ŞANSIMIN ŞANSINA NE YAZARSAM ARTIK.

Şu an dinlenilen şanslı müzik.

The xx – Intro

Şansta bu ya, “Şansızlık” üzerine yazı yazmam istenir ama benim konu hakkında yazacak tek bir fikrim yoktur. Hal böyle olunca da her zaman denediğim yolu denemeye karar verdim.

Yazmaya başla, gerisi akar kendiliğinden…

Şans dediğimiz kavramı tanımlamakla başlayalım.

Herkese göre farklı içeriklere sahip olsa da olaylar ya da durumlar karşısında avantajlı pozisyona sahip olanlara şanslı diyoruz.

Diğer bir kesim ise “İnsan kendi şansını kendisi yaratır” diyerek yukarıdaki tanımın tam tersi bir görüşü savunmakta.

Bende “Kendimiz yaratırız” kanısındayım.

Çünkü şans faktörünün devreye gireceği o zamana kadar edindiğiniz tüm tecrübeler ve bilgiler sizi avantajlı duruma sokar. Hani derler ya “Şans; doğru zamanda doğru yerde olmaktır” işte tam olarak bundan bahsediyoruz.

Hangi zamanda hangi bilginizin size hayatınızın kapılarını açacağını bilemezsiniz. Şans; hazırlıklı olandan yanadır. Hangi konuda hazırlıklı olacağınızı ise tecrübeleriniz belirler.

Mesela çevremizde birileri istediğimiz şeylere sahip olduğunda “Şanslı puşt” kelimesini kullanmaktan çekinmeyiz. Halbuki şans faktöründen önceki süreci bir kaçımız dışında kimse düşünmez. Bizde sahip olabilirdik aslında, yaptığımız hatalardan kaçış yolu olarak kullanmak daha çok işimize geldiğinden olsa gerek sorgulamak yerine kesin kanıya varmayı seçiyoruz.

Ekşi sözlük yazarı olan polyester‘in şans üzerine güzel bir açıklaması bulunuyor.

bilim penceresinden bakıldığında, çoğu zaman insanın yeteneksizliğini ve acizliğini ortaya koyan bir kavramdır.

mesela bir kağıt oyunu oynarken bizim elimize gelen kağıtlar iyiyse “şanslıyım” kötüyse “şanssızım” deriz. eğer kağıtları dağıtan biz isek, bir önceki elde bütün kağıtları tek tek kimin hangi sırayla aldığını takip edersek, sonra bu kağıtları karıştırırken her kağıdın destede nereye gireceğini ayarlayabilirsek, her oyuncuya istediğimiz kağıtları verebiliriz. teorik olarak bu mümkün. lakin insan denen yaratığın aklı ve becerisi bu kadarına yetmiyor ve kısaca “şans” diye kestirip atıyoruz. 

aynı şekilde bir futbolcu rüzgarın o an esiş hızını bilse, bu hızın gelecek 10 saniyedeki değişimini hesaplayabilse, topun havadaki hareketinin sürtünmeden nasıl etkilendiğini bilip hangi hızla ve ne açıyla vurulursa nereye gideceğini önceden görebilse, nihayetinde topun yüzeyine kusursuz bir tekme atabilse, o zaman her şut topçunun istediği yere gidecek, deprem meprem olmazsa futbolcu istemediği sürece hiçbir zaman direkten dönmeyecektir. lakin topçu dediğin aciz bir varlıktır. o yüzden top direkten dönünce “şanssız” olur…

yalnız başta söylediğim gibi bilime inanmayan biri için bu böyle olmak zorunda değildir. belki de şansın çok daha kolay çözülebilecek bir formülü vardır. ya da yoktur. kim bilir…

Bir başka ekşi sözlük yazarı olan muhayyile:

kendisi, yaver gidince kuşa dönüşür. ama elbette ki derecesi vardır. herkese rastlayabilecek türden hususlarda “talih kuşu” konmuştur. öyle kolay kolay herkesin semtine uğramayan bir cinsi de vardır, adına “devlet kuşu” denilen. 

yine bu şans, ortalıkta görünmeyince, yani isminin sonuna “-lı” sıfatını eklemeyince kişinin, pek tabii sitem gelmekte gecikmez, sıfatsız adamın dilinden. “herkese talih bize kör salih” oluverir. 

şansın içine biraz “çaba” bulaşırsa bu kez iki farklı ifade daha eklenir. “kedi olalı bir fare tutmuştur”. veya bir üst derecesi ve pek tabii simurg kuşu gibi nadir görüneni, “turnayı gözünden vurmuştur”.

bir durumun tüm sonuçlarının dağılımı göz önüne alındığında, istenen durumların gelebilme ihtimalidir, “şans’lı olma”nın tarifi. şans ise şu dağılımın tamamını ifade eder. mesele bir dağılım’dan ibarettir ve herkes şans’lıdır. kimse şans dağılımının dışında değildir dolayısıyla.

ama sitemin kaynağı bellidir: yoğurdun kaymağı. çünkü nefs önemlidir. “benim şansım gülsün de hele..” gerisi nasıl olsa düşünülmeyecektir.

halbuki talihli olmak da talihsiz olmak da imtihanın sadece birer ara yüzüdür.

“kahrın da hoş lütfun da hoş” diyebileni arıyor olabilir mi, acaba şansın kuşları ? 

acının içinde bir lezzet, lezzetin içinde bir acı saklı. dikkatle bakmak kafi.

Görünen o ki şansızım diye kendimizi kahretmek saçma. Vazgeçmek gerek bu huylardan.

Hatırlarsanız “Şans kapıyı çalınca” diye bir yarışma programı vardı. İşte tam olarak durumu özetleyen bir yerdeyiz.

Şans kapımızı çaldığında hazır olacak mıyız?

Not: Ünlü birine sormuşlar “şansa inanır mısınız?” diye, o’da “tabi ki inanırım yoksa rakiplerimin başarılarını nasıl açıklayabilirdim.” diye cevap vermiş.

Bu yazı Meral Tarhan‘ın anısına yazılmıştır.

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir