ZAMANLA DEĞİŞEN “SEVGİLİ”

1ask_anlamli_cizimler_23-221x300

Önce bir kelime buluyor, sonra bu kelimeye anlamlar ve değerler yüklüyor, sonunda da piç edip kirletiyor ve bir kenara fırlatıyoruz.

İnsan olmaktan utanacağımız maddelerin listesi, gurulanacağımız maddelerin listesini geçeli çok oldu. Dünya hiç iyi bir yere gitmiyor, kuşaklar arası fark her geçen gün daha fazla ilerliyor.

Dünya çapında jenerasyonlar X ,Y ve Z kuşakları olarak adlandırılıyorlar. 1961-1979 doğumlular için X, 1980-1999 için Y ve sonrası doğumlular için Z kuşağı tanımlaması yapılıyor.

Z kuşağındaki tüketim hızı, Y kuşağını ezip geçti, X kuşağı ise devasa bir çaba ile adapte olmaya çalışıyor.

Bu kuşakların “Sevgili” kelimesine yüklediği anlamlar ise geleceğe dair bir çok ipucu barındırıyor.

X kuşağı, günümüz de Baba/Anne – Büyükbaba/Büyükanne sıfatları ile yaşamını sürdürüyor. Bir çoğunun sevgili olmadan direkt olarak evlendiği ve Y kuşağını dünyaya getirdiğini düşündüğümüz de, “Sevgili nedir?” sorusuna o zamanlar etraflıca bir cevap veremediklerini görüyoruz. Beşik kertmesi ya da görücü usulu, hayat arkadaşları edinen bu kuşağın mirası olan Y kuşağı ise “Sevgili” kelimesinin en iyi hakkını veren kuşak oluyor.

Neden mi?

Çünkü Z kuşağı, sevişmek için sevgili oluyor.

Y kuşağında iseniz, her iki kuşağı da detaylı bir şekilde tecrübe etme şansı yakalıyorsunuz. X kuşağı, “sevgilinin elinden tutmak” nedir bilmezken, Z kuşağı “sevgilinin elini tutmakta bir şey mi” diyor.

Y kuşağı bir eli tutmanın ne kadar harika bir duygu olduğunu doruklarda yaşayabilen tek kuşak olarak çıkıyor karşımıza. Çünkü hiç bir kuşak, sevgilinin elini tutmak için sarf edilen çaba neticesinde terleyen avuç içlerini kurutup, tekrar terleyene kadar kararsız kalmıyor. Bu kararsızlık ile geçen sürenin farkında olmamak ise, zamanın onun yanında nasıl hızlı geçtiğinin kanıtı oluyor.

Öpmek mi?

X kuşağının sadece evlendikten sonra karşılıklı tecrübe edip beraber öğrenebildikleri, televizyonda gördüklerinde kanal değiştirdikleri ya da yüzlerin bir tarafa çevrildiği;
Y kuşağının, televizyonda meraklı gözlerle izlediği, ilk sevgili ile beraber ilk öpücük kavramını yüceleştirdiği, bir çoğumuzun “komşunun çocuğu” kişisi ile tattığı;
Z kuşağının ise, ilk okul ya da orta okulda iken “Sen hala öpüşmedin mi?” sorularını sorduğu/duyduğu eylem.

Bu sebeple, toplum baskısı ile hakkının verilmediği “ilk öpücük”lerin nüfusu gittikçe artıyor.

Kuşakların canı cehenneme, bilgi çağındayız ve öğrenme açlığı taşıyan bir insanın karşısında hiçbir şeyin duramadığını biliyoruz.

Dünya artık eskisi gibi değil, bunu anlamak için üstün zekalı olmak gerekmiyor. Hayvanlar bile yaşadığı ortama insanlardan daha hızlı adapte oluyor. Dünyanın bir tarafında hala zorla evlendirilen kadınlar, tecavüz duygusu tadarken, diğer tarafta çok eşlilik normal karşılanıyor ya da kadınlar hayatlarına asla bir erkek almadan olağan bir şekilde beraber yaşıyor.

Din mi?

Dini nikah olmadan yapılan seks zina, peki rızası olmadan canı yanmasına rağmen sesini çıkarmayan kadının, üstünde tepinen hayvanın yaptığı şey sevap mı?

Okumak ve gözlemlemek, bir çoğunuzun yapmadığı bir şey. Bu sebeple toplumun size öğrettikleri ile hayatı yaşadığınızı sanıyorsunuz. Halbuki bir açsanız gözünüzü, etrafınızda olup bitenlere baksanız…

Sevgili/Eş sıfatı olmadan hayatının en huzurlu seksini tadan insanlar var.
Sevgili/Eş sıfatı ile tecavüze uğrayan insanlarda var.

Peki doğru ne?

Hangi doğru, doğru?

Kişisel doğru mu?
Toplumsal doğru mu?
Evrensel doğru mu?

Kimseye müdahale etmiyor ve etkilemiyor ise, kişisel doğrudur doğru olan.
Onun dışında kalan her şey evrensel doğrulara göre hareket etmeli, çünkü toplumsal doğruların canı cehenneme.

Toplumun kelimelere yüklediği anlamların hepsini reddediyorum ve kişisel doğrularım ile evrensel doğruları harmanlayıp hayatımı yaşıyorum.

Çünkü sizin gibi kendimi kandırmıyorum.

Sadece erkeklerin değil, kadınlarında çapkın olacağını kabul ediyorum. Her insan farklı ve kendi doğruları olabilir, bana çok büyük zararlar vermediği müddetçe onu anlayışla karşılamayı seçiyorum.

Bir sıfat olmaksızın bir şeyler yaşayan insanların daha bilinçli bir diyalog sürdürdüğünü görüyorum, bu bilinç ile her iki tarafında mutlu olduğuna şahit olduğumda, toplumun onları nasıl sıfatlandırdığı ile zerre ilgilenmiyorum.

Her şeyin altına niyet koyuyorum, ve art niyet taşımayan her şeyi sonuna kadar yaşıyorum…

Her bir cümlemin altında o kadar çok şey var ki anlatmak istediğim, başka bir zamana belki…

Bu dediklerimi anlamayanlar mı?

“Anlamamak, anlamadığım bir kavram” başlıklı başka bir blog yazımda anlatacağım bir konu…

4 Responses to “ZAMANLA DEĞİŞEN “SEVGİLİ”

  • Mukkeeemeel bir yaziydiii, okurken beni benden alan ilk ve tek yaziydi. Size olan sevgimdenmidir bilinmez ama sanirim asik oldum bu yaziya!

  • Nereye bağlıyacağını merak ederek sonuna kadar keyifle okudum .
    Toplumcu gerçekçi yanları çok fazla …

    Çenenin çalışmasını istediğim kadar kalemininde susmaması gerektiğini düşünüyorum artık ..

    Saygılarımla .

  • abidin ergül
    2 sene ago

    Doğru ; nekadar neye göre kime göre bunun tek cevabı şudur anne ve baba çocuğa neleri doğru yüklediğine bağlı 🙁 sen doğrularından vazgeçme ve bu yolda devam et olurmu

  • Kuşak çatışması mı? Saçmalamayın x , z’yi çoktan afaroz etti sıra biraz daha zor olan y de. Daha sonra ne mi olacak? Deneyimlerin yaşı düşecek sadece x,y,z değil bunun yanına başka kuşaklarda gelecek abcdef gibi. Bizde bir yada birkaç kuşak daha sayabildiğimiz için kendimizle gurur duyacağız ama işte ozaman hangi kuşakta olduğunuzu unutacaksınız ve asıl kuşağınız dışındaki diğer kuşaklar sizi afaroz edecekler.

Leave a Reply Text

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir