığa olan inancımız!

Bencil duygularınızı bu hikayeye sokmaya çalışmanız, aksini görmeden olumsuz sonuçlara varmanız, istikrarsız davranmanız diğer silahlarınız.

Ön yargılarınız en güçlü ve gizli silahınız!

Buna karşın tek savunmamız, zamanla size sunacaklarımız…

Pişman olduğunuz bir zaman geldiğinde bu savaşı kazanan biz olmuyoruz. Hepimiz kaybediyoruz.

İnsanlığın kaybedeceği bir savaşı başlatıyor oluşunuza çok kızıyoruz.

İnsanı kötü yapan çevresidir derler. Kötü arkadaşları! İyi bir çevre olursak, gelen herkesle beraber iyileşmeye başlıyoruz.

O zaman hayatınızda, dünyanızda ne yaptığınız ile ilgilenmiyoruz! Bu hikayeye en masum tarafınızla, çocuk yanınızla gelin istiyoruz!

Bu dünyayı çocuklar kurtaracak diyoruz. Ama çocukların karar mekanizmasına yönetebilme becerisine ulaşması için büyümesini bekliyoruz.

O zaman sadece büyümüş çocuklarla bir şeyler yapabileceğimizi anlıyoruz.

Evrensel doğrulara göre hareket eden hayatı olabildiğince benzersiz duygularla paylaşmayı isteyen bir topluluk oluyoruz!

 

Diğer yandan;

Sapkınlıklarınızı, bencil duygularınızı, evrensel doğrulara aykırı gelen tüm davranışlarınızı uzak tutun bizden!

Dünya bu duygularınızı istediğiniz gibi yaşayabilmeniz için yeterince büyük. Zaten dünyayı bu hale getiren de sizsiniz.

Ellerinizi hikayemizden çekiniz!

Kirleteceksen asla dokunmaman gereken bir şeyiz!

Şu an ufacık olabiliriz, ama eğer büyürsek kaçacak delik bulsan bile vicdanınla seni yok edeceğiz!

 

Bir çok silahınız olabilir, sayınız çok olduğu için bir çok cepheden de saldırabilirsiniz!

Ama bizim kadar güçlü değilsiniz.

Çünkü başarabileceğimize olan inancımız, bizim gizli olmayan silahımız!

Yenebileceğini düşünüyorsanız, neden hayatla olan bugüne kadar ki savaşlarınızı kaybettiniz?

Yarım tebessümlerimizin en büyük sebebisiniz.

Acınacak bir haldesiniz, farkında değilsiniz!

Şanslı iseniz, Bir gün öğreneceksiniz. Hayatın akıp gittiğini fark edeceksiniz.

İşte o zaman vicdanınız sizi parçalarken savaşabilecek herhangi bir silahınız olmadığını göreceksiniz.

 

Hala parçalanmamış benlikleri, kirlenmemiş yürekleri ve farkındalık dolu beyinlerin bu dünyada daha fazla olduğu günleri görebilecek miyiz?

 

9 Responses to “Periscope Evi’nin En Büyük Düşmanı!

  • Bir gun herkez kapimizda yatacak ama o tren kalkmis olacak . Eline yureg8ne saglik abimm …

  • Özlem ÖRNEK
    1 sene ago

    Leziz taze kanlar için Periscope Evi nedir yazısının yanında kesinlikle keşfedilmesi gereken bir yazı, bir anlık hayranlıkla gelen hevesle birlikte umarsızca dokunmaya çalışan,farkında olmadığının farkına çok geç varan insanların farkında olmadan ne çok iz veya leke bırakabileceğini anlatıyor. İnsanlar bu hikayeye gelmeden önce durup bir düşünmeliler çok iyiler, çok güzeller ya ben kirletirsem diye… Sürekli söyleniyor kirleteceksen dokunma diye, saf yüreğiyle gelen o leziz insan bundan korkmalı,siyaset yapar gibi vaatlerde bulunmadan önce.

    Güzel insanlarsınız; ne yapacağınızı,hedeflerinizi,amaçlarınızı bilmesem de vaatlere ihtiyaç duymadan inanıyorum hepinize,yüreklerinize… O kadar temiz ve saf ki sevginiz çok keyif alıyor,uzun zaman sonra bir şeyler başabileceğimin,doğru yerde olmanın hazzını yaşıyor,tadını çıkarıyorum.
    Şu an ben bile keşke daha önce bulsaydım sizi diyebiliyorken hala daha keşfetmemiş leziz insanların olduğunu bilmek üzüyor, ah diyorum nasıl da habersizler… Zaman hepsine birar tane keşke getirecek ama ne yapalım, leziz şeyler özeldir, herkes bilmesin şimdilik burada biraz bencil olabiliriz :))
    Hayatımın dönüm noktalarından birisiniz, önemli ilklerimden.
    Zamanın insana kattıkları nasıl ölçülür bilinmez ama insan farkına varmalıdır, farkında olmalıdır sahip olduğu o güzel beyinlere..
    Zaman geçer geriye güzel anılar kalır, zaman geçer geriye biriktirebildiğimiz güzel insanlar kalır, bir kaç güzel yürek, bir telefon kadar uzağımızdaki o ev kalır, o ev hep kalır… Keşke dememek için bir telefon kadar yaklaşmalı, oralarda biryerlerde olduğunu kanıtlamalısın bir an önce. Her şey için çok geç olmadan tutun kıvrımlardan birine, belki de seni bekliyoruzdur ??

  • hulyaaunall
    1 sene ago

    ……

    ..
    .
    Bu yazıyı ilk okuduğun an ve sonrasında yaşanan arkanı dönerek sessiz çığlıklarla isyan ediş halini, bedenine bunun yansımasını ve ruhunun öfke ve acıdan yırtılmasını sadece çaresiz bir şekilde izlemekle kaldıktan sonra hazırladım  Ekleyemedim hemen siteye.. Dolu olup taşanlar sakinleşsin durulsun tekrar dalgalanmasın diye dinlen istedim bir süre..

    Bir hayal düşünün!..

    Sadece kendi kendine full performans çabalasan da ulaşamayacağın bunun için insanlara insanlığa ihtiyacının olduğu bir hayal düşünün..

    Hepimiz hayaller kurarız ve şanslıyız hayallerimiz o kadar küçük olur ki onun kurduklarının yanında; onlara ulaşmak için sadece kendimiz, biraz çabalamamız yada çok çabalamamız yeterde artar..

    Yerine koyun kendinizi bir kerede olsa; gelenler , gidenler , gitme cesareti bulamayıp arada kalıp zarar verenler ve gitmiş gibi yapıp uzaktan seyre dalıp arada yoklayanlar…

    Ona ne yaptığınızı bir düşünün.. Geleceğe ,şimdiye, geçmişe döndürerek onu allak bullak etmeyiniz.. Ne ara bu kadar acımasız oldunuz? Size vaatsizlikten ve şefkatten başka bir şeyle gelmeyen birine karşı…

    Fark ettiniz mi? Her zaman elinden ve içinden gelen kadar diyen o güçlü adam ilk defa yardımınıza ihtiyacım var diyor “HALA GÜÇLÜ” bu sizi yanıltmasın.. Bunu ne için diyor kendisi için mi sizce?

    Yanılıyorsunuz senin için, benim için, onun için, bizim için.. Hayali gerçekleşirse kurtarılacağını gördüğü kocaman bir insanlık için istiyor bunu..

    Sana diyor, bana diyor, bize diyor ne mi diyor?

    FıtratıNIZ, fıtratıMIZ en büyük düşmanımız ve dostumuz diyor.. Fıtratı düşman hale getiren onu önyargılarla beslemek , fıtratı dostta dönüştürecek ise içindeki çocukla onu uzlaştırmaktır diyor.

    Yetiştiğimiz toplumun bize yıllarca yükledikleri doğru olsaydı bu kadar zaman kaybeder miydik? Dünya sizce daha yaşanılası olmaz mıydı? Demek ki bu zamana kadar doğru bildiklerimiz sadece bize yanlış öğretilenler ve dayatmalarmış sizce de öyle değil mi?

    Nasıl endişelenmesin düşman kuvvetli içimize kadar girdi.. Ufak ufak cephelere zarar verdi gitti.

    Geri dönecek tekrar tekrar geri dönecek bunu biliyor..

    Tek çare fıtratı güçlü istikrarlı bir ordu kurulup düşman alt edilmeli..

    Ve şunu bilmelisiniz en acı veren ölüm şekli vicdanınız sizi parçalarken ölmektir üstelik yaşarken .. Bununla baş edecek kadar cesursanız çekinmeyiniz devam ediniz…

    Biz bu kadar cesur değiliz, bu nedenle bize korkak deyip geçiniz .. Biz bu korkaklıktan şikayetçi değiliz, aksine korkudan daha da titremek isteriz..

    Ve sonuç olarak bir farkındalık tokadı daha yedim iyileşmesini istemediğim, izi kalıp baktıkça bu anları hatırlatacaklardan..

    Eee o kadar yazdın sonuç nedir diye sorduğunuzu duyar gibiyim yarım tebessümle..

    Fıtratım önümde diz çökmüş çaresiz ağlayan ve yalvaran gözlerle bana bakmakta yapma diye!Bense elimde bir bıçağı boynuna dayamış.. Acımasız duygusuz bir şekilde şah damarını kesiyorum kılım titremeden kendime karşı ilk acımasızlığım belki keşke daha önce acımasaymışım diyorum..

    Sevdiklerime ve seveceklerime zarar verecek hiçbir kırıntıya izin yok hayatımda bedeli kendimle savaşmak olsa bile..

    Gerekirse aç kalmaya razı, aş parçacığı olarak doyurmaya talip olmuş biriyim..

  • söylemediklerinin ağırlığı çöküyor ruhuma …
    bu kadar düşmanlık arasında bu kadar sakin kalabilmek .
    elinde değil ,kalbinde silahların .
    toplanıp geliyorlar , hep vardılar öyle değil mi?
    her zaman her yerde oldular .
    annem korkularını beslemezsen yok olurlar derdi .
    bunlar da öyle ! anlamadıklarını yargılamak, iftira çamurunda yoğurmak, kısacası kolay olanı seçmek.
    beslemek yok
    aslında varlıklarının nedeni bile biz olan şey nasıl olur da var olur ki?
    hissettin mi ? yok oldular işte .
    onların dokunacak elleri yok.
    besledikleri kirli kalpleri dışında !
    inanmak …
    inandığında olanlar senin .
    olacaklar senin
    eğer dokunurlarsa yok olacaklar onlar
    onlar kim ?
    olmayacak olanlar …
    biz kimiz ?
    hissedilen
    anlatılamayan….

  • darlydixon
    1 sene ago

    Nedense çok duraksıyorum ilk kelimeleri yazarken. Belkide yorgunum. Belkide son çırpınışlarımdı. Önce yazıyı okuyorsun biliyorsun ne kadar keskin bir kılıç gibi görünse de keskin olmayan taraf dokunuyor kalplere. Bu daha çok koyuyor adama. Sonra yorumları okuyorsun çok keskin. Hayatta böyle işte kimileri çok keskin, kimileri ne tarafı vuracağını biliyor. Dedim ya son çırpınışlarım diye bu sefer biz dokunduk keskince. Haykırsam kelimeler öyle çok çıkacak ki yine duyuramayacam kendimi, hepsi birbirine girecek kelimelerin. Dizginlemeye çalışıyorum suskunluğumu…

    Aslında biliyor musunuz. Dokunmak istemiyorum kalplerinize. Benim kılıcım o kadar çok kesiyor ki elimi, istesem de dokunamam. Benim de en büyük düşmanım, zaaflarınız. Görmek istemiyorum, duymak istemiyorum… Zaaflarınızı tanıyıp bir gün en derin kesiği atmak istemiyorum…

    Periscope Evi, Lunaticim, Halil KILIÇ, APO… Bu kelimeleri sürükleyip getiren rüzgar… İşte beni buraya getiren o soğuk, kıyafetin içinden geçen, titreten, alnına ağrı yapan rüzgar. Evet kalın kıyafet istemiyorum, sıcak bir bere istemiyorum yada sıcak bir kahve… Rüzgara karşı dalmak istiyorum sadece…

  • Gizem Melek
    1 sene ago

    İnsanlık tarihi birbiri üzerine düsen Bir Domino tasiymis..
    Insanlik nesilden nesle birbirinin üstüne düşen domino taşıysa;hepimiz bizlerden öncekilerin sorgusuz sualsiz hayatını ve anlamlarını yaşıyoruz demektir :/
    Bizim olan tek şey Sanirim bizden sonrakilere düşüreceğimiz bir adet domino taşı.
    Bize Sadece Domino taslarinin siddetini belirlemek düsüyor.
    Ama arkada kalan Domino taslarinin siddeti hissedilmemisken gölgelerine aldaniyoruz
    Gölgeler,insanlarin Bir yansimasi;Yani Bir “önyüzü” Kesinlikle.

    Ben dönüşüme uğramadan önce “ön”ile başlayan her şeyi bir aldatmaca olarak değerlendirmiştim..
    Çünkü “ön yüzlere” karşı oluşturduğum değişimimden önce,her şey karmakarışıktı.
    Hani hayatımızda yalnızlığın en boğucu dönemlerinde karşımıza çıkan birine verdiğimiz şans ile başlayan “ön sözler”;bir zaman sonra yalnızlılığın değerini hatırlatır ya
    Ya daa
    Doğru seçimi yapmaya engel olan önyargılar mıdır?

    Şimdiii
    Senin gibi arabanın ”en arkasına” oturup;
    bu dünyaya ait olmadığımı düşünüyordum;
    ama bunu “en ön”de otururken yapmıyorum 🙂 🙂

    Evet,bir de beni çıldırtan Bir seyden bahsedelim;
    Simdilerde farklı dünyalara götürdüğüne inandığım kitapların bile doğasına göre değil,kokusuna göre değerlendiriliyor olması..
    Bu,kısıyor vicdanın sesini bulanıklaştırdi söylediklerini..
    Birde fıtrat dediğimiz dürtüler vardi sanırım
    Bence fıtrat değil de
    bunu gizleyip “ön yüzde” taşıyan
    Icte çok.
    “Kendini en öne çıkarma dürtüsü”nü en iyi paketleyen Tek canlı insan..
    Bu paket,en parlak cümlelerdi;en zayıf noktalarıni paketlerle kaplanan..
    Düşüncelerin yanında kendileri de paketlemisti algilanan. :/
    Ama Insan herkesi sevemez ki..

    Bir Shakespeare hayranı olarak;
    Çok mu Shakespeare okumaktan mıdır nedir bilemiyorum
    dediği gibi üstat..
    İnsanı,yoran şey;yaşadığı hayat değilmiş,taşınan maskelermiş..

    Belkiiide insanlar ruhlarını turizme açmıştır!
    En yüksek duygularını en parlak giysilerini,
    en gezilesi kıvrımlarını göstermis gezdirmis
    fakat vicdan sokaklarının yoksullukları,
    Dürüstlük köprülerinin boşlukları kopukluklari,
    Güven konusunda delik deşik ettikleri otoyolları Sadece sınırdan içeri girince anlaşılmistir..

    Zamanla anlasilirdi degil mi?
    Zamana birakilirsa anlasilir miydi?
    Hayir..
    Gezilicek yerleri gezdiyseniz denilen gibi cikip-cikmama ihtimali sadece inandirmaya girer,Belki biraz kendini kandirmacaya :/

    Ben; bir zamanlar genelde zamana bırakırdım her şeyi
    Bana birgün söyle bir şey söylenmisti:
    ‘En büyük sorun zamanın karışıklığıdır..’
    ‘Hayır! zamana Bırakmamalısın çünkü gel kelimesi gibi git kelimesi ne olursa olsun zamana sığmaz’
    “Sen Bana gel dediginde ben zamansiz gelecegim”
    demişti..
    Herhangi bir şeyin Gelmesine izin vermeden unutmuyorum..
    artık ne geliyorsa..
    (unutmaktan geliyor ya)
    Sessizleşmiş ve Sonra
    bana hadi ‘anlat’ demişti..

    ‘Evet’dedim gidilen yolda hep tek bırakmıştık birbirimizi
    Varıldığında ise hevesin kalmayışı;yorulmaktandı..
    İste Ben,bu adama yalnış şeyler söylemek istemiyordum
    Bulunduğumuz noktadan gizem dünyasından bir teget attim
    Tabikide bunu Yalniz yapmadim
    Cocuklugun masumiyetine o Kadar yakin olmasina ragmen, verilen zamanda zamansiz degerlendirilmisti
    Kızdıran şeyler gidenler yada kalanlar değildi Hayal gezegeninde düş kırıp giderlerdi..
    Belkiii de içte Hala kırıklarla oynayanlarda vardı..

    Bir de bazı insanlar var ki hayatta
    İste o insanlar dışarı çıkmaya karar verdiğinde bile ayakkabısını giymeyi zamana bırakır..
    İste o insanlar zamanın kaybı,
    Hayat; zamanla eş değerse -ki o halde o hayatın katili sayılır

    Şimdi elimi sol omzuna koymuş olarak;
    Her şeye rağmen bazı şeylerden şımarmayan ve hala paranın önemsizliğini anlayan;
    Bir eli verirken,diger elinin duymadigi insanların varlığı beni mutlu ediyor..
    Bu insanları tek başına insan olarak mı ya da kendi gelişimine vakit ayıramamak mı olarak değerlendireceğimizin yanıtı,o yolun bir bütün olduğunu gösteriyor..

    Her ne kadar bu sarpa yol
    Düşlerindekilerini görmeye çalışıp sana engel olsada o yoldan geçtiğin her an düşlerin de,bu yolların onu göremeyeceği yerlere koyduğunu biliyorum..

    Asil olan mesele düşüncede değil algıda farklılıktı.
    Algı ile düşünce arasındaki durumun bağlantısını,bugün nerde durduğumuzu bilmeden aldığımız için,bağlantıda hep bir kopmalar yasanmisti..

    Not:
    İnsanlıktan uzak,insanlığa yakın bir yerlerden yazılmaya calisilmis denenmistir..

  • Muraaad9
    1 sene ago

    Evvett periscope evinin düşmanı olamayacak kadar fikirlerine ve icraatlara saygı duyan, çoğu eski izeyincinden daha eski ama bi O kadar da taze kanlardan daha taze kan, elinden gelecek dokunuşları yapmaktan çekinmeyecek bir kardeş, dost, arkadaş ve yoldaş… Epey bir bölümünü kaçırdım bu hikayenin ama eksiğimi kapatmaya geldim. Bendeniz eski fen liseli ama artık mühendis adayı murat 🙂 Selamlar Apo abicim

  • Hey merhaba. Ben gelecek!
    Her şimdi için bir salise sonrasıyım.
    Her an senle her an senden uzagım!
    Bazen erişmeye çalıştığın büyülü bir tuzağım.
    Ne gösterecegimi ben bile bilmiyorum.
    Çogunu yendim çoğunu da yedim karnım tok laflarınıza.
    Geçmişten ders almamışlara hayalini asla tattırmadım.
    Hele kirli ellere fırsat dahi sunmadım.
    Cehennem zebanisi de değilim laf aramızda ama hayalini kurduklarına çalismayana sıfırcı hocayım.
    İstiyorsan çalısacaksın. Çaliştıkça susayacak kavrulacaksın. O kavrulmayı da beraber atlattıklarınla bir saliye öncesinden sana koşacağım.
    Merhaba şimdiki zaman! An be an senle hayali için kosanlara destanlar yazdıracağım.
    Gelecek! Elbet gelecek.
    Ve geldiğimde hüsrana uğramayanlardansan seni de sevecek her yeni gelecek…

  • Bu sefer komodine değil, Bimer e ufak bir şey bıraktım.

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: